Vücut bütünlüğü ile ilgili yasal düzenlemeler


Genital muayene suçu düzenleniş itibariyle takibi şikâyete bağlı bir suç olmayıp, soruşturma ve kovuşturması re’sen yapılan suçlardandır.



Soruşturma ve kovuşturması re’ sen yapılan genital muayene suçu ile ilgili ceza davasında,  öncelikle 6284 sayılı Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının (kısaca “Bakanlık”) sanık hakkında açılan kamu davasından haberdar edilmesinin zorunlu olup olmadığı hususunda tereddütler bulunmaktadır.

Genital muayene suçunda, birden fazla hukuki yarar koruma altına alınmakta olup, bunlar arasında; vücut bütünlüğü ve cinsel dokunulmazlık ile adliyenin işleyişinin korunması yer almaktadır. Bu konuda Anayasa düzeyinde benimsenen pozitif ayrımcılık ilkesinin esas alınmasının yerinde olacağı inancındayız.

Bizim de katıldığımız Yargıtay Ceza Genel Kurulunun  09.05.2019 tarih, 2019/180 Esas ve 2019/402 Karar sayılı içtihadında da belirtilen hukuki sebeplerle genital muayene suçu hakkındaki ceza davasında da Bakanlığın sanık hakkında açılan kamu davasından haberdar edilmesi gerekmektedir. Söz konusu hukuki sebeplerden bazıları şunlardır

-Anayasa’nın herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğunu hüküm altına alan “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10. maddesi,

-Ailenin, Türk toplumunun temeli olduğunu ve eşler arasındaki eşitliğe dayandığını belirten Anayasa’nın 41. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen devletin, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alacağı kuralı,

-Birleşmiş Milletler tarafından 18.12.1979 tarihinde kabul edilen ve ülkemizde de 14.10.1985 tarih ve 18898 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi”,

-Birleşmiş Milletler tarafından 20 Aralık 1993 tarihinde kabul edilip kadına yönelik şiddet konusunda ilk uluslararası belge özelliği taşıyan “Kadınlara Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Bildirge”,

-Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin, Kadınların Şiddetten Korunmasına Dair 30.04.2002 tarih ve 2002-5 sayılı Tavsiye Karar

– Kadına Yönelik Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi),

-6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve bu Kanunun Uygulama Yönetmeliği,

-Anayasanın “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36. maddesi ve “Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması” başlıklı 40. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın “Kamu davasına katılma” başlıklı 237. Ve 238.  Maddeleri.

Ayrıca, Devletin katılma hakkına bağlı olan kanun yolu davası açma hakkı, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkları gidermek ve isabetli karar verilmesini sağlamak bakımından davanın tarafları yanında toplum için de önemli bir teminat oluşturduğundan temel haklar arasında sayılmaktadır.

Genital muayene suçunun yargılaması sonucunda, birinci derece mahkemesince kurulacak hükme karşı Bakanlığın üst yargı yollarına başvuru hakkı olup olmadığı husus da ayrı bir hukuki değerlendirmeyi gerekli kılmaktadır.

Bizim de görüşüne katıldığımız, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun  09.05.2019 tarih, 2019/180 Esas ve 2019/402 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, bu konuda Bakanlığın üst yargı yollarına başvuru hakkı olmalıdır.

Ailenizle birlikte esenlik ve mutluluk içinde olmanız dileklerimizle, saygılarımızı sunarız.

Yorum Ekle