Para ve mal piyasalarında kriz ve faizle karşılanamayan zararlar davaları


Döviz, faiz, kurlar, fiyatlar, fiyat istikrarı… Memlekette ekonomik görünüm ve gidişat malum oldukça negatif ve karışık.



Hatta dünyada da. Ancak elbette ki bu konuda açık ara şampiyonluk yine bizde.

Döndük mü yoksa yine 80’lere?

Pek çok anlamda “keşke dönebilsek” dediğimizi duyar gibiyim. 70- 80’lerde de çift hatta üç haneli enflasyonlar yaşadık.

Kurlarda keza.

Sabit denendi olmadı, sonra piyasaya geçtik yine olmadı.

Globalleşen dünya üretim ticaret coğrafyasının evrimini sürdürme, tamamlama süreci bu.

Bu da geçecek.

Okuyup araştırdıklarımız kadarıyla Covid-19 pandemisinin etkilerinin geride bırakılması 2022 yaz aylarını bulacak gibi. Tedarik zincirlerinin onarımı, çip üretimi ve tedarikinin aşılması, global çapta ürün fiyat istikrarının sağlanması.

Umarım süreç daha hızlı ilerler.

Hakim iktidar ve desteklerince içerdeki ekonomik dalgalanmaların, Covid-19 etkisi, global ürün tedarik ve çip krizine endekslenmesi çabaları var.

Ancak iç siyasette, iktidar gücünde herhangi bir negatif etken, zorluk yok ve özellikle döviz ve fiyat piyasalarında maruz kalınan ürkütücü gidişatın “ekonomi yönetimine duyulan güven” endeksinden başka bir açıyla izah edilemeyeceği kanısındayım.

Geçelim faizle karşılanamayan zararlar meselesine. Hukuk çevrelerince iyi bilinen eski ve köklü bir kavramdır munzam zarar. Yani ek zarar.

Örneksemeyle ve basit anlatımla, belli günde almanız gereken 100 lira ödeme size yapılmadı, dava veya icra takibi açar, alacağınızı alırsınız.

Gününden üç sene sonra aldınız, paranıza yıllık %9’dan %27 toplam faizle 127 Lira tahsil ettiniz. Ancak döviz, faiz, tahvil, mal fiyatları ve birçok ürün hizmet fiyatına göre sizin paranız üç sene öncesi alım gücüne göre bu 27 TL’lik faize rağmen yine de diyelim ki %100 eridi. İşte siz bu aradaki alım gücü farkını dava edebiliyorsunuz.

İster tüccar olun, şirket ya da kişi, ister tüketici, vatandaş.

Elbette hukukta bunun teferruatları ve istisnaları da mevcut. Söz gelimi zaman aşımı, tahsil edildikten sonra on yılı aşmayacak bu davanız.

Keza her dönem için açılamıyor, zıplama, fiyat ve kurlardaki aşırı oynaklıklar sonrası söz konusu.

Peki bu konuda değişen ne derseniz, Anayasa Mahkememizin 2017’deki bir kararında geçen ifadeler öne çıkıyor, bu ifadeler sonrasında öncesinde bu faizle karşılanamayan haklarınızı ileri sürebilmek için ekstradan spesifik özel bir zarar gördüğünüzü ortaya koyup ispat etmeliydiniz.

Ancak 2017 sonrası için özel zarar gördüğünüzü ispat etmeye gerek yok.

Alacağınıza geç kavuşmuş olmanız, faizin paranın alım gücünü karşılamamış olması, fiyatlarda aşırı oynaklıklar yaşanmış olması yeterli. (Bu genel kuralın sayfalarca izah edilebilecek çok az istisnaları da var bu nedenle ayrıntılara girmek elbette zor.)

Döviz kurlarında ve ürün fiyatlarında 2021 yılının 2’nci yarısı yaşanan oynaklıklar sonrası faizle karşılanamamış zararlara ilişkin davaların mahkemelerimizi epeyce yoracağı kesin gibi. Biz de sizlere haklarınızı ve yasa ile uygulamanın yaklaşımını sunarak bu haftaki görevimizi sanırım tamamlamış olduk.

Haftaya bu satırlarda buluşmak üzere.

Yorum Ekle