sultanbet betbaba tempobet tempobet jeton


sultanbet betbaba tempobet tempobet jeton


Bir kelebeğin kanadında


İlk hayat tecrübemiz çığlık.  Bir çiçek gibi açmanın coşkusu mu, yoksa var olanı kaybetmenin korkusu mu? 



Dünyaya bir karanlıktan geliyoruz. Ama o karanlık, bizim dünyevi tanımımıza göre karanlık; bilinmezlik, keder. Halbuki bütün hisler genlerimizde mevcut. Aydınlık da o karanlığın içinde. Hangisi, ne zaman, kiminle? Veysel’in uzun ince bir yol dediği yerde keşfediyoruz.

Dünyaya gelirken başımıza gelecekleri biliyoruz aslında. Ama hayat önce unutturuyor, sonra farketmemizi bekliyor. Genlerimizde sadece anne babamızın ten rengi, yüz şekli yok. Taa dedelerimizin savaşta yaşadıkları, onu gönderen ninemizin endişeleri de var. Ya da her ne yaşadılarsa. Korku da var, coşku da. Ve biz bütün bunların devamıyız.

Ortak olan ise insan olmamız. Sevgiye, kucağa hasretimiz. O çığlıktan sonra anne kucağında yaşadığımız sonsuz rahat.

Ama o an kaybolmadı. Hayatımızdaki sıcak gülüşler, dokunuşlar içimize işlemiş halde duruyor. Yok saymak haksızlık olmaz mı? Mesele onu canlı tutmakta, şükretmekte.

Yunus sarı çiçeğe sormuş hayatı. ‘Annem babam topraktır’ demiş sarı çiçek. ‘Evlat kardeş yapraktır.’ Sonra, ‘Benzim sarıdır, çünkü ölüm yakındır… Ölümsüz yer var mıdır?’ diye devam etmiş. 

13. yüzyıl, dervişlerin sadece Anadolu’da değil, başka topraklarda da ilahi aşkı aramak için kendilerini yollara vurduğu bir dönem olmuş. Örneğin Hadewijch,  bir manastırda idareci konumundayken kendini yollara vurmuş, Flaman kadın bir derviş. O da doğada aramış tanrı aşkının karşılığını. Baharda açan çiçek korkar mı diyor kıştan, baharın yeniden geleceğini bile bile. 

Japon Haiku şiiri, yalın şiirin en güzel örneği. Adeta sözlü görüntü dizisi. 'Düşmüş bir çiçek, dalına dönerken düşündüm - Ama hayır, bir kelebek’ demiş Moritake 15. yüzyılda. 

Çiçek solmaktan korkmuyor, biliyor ki tekrar açacak. Belki bir kelebeğin kanadında. Kuşlar, kelebekler.. Biliyorlar, yeniden kavuşacaklar. Biliyor hepsi, içerideki o ‘bir' ölümsüz. Güzellik yaşıyor. Aşk da.

Ya biz?

Sevgiyle kalın.

Yorum Ekle

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı Meral 19 Ocak 2021 21:00 İyi ki dualitemizde unutmak diye bir şey var diye düşünüyordum bende bu günlerde. Ya unutamasaydık ne yapardık? Unutmaya çalışrken de sevdiğimiz şeylere dönüşüyoruz. Daha çok sevdiğimiz oluyoruz. Neye hasret kaldıysak hep biraz ona dönüşüyoruz. Yani, ben kendimi böyle gözlemlemledim. Belki tam tersi olanlarda vardır, ama böyle olmak beni iyileştiriyor.

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı Serap IRKÖRÜCÜ 19 Ocak 2021 23:34 'Getirdiklerimizi' yaşamda fark edip deneyimledikten sonra 'giderken' götürmek. Başka bedende var olmak! Sadece kılıf değiştirmek. Ölümsüzlük bu işte. farkındalık yaratan ve düşündüren yazı için kutlarım.

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı Yüksel Çilingir 24 Ocak 2021 07:10 Sayın Meral Çilingir: Yorum için teşekkürler. Önceden birdik, ayrılığı beraberken yaşadık (aslında bir olmaya devam ettik), şimdi yine biriz. Ama hep birlikte... Sevgiler

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı Yüksel Çilingir 24 Ocak 2021 07:12 Sayın Serap Irkörücü: Edebiyat ustası, bilge büyüğümden yorum, hele övgü almak ne büyük onur! Çok teşekkür ederim.