Bursa İçme Suyu Projesi ve Çınarcık Barajı


Bir süredir evlerde akan içme suyu kalitesinin bozulduğu yolundaki şikayetleri medyada okumaktayız, özellikle sudaki kireç oranının yüksekliği nedeniyle sertliğin artışı bu şikayetlerin odak noktasını oluşturuyor.



Buski, Doğancı ve Nilüfer barajlarındaki su seviyelerinin, sonbahar yağışlarının azlığı nedeniyle düştüğü, barajlardan sisteme su verilemediği, Bursa ovasında Bursa İçme Suyu Projesi kapsamında açılmış olan derin kuyulardan sistemin beslendiği, yeraltı suyundaki kireç oranını bazı bölgelerde yüksek olması nedeniyle, musluklardan akan suyun o bölgelerde sert olabildiği yolunda, açıklamalar yaptı.
Bursa İçmesuyu Projesi'nin, DSİ tarafından 1964 yılında başlatılan etüt ve planlama safhalarında mühendis olarak yer alan, ardından gelen uygulama safhalarında da, DSİ Bölge Müdürü olarak sorumluluk taşıyan ve bugün musluklarınızdan içtiğiniz suyu evlerinize ulaştıran sistemi yapan ve işletmeye sokan kişi olarak, şikayet edilen konunun altında yatan, eksiklikleri/doğruları/yanlışları sizlerle paylaşacağım.
DSİ Genel Müdürlüğü 1930'lu yıllardan beri, Türkiye'deki su havzalarına düşen yağış miktarlarını ve derelerden akan suların debisini, kurduğu rasat istasyonlarında ölçmektedir. DSİ mühendisleri de yaptıkları projelerde, havzalarda ölçülen bu verileri kullanırlar.
1964 yılında bu projeye başlanırken, önce Bursa kentinin yıllara göre nasıl büyüyeceği, bu büyüme karşısında ne kadar içme/kullanma suyuna ihtiyacı olacağı hesaplandı. O yıllarda Bursa nüfusu 365 bin idi, OSB'nin kurulmasıyla başlayan göç hareketi bu rakamın hızlı büyümesini de başlattı. DSİ uzmanları bu koşulları göz önünde tutarak kent nüfusunun 2000 yılında 1 milyon 50 bin ki bu rakam tuttu, 2030 yılında 2 miyon 3 yüz bin (!) olacağını tahmin ettiler ve proje bu rakamlar üzerinde kurgulandı.
Önce bu nüfus büyüklükleri baz alınarak yıllara göre ihtiyaç duyulacak su miktarları hesaplandı ve bu büyüklükteki suyun Nilüfer Çayı üzerine kurulacak 2 baraj ve Bursa Ovasının 150m altında bulunan yeraltı suyundan karşılanabileceği kararı verildi.
DSİ önce Doğancı Barajını ve Dobruca Arıtma Tesislerini yaptı ve ovada kuyular açarak yeraltı suyunu sisteme ekledi ve musluklardan kesintisiz su akışını sağlayarak sistemi Buski'ye devretti, daha sonraki yıllarda da Nilüfer Barajı devreye sokuldu, bu hamleler doğrulardı.
Ancak Bursa, dönemimde yapılan ve BTSO'nun da uygun gördüğü 1/100.000 ölçekli imar planına, ki bu planlar kentlerin anayasası olarak kabul edilir, göre OSB ve sonra kurulacak NOSAB'tan oluşacak 2 sanayi bölgesine sahip olacaktı ve bu yapı kent nüfusunu 2030'da 2 milyon 300 bin ile sınırlayacaktı. Ama bu yapı paramparça edildi, kent anayasasında tarım alanı olarak onaylanan alanlarda meyve bahçeleri sökülerek OSB'ler kuruldu, 2 OSB yerine 18 OSB oldu, çok hızlı büyüyen göç hareketi ile kent nüfusu daha 2019'da 3 milyona dayandı. İşte kentimizin yaşadığı büyük bir yanlışlık ta bu oldu.
DSİ planlamasına göre, 2030'da oluşacak nüfusun su ihtiyacı, Orhaneli Çayı üzerine kurulacak. Çınarcık Barajından ki kuruldu şu anda enerji üretiliyor karşılanacak, arıtma tesisi yapılarak, iletim hattı döşenerek Bursa'ya içme suyu verilecekti, bu da projenin halen süregelen gelen eksikliği.
Yukarıda altını çizdiğim gibi, Bursa İçme Suyu Projesinin ta planlanmasından uygulanmasına kadar geçirdiği tüm safhalarında görev almış biri olarak, Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve Buski Genel Müdürümüze, daha fazla vakit kaybetmeden, Çınarcık Sistemini devreye sokma çalışmalarına başlamaları yolunda çağrı yapıyorum.
Bursa halkının da bilgilerine sunuyorum.

bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort istanbul escort escort istanbul escort şişli escort beylikdüzü escort sakarya escort