Früktoz ve bilinmesi gerekenler


Früktoz ve bilinmesi gerekenler



Geçmiş 25 yıl ile günümüzü kıyasladığımızda günümüzdeki bireylerin kilosu ortalama olarak 10 kg daha fazla bulunuyor. Nedeni çeşitli olmakla birlikte; çevresel faktörler, fiziksel aktivite azlığı, beslenmeye bağlı etmenler neden olarak sıralanabilir. Kadınların iş yaşamında aktif olarak çalışmaya başlaması ev dışında yemek yeme kültürünü oluşturdu. Ev dışı beslenme sağlıklı olmayan ürünlerin tüketimini de gündeme taşıdı. Fast-food gıdalar, hazırlanmış satılan yemekler, asitli ve şekerli içeceklerin tüketimi önem kazandı ve hızla artmaya başladı. Yediğimiz yiyeceklerin enerjisi geçmişe göre çok arttı. İş yaparak enerji harcama ise azaldı. İş kolaylaştırma makinaları, masa başı iş yapma, arabalar, asansörlerin kullanılması fiziksel aktiviteyi azaltarak şişmanlığa yol açtı.
Normal koşullarda insan organizması yemek yediğinde beyne tokluk sinyalleri giderek birey doygunluk hisseder ve yemeyi sonlandırır. Oysa günümüzde bu doygunluk hissi azaldı ve bilinçsizce tüketim arttı. Sosyal yaşam yeme içme üzerine planlanmaya başladı. 'Bu akşam birlikte yemek yiyelim ve hem de sohbet ederiz' veya ' sabah kahvesine gel de laflayalım' 'şu kek tarifini yaptım gel de ikindi çayını birlikte içelim' gibi söylemler arttı. Hayat yeme ve içme üzerine kuruldu. Bu uyaranlar ve beraberinde tüketilen yiyecekler günümüzün hastalığı 'obeziteyi' yarattı.
Bu gelişmelerde etkili olan bazı hormonal etkenler ve diğer bilimsel saptamalar, genetik de göz ardı edilmemeli.
Bu hormonlardan en önemlisi leptin adını verdiğimiz hormondur. Leptin adipoz dokuda (yağ dokusu) üretilen ve açlığı baskılayarak aşırı diyet enerjisi alımını önleyen bir hormondur. İşleyiş şöyledir, yemek yeriz, leptin salgılanır ve beyin uyarılır ve yemekten önceki açlık hissi ortadan kalkar. Oysa atıştırmalık olarak yenilen yiyecekler (cipsler, bisküvi, grisini, gofret, çikolata, kuru yemişler) bu döngüyü bozar. Her an bir şeyler yiyip içen kişiler bu doyumluluğu yaşayamazlar. Ayrıca bu gıdaların içeriği ayrı bir tehlikedir. Koruyucu gıda katkı maddeleri, früktoz, tuz, posası alınmış beyaz unlar, yağlar besin yerine zehir oluşturmaktadır.
Tüketilen içecekler de işin başka bir boyutunu oluşturur. Bildiğimiz su içme yerine tüketilen Kolalı içeceklerin içinde şeker ve kafein olduğunu biliyoruz. Burada bilmemiz gereken bu içeceklerin şekerin yanında tuz da içerdiğidir. Şeker tadının yanında tuzun tadının farkına varamayız. Bu tuz bizi daha çok susatır ve daha çok kolalı içecek içmeye yönlendirir. Kafeinin bağımlılık yapıcı etkisi ise bu kısır döngünün diğer parçasıdır. İçtikçe içme isteği duyarız.
Şişmanlamanın önemli nedenlerinden birisi de yiyeceklerde bulunan şekerin artmasıdır. Özellikle früktoz son yıllarda bu alanda önemli bir görevi üstlenmiştir. 1945 öncesine kadar bir kişi ortalama 15 g früktoz tüketirken günümüzde bu sayı 72 grama ulaşmış durumdadır.
Nedir Früktoz?
Aslında meyve şekeri denilir. Ancak günümüzde mısır nişastasından elde edilmekte ve ticari olarak ucuzluğu nedeniyle çok fazla kullanılmaktadır.
Früktoz üretimini arttıran ve kullanılmasını teşvik eden yasalar Türk halkının da obezite tuzağına düşmesine neden olmuştur. Yüksek früktozlu mısır şurubu kullanımının artmasındaki neden ise ucuz olması. Tükettiğimiz tavuk yemeklerinde, ette, ekmekte, turşuda, aklımıza gelebilecek birçok besinde früktoz şurubu bulunuyor.
Früktozun zararlı olmasının nedeni elbette kalorisinin yüksek olması fakat durum bu kadar basit değil. Früktozun zararlı olmasının nedeni vücut tarafından kullanılamamasıdır. Früktozun pankreasın ß hücresini uyaracak bir reseptörü yoktur bu nedenle insülin salgılanması olmaz. Glikoz ile früktoz arasında çok büyük fark vardır. Aldığımız 120 Kalorilik glikozun yüzde 80-96'sı organlar tarafından kullanılır. Geriye kalan kısmı ise hücrelerde depolanır. 120 kalorilik früktoz tükettiğimizde ise bu kalorinin yarısı doğrudan karaciğere gider. Çünkü früktozu parçalayabilen tek yer karaciğerdir. Vücudun kullanamadığı ve doğrudan karaciğere giden maddelere toksik madde yani zehir denir. İşte früktoz da bunlardan birisidir aslında. Früktoz karaciğerde yağlanmaya, kötü kolestrolün (LDL) yükselmesine, kansere ve daha pek çok hastalığa neden olur. Früktoz birkaç biyokimyasal işlemden sonra vücudumuz tarafından doğrudan yağ depolamaya yönlendirilir. İnsan vücudunda lipogez, trigliserid ve serbest yağ asitlerini artırır. Bu yağlar karaciğerde depolanır. Bu insülinin artmasına yani insülin direncine neden olur fakat insülin görevini yerine getiremez. Bu da obeziteye davetiye çıkarır.
Sonuç olarak istesek de istemesek de früktoz şurubu neredeyse her besinde karşımıza çıkıyor. Bizim yapmamız gereken ise sağlığımız için früktoz şurubundan olduğunca uzak durmak. Özellikle şekerli ve gazlı içeceklerden, hazır pasta, kurabiyeler ve tatlılardan, fast food ürünlerden, tüm paketli gıdalardan uzak durmalıyız.

Yorum Ekle