Mecburen


A Milli futbol takımının başarısına tanık olmak için İstanbul’daydık.



Önce maçla başlayalım.

Gruplarda başarılı bir performans çizen A Milli takım 2020 Avrupa futbol şampiyonasına katılabilmeyi garantilemek adına belalısı ! İzlanda karşısındaydı.

İlk maçta olduğu gibi duran topla Türkiye’yi vurma planı ile sahaya çıkan, fizik ve koşu kalitesi iyi İzlanda’ya karşı, Şenol Güneş defansif bir kurgu ile sahadaydı.

Türkiye için bir puanın yeterli olduğu karşılaşmada önce durdur sonra vur taktiği benimsenmişti.

Defansif özellikleri ağır basan oyunculardan kurulu orta saha beklediğimiz gibi çok üretken değildi.

Hava toplarında da üstün olan İzlanda defansı o şekilde de aşılamayınca Hücum organizasyonlarında Şenol Güneş’in öğrencileri zorlandı.

İyi alan kapatan İzlanda Milli takımımızın pas bağlantılarını da keserken araya top atılmasını da engelledi.

Ama bu arada kendilerinin de pas yüzdesi oldukça düşüktü bu da Millilerimiz için avantaj oldu.

Sakatlıktan yeni çıkan Cengiz biraz bireysel oynadı, şutlar denedi. Bu konuda belki O’nu eleştirenler çıkacaktır; ama aşılamayan savunmaya karşı Cengiz’in denemeleri her ne kadar başarılı olamasa da bana göre doğruydu

Burak’ın kaçırdığı gol ve Merih’in çizgiden çıkardığı top maçın iki kader anıydı diyebiliriz.

Son haftalarda formda olan ve takımına skor katkısı veren Yusuf Yazıcı’nın oyuna daha erken girmesi gerektiğini düşünüyorum.

Şenol Güneş neden o kadar bekledi anlayamadım.

Forvet hattında keşke bu Cenk Tosun olabilseydi diye maç boyu düşündüm.

Biz futbolda sistem değil jenerasyon ülkesiyiz.

İyi bir jenerasyon yakaladığımızda başarılı olabiliyoruz.

Şenol Güneşle bu başarılmış durumda.

Sonucunda da uzun yıllar sonra Avrupa şampiyonasındayız.

Milli takımda yapılan yanlışlar nedeniyle birçok insan Milli maçlardan soğumuştu.

Avrupa şampiyonasında boy gösterecek milli takımla birlikte yeniden tüm ülke milli maçları heycan ve büyük bir coşkuyla takip edecektir.

BURSA MİLLİ MAÇA HASRET

“Milli maç heyecanı” demişken bizlerde bunu yaşamak için kalktık “Mecburen” İstanbul’a gittik.

Yazı başlığımdaki “Mecburen” de o yüzden zaten.

Timsah Arena’yı bitirme sözlerini tutmayan, tutmadıkları sözler üzerine yeni sözler veren ve o sözleri de tutmayan kent yöneticileri yüzünden sadece biz değil pek çok Bursasporlu da İzlanda maçında tribündeydi.

Bursaspor atkıları formalarıyla tribünlerde milli takımla hasret gideriyorlardı.

Timsah Arenayı bilerek ve isteyerek kasıtlı olarak bitirmeyen –ben artık böyle olduğunu düşünüyorum- kent yöneticileri yüzünden Bursa şehri milli heyecandan yoksun kalıyor.

Sorumluları ise zerre utanmıyor gerçekten enteresan.

Hak ettikleri tepkiyi almadıklarından olsa gerek !

ŞU MAÇLARI ANADOLUYA VERİN

Milli maç konusunda bir diğer konuda İstanbul’da oynanan maçlar.

Uzun zaman sonra basın tribünü dışında maç izledim. Atmosferi daha da yakından yaşadım.

Atmosfer derken olmayan atmosferden bahsediyorum aslında.

Federasyon şunu anlamalı.

İstanbul kulüplerinin taraftarları kendi kulüp takımlarının maçlarında Real Madrid’i, Liverpool’u, Bayenrn Münih’i, Manchester United’i Milan’ı izliyorlar.

Yani ulusal maçlara doyuyorlar.

Bu saydığım kulüpleri izleyen İstanbul tribüncüleri gelip İzlanda'yı izlemiyor haliyle.

Kim geliyor peki ? Sağdan soldan bilet bulan aileler, bey amcalar falan.

Böyle bir taraftar profilinden de 90 dakika boyunca  gazı kaçmış gazoz gibi “Şinannari” ve “Kırmızı beyaz”dan başka ses çıkmıyor.

Şu maçları ulusal heyecanlara aç, tribün gruplarının tamamının katılım gösterdiği Anadolu şehirlerine verin diye boşuna demiyoruz.

bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort istanbul escort escort istanbul escort şişli escort beylikdüzü escort sakarya escort