ROMALILARI ÖRNEK ALALIM!


Bursa’yı çirkin bir şehir haline dönüştüren çarpık kentleşmeden hızlıca kurtulmamız şart.​



Yazı fotoğrafım yaklaşık 2 bin yıl öncesinin Roma şehir mimarisini gösteriyor.​ ​

Şehirleşmelerindeki ızgara planı, düzenliliği görüyorsunuz değil mi?​ ​

Peki ya eski bir Roma şehri olan günümüz Bursa’sının sahip olduğu mimariyi nasıl açıklayabiliriz?​

Hiç zorlamayalım. Zira bizden 2 bin yıl önce yaşamış insanlardan daha geride olmak açıklanabilir bir şey değil.​

Tabii şehircilikte Romalıları örnek  gösterirken, geçmişte birilerinin yaptığı gibi Romalı Brütüs'ü örnek almaktan bahsetmiyorum.

Zira içimizden birileri Brütüs gibi şehrin kalbine Toki hançerini saplayıvermişti !

Neyse günümüze dönelim...

Evet Bursa’nın en büyük, en başta gelen üç sorunu trafik, çarpık kentleşme ve göçtür.​

Ben bu yazımda çarpık kentleşmeye değineceğim zira nihayet bu konuda Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekten somut adımlar atılmaya başlandı.​ ​

Bursa’nın % 80’nin dönüşmesi lazım. Özellikle Yıldırım ve Osmangazi’nin buna acilen ihtiyacı var.​

Ancak bu aynı anda olamayacağına göre öncelikli olan İstanbul Yolu ve iç semtleriyle konuyu ele almak istiyorum.​

1990’lı yılların başlarıydı ve Bursa’daki çarpık kentleşme soruna kafayı takmaya başlamış ve kendimce olması gerekenleri düşünüyordum.​

İşyerlerim genelde İstanbul Yolu tarafında olduğundan o yolu kullanıyor ve en çok da o taraf ile ilgili fikirlerim oluşuyordu.​

Sürekli şimdiki metro market -ki o zamanlar boş bir arsaydı- ve postane arasının sağlı sollu tamamen yıkılıp şık ve aynı kat sayısındaki önleri ağaçlı binalara dönüştürülmesi gerektiğini ifade ederdim.​

Bu konu başkaları hatta bunu yapabilecek yetki sahibi belediye başkanlarınca da dile getirilirdi; ancak icraata gelince bir şey göremezdik. ​

Ta ki bu döneme kadar da göremedik.​

Ancak mevcut Başkan Alinur Aktaş aynen hanlar bölgesinde olduğu gibi İstanbul Yolu'na da cesaretle müdahalede bulundu ve Beşyol’da tüm o bölgeyi tetikleyecek kentsel dönüşüme start verdi.​

Hatta “Metro Market’ten Kent Meydanı’na kadar dönüştüreceğiz” diye de ekledi. ​

Ben postaneye kadar diyordum başkan kapsamı daha da geniş tuttu. ​

Bence de son derece haklı. Zira Kent Meydanı çevresi de Bursa’ya yakışmıyor.​

Ancak dönüşüm yapılırken sadece o alan değil tüm bölge değerlendirilmeli ve yaparken planlı bir şekilde uygulanmalı. ​

NİLÜFER’E İMAR İZİNLERİ ASKIYA ALINMALI​

Mesela en yakın örnek Nilüfer ilçesi, hepi topu 30 yıllık yeni bir yerleşim olmasına rağmen cadde ve sokakları son derece plansız durumda. Yeni sitelerin var olması insanları yanıltıyor ve modern bir ilçeymiş gibi algı oluştururken Nilüfer’in bu yönünü çok fazla gündeme getirmiyor. ​

Oysa Nilüfer’de de büyük bir plansızlık var. Labirent gibi ara sokaklar, binaların etraflarından şekilden şekle girerek ilerleyen yollar. ​

O yüzden Osmangazi’de dönüştürülecek yerlerde aynı hataya tekrar düşmemek gerekiyor.​

Konumuz Osmangazi yani şehir merkezi olduğuna göre oradan devam edelim.​

İstanbul Yolu’nun sadece iki kenarının dönüşümü yetmez.​ ​ ​

O yolun her iki tarafındaki mahalleler de etap etap aynı şekilde dönüşüme dahil edilmeli.​

Belediyenin bu tarz planları olduğunu da biliyorum; ancak sürecin hızlandırılması gerektiğini vurgulamak için bunları yazıyorum​

Planlı, sağlıklı, altyapılı ve yeşil bir dönüşüm tabi ki.​

Bakın bu dönüşümün hızlanması başka bir deyişle Bursa şehir merkezinin bu çirkinlikten hızlıca kurtarılıp güzelleştirilmesi için yapılabiliyorsa veya mümkünse diyeyim Nilüfer başta olmak üzere kent merkezine uzak yerlerde imar izinleri durdurulup müteahhitler “Garaj altı” diye tabir edilen semtlere yönlendirilmeli. ​

Bakıyoruz şehrin uzak noktalarında mantar gibi lüks ve şık binalar, siteler yükselirken, Bursa şehir merkezi, Rio de Janeiro'daki meşhur gecekondu semtleri Favelalar gibi duruyor.​ ​

Tamam her yerde güzel binalar olsun ama şehir merkezi de böyle kalmasın.

Bunun için ülke çapında büyük inşaat firmaları da davet edilebilir. ​

O 15-20 firmaya verilip hızlı bir dönüşüm sağlanabilir.​

Tabi ki müteahhitler girmeden önce cadde ve sokak planları şehir plancıları tarafında önceden çizilmeli. ​

Yani bugüne kadar olduğu gibi “Önce binayı yap yol için nasıl olsa yer bulunur” mantığı değil, önce caddeler planlanıp sonra binalar yapılmalı.​

Bu arada “Yeniden yeşil Bursa” için yolların orta refüjleri ve kaldırım kenarları ağaçlandırılmalı. ​

Bakın “Yeşil alan” demiyorum. “Ağaçlandırılmalı” diyorum. ​

Zira ancak kent merkezini ağaçlandırarak kaybettiğimiz “Yeşil Bursa” unvanını geri kazanabiliriz.​

O bölgedeki dönüşüme en büyük engel olan 5-6 kat kotası da biraz daha artırılmalı.​

Çünkü bunun başka çaresi görünmüyor ve mevcut haliyle ilerleme kaydedilemiyor.​

Hiçbir inşaat firması para kazanmayacağı bir işe doğal olarak girmez.​

Yatay mimari ile bu sorun çözülemez. ​

Zaten yatay mimari daha çok yeşil alan olabilecek yerin bina ile dolması demektir.​

O yüzden kat sınırı mümkün mertebe biraz daha zorlanarak şehir estetiğine uygun, güvenli ve tüm tarafları memnun edecek hızlı bir dönüşüm yapılabilir.​

Büyükşehir Belediyesinin büyük gayretleriyle önemli bir başarı elde eden ve “2022 Türk Dünyası Kültür Başkenti” seçilen Bursa, doğal güzelliğine, tarihi zenginliğine, kentleşme anlamında da güzellikler katılmayı sonuna kadar hak ediyor.​

En önemlisi böylesi doğal ve tarihi zenginliği olan şehre bu mimari yakışmıyor.​

Bu yüzden de devlet, belediyeler, vatandaş, müteahhitler herkes üzerine düşen fedakarlığı yapmalı.

Dünyaca tanınması hedeflenen Bursa layık olduğu şehirleşme ve mimariye kavuşmalı.​

Yorum Ekle

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı İstemi Doğan 03 Ocak 2022 10:50 Mükemmel tespit ve öneriler. Tebrik ediyorum sizi Tarık bey.