Borcunuz var!..


Her Bursasporlu'nun çocukluğundan miras kalan özel anıları vardır.



Kimi gittiği ilk maçı unutmaz, kimi canlı gözlerle gördüğü ilk golü...

Kimi aldığı ilk formayı en özel hikâyesi olarak hatırlar, kimiyse ilk deplasman yolculuğunu hafızasına kazımıştır.

Çocukken her şey ne güzeldi değil mi?

O yıllarda ebeveynleri tarafından işlenen Bursaspor ruhuyla büyüyerek bugünün yetişkinleri olan bizler ne şanslıyız.
Benim için gidemediğim maçları "madem götürmedin dakika dakika anlat bana" diyerek karşısına dikildiğim babamın uzun uzadıya anlattığı maçları dinlemek ve o anlatırken sanki salonun ortasında o maçın oynandığını hissetmek apayrı bir zevkti mesela, kelimelerle ifade edemeyeceğim...

Ama en çok Vakıfköy'ün ışıkları büyülerdi beni.

Yüksek katlı bir binada, kot farkından dolayı aslında 4. olmasına rağmen 6. kat hissi veren evimizin penceresinden uzaktan da olsa ışıl ışıl gözüken o Vakıfköy Tesisleri'nin ışıklarını her gördüğümde yaşadığım heyecanı size keşke tarif edebilsem.

Akşam idmanı olduğunda içimi büyük bir mutluluk kaplardı.

Koşa koşa koltuğun tepesine çıkar, pencerenin mermerine kollarımı dayar, avuç içlerime de yüzümü yerleştirerek, başlardım ışıkları seyretmeye.

Rahmetli babam işten geldiğinde, sanki tek kanallı dönemde hasretle beklenip, nefes almadan izlenen o efsane dizinin yeni bölümü başlamış da onu haber veriyormuşum gibi çıkan ses tonuyla, "babaaaa koş, koş çabuk antrenman başladı" diye seslenişlerim üzerinden yıllar geçse de dün gibi aklımda.
Hayır, adama uzaktan parlayan ışıklar dışında ne göstereceksem, camın önüne kadar getirtirdim bir de onu, -bak bak- diyerek...

Bir çocuk hayal edin, hem de bir kız çocuğu, uzaktan gördüğü ışıklara bakarak, sanki saha kenarındaymışcasına bir coşkuyla görmediği idmanı izlesin.

Ben tam olarak öyleydim.

İster deli deyin, ister divane...

O ışıklara bakarken, düz koşuları hayal eder, gözümün önünde çift kale maç düşler, kaleye çekilen kafamdaki hayali şutları bir tek alkışlamadığım kalırdı.
Vakıfköy'ün ışıkları yanıyorsa, beni kimse pencereden ayıramazdı.

HAYALLERİN GERÇEKLEŞTİĞİ YER

Çocukken bile sayamayacağım kadar çok maça gitmiş olmama rağmen, o ışıkların büyüsünün bendeki etkisi çok özel bir yere sahiptir.

Vakıfköy'ü çok önemsiyor oluşum, kulüpte çalıştığım dönemde oranın tadilatı esnasında taç kapısındaki sloganından, duvarlarına kazınan sözlerine kadar, yazılı her köşesine kalbimden dökülenlerin değmesi de belki çocukluğumun yansımasıydı, kim bilir.

Çünkü tribünde taraftarıyken de, kulüpte çalışırken de, gazeteci olarak takip ederken de hissettiğim şey aynıydı.
Orası benim için "Hayallerin gerçekleştiği yer"di.

Yıllar sonra Bursaspor Özlüce Tesisleri'ne geçiş yapsa da, ben hâlâ her Vakıfköy'e gittiğimde o küçük kız çocuğunun heyecanı ile giriyorum içeri.

Bunca şeyi neden anlattım?

İnterToto Kupası'ndaki performansıyla Türkiye'nin takımı haline gelen, Süper Lig'de yaşadığı şampiyonluk ile ülkenin futbol ezberini bozan, Devler Ligi gibi sihir gücü yüksek bir platforma çıkarak bu şehre daha önce tatmadığı duygular yaşatan Bursaspor, bugün içimize sinmeyen, aklımızın almadığı bir sürecin tam ortasında duruyor olsa da, kalbimizdeki sevdasının büyüklüğü onu geçmişteki eşsiz yerinden başka bir konuma koyamıyor.

ÇOCUKLUĞUMUZLA BİRLİKTE...

Demem o ki,

Bu şehrin Bursaspor sevdalıları, yüreği havada, eli nabzında, çıkılacak 3 hayati maçtan başka bir şey düşünemiyor.

Yönetim, teknik heyet ve futbolcular...

İçinizde bu şehre, bu aidiyet duygusuna, bu geçmişe yabancılar da var doğal olarak.

Sadece şunu bilin....

Biz o üç maçı, ellerinden sıkı sıkı tuttuğumuz çocukluğumuz ile birlikte izleyeceğiz.

O safiyane duygular, o tarifsiz heyecan ve pırıl pırıl bir inançla...

Biz belki dayanırız da siz ne yapın edin içimizdeki çocuğu sakın ola öldürmeyin, aksine alacağınız sonuçlarla onu mutlu edin.

Çünkü biz 2010 yılını, o çocukların kurduğu hayallerle yaşadık.

O kupaya çocuk ellerimizle sarıldık, onu çocuk kalbimizle kucakladık.

Geçmişin çocuklarına ve bugünün minik yüreklerine üç maçlık bir af borcunuz var.

Lütfen sahaya bu duyguyla çıkın ve onlara bu borcu layıkıyla ödeyin...

Yorum Ekle