Lanetli jenerasyon ve cenaze törenlerinde sosyalleşme


İçerisinde bulunduğum jenerasyon gerçekten lanetlenmiş diye düşünmeye başladım ciddi ciddi. Türkiye’de 1975-1980 doğumluların yaşadıklarına kısaca bakarsak eğer…



Bebeklik dönemlerimizde 70’li yılların korkunç dönemi; Mahalleler, sokaklar sağ - sol örgütler ve fraksiyonlar tarafından kuşatılmış hergün onlarca gencin ölümü ve bombalamalar.

Ardından 1980 darbesi ve baskıcı anayasa içerisinde çocukluğumuza geçiş dönemi. 1983 yılında yapılan seçimler ile Anavatan Partisi’yle iktidara gelen Turgut Özal’ın dönemi. O dönemlerde hemen hemen tüm toplumun libarelleşmesi, çoğulcu düşüncenin yok oluşu ve bireysel kurtuluş dönemlere geçişler. Elbette bu geçiş döneminde inanılmaz bir ABD propagandası ve öz benliğimizden kopuş.

1990’lı yılların başında 1. Körfez Savaşı ve televizyonlardan futbol maçı seyreder gibi canlı yayınlarla savaşın korkunç yanını görmemiz. Sovyetler Birliği’nin dağılması ve tek kutuplu bir dünyaya geçiş. Berlin Duvarı’nın ortadan kalkması.

1990’lı yılların ikinci yarısında ise ülkemizde faili meçhul cinayetler  ile DYP’li Tansu Çiller’in “Herkesin iki anahtarı olacak” diyerek vaat ettiği hayaller. Elbette çoğu kesim için elindeki ev de, arabanın da kaybolduğu yıllar.

Bu arada güzelim ülke Yugoslavya’nın NATO tarafından bombalanması ve müdahalesiyle dağılmasını da unutmayalım. Elbette ülkemiz içerisinde de terör örgütlerinin faaliyetleri sonucunda kaybedilen canlar.

Gelelim 1997 yılına ve meşhur 28 Şubat kararlarına. Ülkemiz birkez daha kutuplaşmış hemen arkasından başlayan ekonomik krizler ve Kemal Derviş’li dönemler.

‘Milenyum’ yani 2000’li yıllara bu şekilde geldik. Milenyumla birlikte bir şey değişmedi gene. İkinci Körfez Savaşı, 11 Eylül saldırıları, Afganistan işgali, Turuncu  Devrimler, Arap Bahar’ları , Irak ve Suriye’nin parçalanması, ülkemizde sinagog, banka, tren istasyonlarının yanısıra bombalamalar ile hain 15 Temmuz Darbe girişimi ve en sonunda Rusya- Gürcistan, Rusya- Ukrayna Savaşı.

Bu kadar savaş yetmezmiş gibi, AIDS, SARS, KUŞ GRİBİ, DOMUZ GRİBİ, DELİ DANA ve KORONAVİRÜS salgınlarının beraberinde getirdiği ekonomik krizler. Elbette yazdıklarım bu kadar kısa değil  ilk aklıma gelenleri sizlere aktardım. Açıkçası 45 yıllık yaşamımda savaşsız, ekonomik kriz olmadan ve salgınsız kaç yıl yaşadım hesaplayamıyorum. Elbette bizim jenerasyonun psikolojisi bozuk olacak.

CENAZE TÖRENLERİ YENİ SOSYALLEŞME ALANLARI OLDU

Geçtiğimiz bir ay içerisinde hem çok yakınlarım hem de yakın dostlarımın çok acı günleri oldu. Birer birer sevdiklerimizi kaybettik. Normaldir doğanın kanunu doğarız, yaşarız ve ölürüz. Ama ne olursa olsun ölüm biz insanlara acı veriyor. Açıkçası cenaze törenlerine gitmekten bıktım. Zaten psikolojisi sağlıklı bir insan sayılmam. Bu ülkenin psikolojisi zaten sağlıklı sayılmaz. Bunun da en güzel örneği hergün yaşanan intiharlardan, cinayetlerden belli oluyor.

Ancak katıldığım cenaze törenlerinde dikkatimi çeken önemli bir detay oldu. Pandemi ve ekonomik kriz öncesi hemen hemen her hafta üç dört defa görüştüğümüz, bir yerlerde oturup birkaç kadeh içtiğimiz arkadaşlarla artık cenaze törenlerinde görüşebiliyoruz. İçerisinde yer aldığımız yaşam koşulları bizleri ancak ölümlerde bir araya getirmeye başladı. GERÇEKTEN LANETLİ BİR JENERASYONUZ…

 

Yorum Ekle