Memleket hastanesinin, yanıtı olmayan soruları...


TÜRKİYE'nin en büyük sorunlarından biri de, Ankara'dan yönetilmesi...



Bunun da bedelini maalesef ülke ödüyor...
Devletin bazı kurumları hakkında önemli kararlar alınacağı zaman,
detaylı araştırma ve incelemeler yapılmalı...
Bu kararın, getirisi ve götürüsü masaya yatırılıp, toplumun her kesiminin görüşü sorulmalı...
Kafalarda soru işaretleri oluşuyorsa, iptal edilmeli...
Bizde ise sistem çok farklı işliyor...
Satılması düşünülen bir kurumun hiç şansı yok...
Hemen, elden çıkartılıyor...
Kapatılması düşünülenler de, hemen boşaltılıyor...
Kapısına, kilitler vuruluyor...
Gözden çıkartılan o kuruluşun, ne zaman yapıldığı, nasıl inşa edildiği, verdiği hizmet, çevresine sağladığı katma değer hiç dikkate alınmıyor...
Tıpkı, Bursa Muradiye'deki, Memleket Hastanesi gibi...
Burası, devletin sıradan bir sağlık kuruluşu değildi...
Dikkatinizi çekerim...
Türkiye'nin ilk Memleket Hastanesiydi..
Böyle de bir özelliği vardı...
Şehrin dışına kurulan Şehir Hastanesi açılınca, bu sağlık kuruluşunun taşınmasına karar verildi...
Öyle de yapıldı...
Şimdi...
Bu kararı alanların, hastanenin nasıl yapıldığını, bölgeye ne gibi hizmet verdiğini araştırdıklarını sanmıyorum...
Biraz, sorup-soruşturma ihtiyacı duysalardı...
Hastanenin, Ahmet Vefik Paşa'nın 1862’de Bursa’ya vali olarak gelmesinden sonra yapıldığını…
Ahmet Vefik Paşa’nın ikinci Bursa Valiliği sırasında, geliştirilip atmış yatak kapasitesine çıkartıldığını...

Yapılan harcamaların, bazı hanlardan ve balıkhanenin kirasından, pazaryerinin temizlik gelirinden, o zamanlar temiz akan Nilüfer Çayı'nın suyundan, Uludağ'dan getirilen odunların satışından ve Bursa Tiyatrosu'ndan karşılandığını...
Birinci Dünya Savaşında, Yunan işgali ile hasar gören hastane, 1922 yılında onarılıp, geniş doktor kadrosuyla yatak kapasitesinin yüz elliye çıkartıldığını...
Artan hasta ihtiyacını karşılamak için 1947 yılında, Vali Haşim İşcan önderliğinde, Başhekim İbrahim Öktem ve diğer İl yöneticilerinden oluşan bir heyetin, hastanenin daha da büyümesine karar verdiğini...
Hastane masraflarının karşılanması için piyango çekilişi düzenlendiğini...
Büyük ikramiyenin ev olduğu bu çekilişten, bir milyon lira gelir elde edildiğini...
Halkın katkısıyla yapıldığı içinde, adının Memleket Hastanesi konulduğunu…
Ve, Türkiye'de ilk olduğundan haberdar olsalardı…
İnanın, farklı düşünürlerdi…
Ayrıca...
Bu hastanenin odalarının tamamına yakınının, hayırseverler tarafından yeniden inşa edildiğini....
Yenilenen ameliyathanelere modern cihazlar alındığını....
Yıllık hasta kapasitesinin iki milyona ulaştığını...
Sadece Muradiye'de değil, çevrede ki tüm esnafın en büyük kazanç kapısı olduğunu da bilselerdi...
“Hayır, biz böyle bir hastaneyi kapatanlar arasında olmak istemiyoruz” derlerdi…
Ama, bunu yapmadılar…
Şimdi gelelim, madalyonun arka yüzüne…
Bursa, dünyada en fazla hayırseveri olan bir şehir...
Hastanenin tüm odalarını yeniden tefriş eden hayırseverlere, “Siz yaptınız ama biz kapatmak zorunda kaldık” nasıl diyeceksiniz…
Kendilerinden, yeni bağış yapmalarını hangi sözlerle isteyeceksiniz...
Ve, onları ikna edeceksiniz...
Hastanenin kapatılmasından sonra, esnafın büyük bölümü, siftah yapmadan işyerlerini kapatıyor…
Kara karada düşünüyor…
Onların bu çaresizliğine nasıl çözüm bulacaksınız...
Hastanenin, tekrar bir şekilde açılacağını söylüyorsunuz…
O zaman, neden kapattınız…

Bunlar, kapatılan Memleket Hastanesi'nin yanıtı olmayan soruları...
Siz, Bursa hakkındaki kararı Ankara'dan verirseniz...
Olacağı buydu....

Yorum Ekle