Spor Yasası çözüm olacak mı?


7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu 22 Nisan 2022 tarihinde Resmi gazetede yayımlandı ve yürürlüğe girdi.



Hayırlı olsun diyelim.

Kanunun amacı; “Spor kulüpleri, spor anonim şirketleri ve spor federasyonlarının kuruluşu, organları, üst kuruluş oluşturmaları, gelir ve giderleri, bütçe ve harcama esasları, görev, yetki ve sorumlulukları, denetimleri, bunlara yapılacak her türlü yardımın şekil ve şartları ile bunlara ilişkin diğer hususlara dair usul ve esasları düzenlemek” diyor metin.

Kanun, yürürlük ve geçici hükümler dahil 60 maddeden ibaret. 

TFF tarafından düzenlenen Spor Kanunu Hazırlık Komisyonlarında bulundum (2011/13). İstanbul’da Ankara’da bu yıllarda spor kulüpleri yöneticileri, spor alanında çalışmalar yapan hukukçu üstatlar, yetkililer ve ilgililerle konunun uluslararası mukayeseli ve iç hukuktaki en ince detaylarına kadar görüşmelerine tartışmalarına katıldım; teklifler, metinler sunduk.

Ancak rafa kaldırılıp kaldırılıp indirilen metinler sonrası ah nereden başlasam? sSnunda söyleyeceğimi baştan söylemek en iyisi.  Sonuç kanun ise pek çok hükmüyle ortaya karışık bir çorba çıkarmış.

Elbette ki, bir ülkenin spor alanında ileri seviyelerde olması yeknesak olarak yasayla, tüzükle mevzuatla olacak iş değil.  Evet, sahada doğru işleyebilecek sürdürülebilir kurallar gerekli ve zorunlu, ancak vizyon – mantalite olmadan kurallar ne işe yarar? Söz gelimi çok gürültüyle getirilip yamalı bohçaya dönüşen şu meşhur Sporda Şiddet Yasası ne oldu? Sporda şiddeti önledi mi? 
Yeni yasa mevzuat bütünlüğü sağlamak bir yana Türk Ticaret Kanunu, mevcut yasa ile birlikte pek çok mevzuatın iç içe girdiği kompleks bir yapı arz ediyor.
15. maddeden özellikle 2. fıkradan başlamak istiyorum. Bu madde Türk sporunu ileri götürmek yerine bilakis çıkmazlara sokacak cinste. Mevcut spor kulüpleri misalen Bursaspor anonim şirkete dönüşebilecek mi? Evet gibi görünüyor ancak anonim şirkete dönüşse de mevcuttaki dernek bu anonim şirketin hakim hissedarı olmak durumunda gibi gözüküyor, netlik yok. E bu durumda hangi akıllı sermaye bu işe para yatırır? Maddenin ilgili hükmünü aynen aşağıya kopyalıyorum;
MADDE 15- (1) Spor kulüpleri, belirli bir spor dalına ilişkin aktif ve pasif varlıklarını bir bütün olarak, bir spor anonim şirketine sermaye olarak koyabilir veya devredebilir.

(2) Bir spor anonim şirketi ile bu şekilde mal varlığı ya da sözleşme, ortaklık, yönetim veya benzeri bir bağlantısı olan spor kulübünün, ilgili spor anonim şirketinde 6102 sayılı Kanunun 195 inci maddesi anlamında doğrudan ya da dolaylı hâkimiyeti bulunmalıdır. Bu şekilde doğrudan veya dolaylı hâkimiyeti bulunan spor kulübü lehine düzenlenecek imtiyazlar hariç olmak üzere spor anonim şirketlerinde; diğer paylara, belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine, belirli pay gruplarına ve azlığa 6102 sayılı Kanunda düzenlenen herhangi bir imtiyaz tesis edilemez.

Salt spor kulübü ya da anonim şirket yöneticilerine hapis-para cezası gibi ağır müeyyideler getirerek, üstelik tamamen hakim politikanın elinde bulunan Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın vesayetini güçlendirerek spor kültürünü üst seviyeye çıkarma düşüncesi ne kadar doğru bir yaklaşım?
Madde 47 meşhur olacak, spor kulübü ya da A.Ş. yöneticisi olmak ateşten gömlek giymekle eşdeğer. Eğer kötü niyetli ya da beceriksiz birilerinin elinde bir soruşturmaya denk gelirseniz adliyelerde gel gitlerle dolacak onlarca yılınız var. (Bizim dosyalar 10 yılı aştı bu arada)
Kanunda inanınız kavram kargaşaları – net karışıklıklar var. Hazırlık evresinin kötü geçirildiği net bir şekilde anlaşılıyor. Bir yanda dernek statüsünden çıkmaktan bahsedilirken genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kurulunun oluşumu, toplanması, görev ve yetkileri, tutulacak defterler ile kararları ve kanunda hüküm bulunmayan belki de yüzlerce husus dernekler mevzuatının ilgili hükümleri uygulanır deniyor. Yani dernekler mevzuatının getirdiği üyelik, genel kurul iptal davaları, karmaşık – uyuşmazlık doğuran sistemlerinde geçmişe devam! 
Madde 8/5 diyor ki, “Spor kulüplerinin faaliyet gösterdikleri spor dallarından bir veya birkaçı, aktif ve pasif varlıklarıyla bir bütün olarak, genel kurul üye tam sayısının en az dörtte üçünün katılacağı genel kurul toplantısında, toplantıya katılanların salt çoğunluğunun oyu ile alınacak kararla başka bir spor kulübüne veya spor anonim şirketine mal varlığını devredebilir.” Bursaspor örneğinde düşünelim, derneğin hakim olacağı bir A.Ş. modeline geçmek istiyorsunuz. Altı bin üyeniz var, bu durumda dört bin beş yüz üyeyi, toplantıda hazır bulundurmak zorundasınız!  Biliyoruz ki genel kurullara katılım yüzdeleri oldukça düşük. E hani biz A.Ş. ye geçişleri kolaylaştıracaktık?
Bir de genel kurulların elektronik ortamda yapılabilmesine yönelik hükümler var ki nasıl hayata geçirilecek merak konusu. Üyeler şifrelerini tıklayıp tercihlerde bulunabilecek.
Bir spor kulübü ile bağlantılı olan spor anonim şirketlerinde şirket kârından kuruculara, yönetim kurulu üyelerine ve diğer kimselere herhangi bir menfaat sağlanamaz. Yani A.Ş. statüsünde yine tüm kararlara dernek hakim olacak ancak sermaye koyacak olan adeta sermayeyi bağış yapmak zorunda! Bu nasıl mantık?
Kamu yararı statüsünü bir şekilde elde etmiş olan kulüpler var biliyorsunuz. Bursaspor da bunlardan biri. Başından beri haksız ayrıcalıklar saçması! Eşitliğe aykırı buluyorum. Yeni düzenlemede eskiden bu statüyü alan kulüplerin yeni kriterlere uysun uymasın kazanılmış hak gibi görülerek statüleri korunuyor. Kanun yapıyorsanız cesur olup haksızlıkları gidermeniz gerekiyordu.
Yasanın mali hükümleri, federasyonlar, Bakanlığın spor dünyasındaki görev yetkileri dahil pek çok hükümleri tartışmaya açık. Gelecek haftalarda yine bu sütunlarda aktarmayı düşünüyorum.
Yakın gelecekte taşların yerine oturup ehil kalemlerin, yönetici, sporcu, tarafların olumlu eleştirileri ile yasanın metinde belirttiğim kilit hükümleri dahil olmak üzere pek çok hükmünün yeniden ele alınacağına inanıyorum.

Yorum Ekle