Efsaneler şehri Bursa’nın kalbi: Ulucami (2)


Bursa.com’daki ilk yazımda sizlere Bursa Ulu Camisini yani Bursa’nın Kalbi’ni anlatmıştım. İçerisinde onlarca hikâye ve efsane olan Ulu camiyi kısaca anlatmak elbette mümkün değil. Ancak dilimiz döndüğünce ve efsaneleri bildiğimizce anlatmaya çalışmıştık.



Bugün de Ulucami’nin yerine dair hikayeyi sizlerle paylaşacağız.
Ulucami’nin bulunduğu mevkide karar kılınır.

“Söz konusu arsa üzerinde evi, bahçesi olanlara başka yerden muadil yer verilir. Hatta ceplerine birkaç kese altın sıkıştırılır, gönülleri hoş edilir. Ancak yaşlı bir kadıncağız bir “Evim de evim” feryadı tutturur.

 Değerinin fevkinde ücretlere omuz silker¸ bütün tekliflere “Olmaz” der. Önce vezirler¸ sonra bizzat Sultan¸ kadının ayağına gider¸ ikna etmeye çalışırlar. Ama o direnir.

Sultan Bayezid caminin yerini sevmiştir. Hiç hesapta olmayan pürüz canını sıkar. Hatta divanı toplar¸ çözüm yolu arar. Kadılar “Mal onun değil mi?” derler¸ “Satarsa satar¸ satmazsa satmaz!” Meclis çaresizlik içinde dağılırken Bayezid’in aklına damadı gelir. Emir Sultan‘ı bulur meseleyi anlatır. Mübarek sadece tebessüm eder:

-Acele etme¸ der¸ bir gecede neler değişmez?

İhtiyar kadın o gece rüyasında mahşer meydanını görür. Annenin çocuğundan kaçtığı bir dehşet anıdır. Kalabalıkta korkunç bir azap endişesi vardır. O arada bir dalgalanma olur. İnsanlar âlemlere rahmet olarak yaratılan Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yanına koşarlar.

Şefaat deryasına Kadıncağız da niyetlenir¸ ama bırakın yürümeye, kıpırdamaya mecali yoktur. Ayakları vücudunu taşıyamaz¸ ıstırapla yerleri tırmalar. Elinden kaçan büyük fırsat ciğerini dağlar. Feryat figan ağlamaya başlar. İşte tam o sırada Emir Sultan’ı görür:

–Herkes cennete gitti¸ der¸ ben bir başıma kaldım burada!

Mübarek o gönül ferahlatan tatlı sesiyle sorar:

–Kurtulmak istiyor musun?

Kadın nefes nefese cevap verir:

-Hiç istemez miyim?

–Öyleyse Sultanımızı üzme!

Ertesi gün kadın ayağı ile gelir¸ evini verir. Üstelik önüne konulan ücreti de bağışlar camiye. Bazıları bu kadının gayrimüslim olduğunu da sonradan Müslüman olduğunu da anlatırlar.

EN ÇOK HAT

Bursa Ulu Camiinde, Hüsn-i Hat sanatı en belirgin özelliklerindendir. Ulu Cami’nin iç duvarlarını süsleyen levhaların çoğunun altında, hattatının imzası bulunmaktadır. Büyük çoğunluğunun eksikleri Hattat Şefik Bey tarafından düzeltilmiş veya yeniden yazılmıştır. Cami içinde 13 ayrı yazı karakteri ile 41 ayrı hattat tarafından, duvara yazılmış 87, levha halinde 105, tamamı 192 adet yazı mevcuttur. Ayrıca çok değerli saatler, şamdanlar, Kur’an-ı Kerimler bulunmaktadır.,

VAV HARFİ VE SIRRI

Ulu Cami’nin duvarlarında yer alan “Vav harfi” de ayrıca bir öneme hâizdir.  uradaki Vav Harfi tezhip sanatı ile süslenmiş ve ucuna lâle motifi işlenmiştir. “Lale” süsleme sanatında Allah’ı (c.c.) sembolize etmekte, Vav harfi ise Allah’ın “Vahid” ismini ve birliği simgelemektedir.

HIZIR ALEYHÜSSELAM, HERGÜN NAMAZA GELİR

Bursa’da halk arasında Hızır Aleyhisselam’ın bu vav harfinin önünde namazını önünde kıldığı rivayeti oldukça yaygındır. Ve VAV Harfinin önündeki saflar her zaman doludur.

Somuncu Baba Hazretleri caminin yapıldığı sırada buraya gelir ve işçilere hayrına somun dağıtır dua ve himmet eder. Somuncu Baba Hazretleri bir gün yine ekmek dağıtırken Hızır( a.s)’ın orda olduğunu fark etmiş kolundan tutup ‘senin her gün burada namaz kılmanı istiyorum ‘ demiştir. Allah’a naz ve niyazı geçen bu büyük velinin isteğine karşı Hızır (a.s.)her gün geleceğine dair söz vermiş. Ama o da bir istekte bulunmuş ve ‘hangi vakit geleceğim bana kalsın’ demiştir.

Bunun üzerine Hızır (a.s) Ulu Camideki vav harfinin önünde her gün gelip bir vakit namaz kılmaya başlamıştır.

MİNBERDE EVREN İŞLİ

Bursa Ulu Cami bütün yönleriyle bir sanat eseri olmasının yanında özellikle sert ceviz ağacından, çivi ve yapıştırıcı malzemesi kullanılmadan geometrik parçalar birbirine geçirilerek yapılan minberi gerçek bir şaheserdir. Minber, Kündekari tekniği ile Antepli Hacı Mehmed bin Abdülaziz ed-Devvaki tarafından yapılmıştır.

BU minberin her iki yüzünde de şaşırtıcı şekilde birer evren krokisinin varlığını günümüz bilim adamları ve araştırmacılar yakın zamanda fark etmişlerdir.

Minberin Doğu yakasında (mihraba bakan yüzünde) Güneş Sistemi¸ Batı yakasında ise Galaksi Sistemi yer alırken evrenin kül olarak tasvir edildiği ifade edilmektedir. Şekillerle ilgili araştırmalar yapan uzmanlar¸ bu tip eserlerde “Alan süsleme motiflerinde simetri yoksa mutlaka bir mesaj vardır.” İlkesinden yola çıkarak¸ incelemelerde, minberin mihraba bakan yüzünde güneş sisteminin tasvir edildiğini ifade etmişlerdir.

Uzmanlar¸ yine kündekârî sanatının bir özelliği olan parçaların birleşmesiyle oluşan çukur kanal çizgilerinin de gezegenlerin yörüngesini temsil ettiğini söylemektedir. Bu yüzeyde yer alan bir başka gizem ise serpiştirilmiş hâlde yıldız motifleri yer alması ve bunların içinde kuyruklu yıldızların da bulunmasıdır. Uzmanların dikkat çektiği en önemli detaylardan biri de¸ Plüton gezegeninin tek başına ayrı bir platformda ve bir açı farkı ile gösterilmiş olmasıdır.

Bilindiği üzere güneş siteminin aynı düzlem üzerinde olan ilk 8 gezegeninin aksine Plüton ayrı düzlemde dolanmaktadır.

Minberin Batı cephesinde ise 7 adet galaksi formatı tespit edildiğini söyleyen araştırmacılar¸ galaksi platformlarının 5 ayrı renkte sedef kakma ile gösterildiğini söylemektedir. Mİnber, 6666 adet abanoz ağacı parçasından oluşmuştur. Bu rakamda halk arasında yaygın inançla Kur’an’ı Kerim’deki ayet sayısına denk gelmektedir.

Yorum Ekle