Ben olsam o projeye izin vermezdim...


Bursa'da, kırsal bölgelerde yaşayan aileler, çevreye karşı daha duyarlı...



Geçim kaynakları olan topraklarının ve ormanların zarar görmesini istemiyorlar...

Yaşamaları için gerekli olan hava ve suyun da…

Bunun  bir çok örneği var....

Orhaneli ilçesine bağlı Başköy'de yaşananları hatırlarsınız...

Bölgede açılan mermer ocaklarının, köyün suyunu kirlettiğini öğrenen aileler,  mahkemelere dava açmakla yetinmediler…

Kadınlar ve çocuklarla gerçekleştirdikleri çevreci eylemlerle, dünya basınında yer aldılar…

Seslerini çok güzel duyurdular…

Açtıkları davayı da kazandılar..

Büyükorhan İlçesi’ne bağlı Karaağız Köyü’nde de, aynı olay yaşandı...

Dağ ilçesinin verimsiz toprağına, biyokütle enerji santrali kurmak istediler...

Gerekli izinleri aldılar...

Fakat…

Çevreye vereceği zarardan dolayı, projeye karşı çıkan aileleri ikna edemediler…

Mahkemeye dava açan Karaağızlılar, iş makinelerinin çalışmasını önlemek için, kadınlar ve çocuklarla, gece-gündüz demeksizin yıllarca nöbet tuttular…

Sonunda, mahkemenin verdiği kararda, gülen taraf oldular..

Şimdi de…

Yenişehir ilçesi Kirazlıyayla Köyü’nde, farklı bir proje yaşama geçirilmek isteniyor...

Bölgede altı yıldır çinko, bakır ve kurşun çıkartan Lübnanlı Maden Arama Şirketi, bu metalleri köyün yakınında kuracağı havuzlarda,  ayrıştırmaya karar verdi…

Gerekli yasal izinlerini de aldı…

Yalnız...

Projeye karşı çıkan köy halkının tepkisini hesaba katmadı…

Ne zaman ki, iş makinelerini, tesisin yapımı için köyün ormanına soktular...

Karşılaştıkları tepkiyle, şok oldular…

Yaşanan gerginlik üzerine devreye giren valilik, çalışmaların on beş gün sonra başlatılmasına karar verdi…

Bu zaman içersinde vatandaşlar,  COVİD-19 salgını nedeniyle, yargıdaki

bazı işlemlerin geçici olarak askıya alınması sonucu,  dava açamadılar...

Onlar, çaresizlik içersinde beklerken, valiliğin verdiği süre doldu…

Şirkette, jandarma kontrolünde köye gelip, CHP Bursa Milletvekili Nurhayat  Altaca Kayışoğlu'nun  sert tepkisine rağmen, ağaçların kesimine başladı…

Bundan sonraki süreçte ne olur bilemiyorum...

Yalnız, yanıtını merak ettiğim bazı sorular var....

Bunlardan biri, bölgede altı yıldır çalışma yapan Lübnanlı şirketin, bu projeyi, COVİD-19’un ‘Pandemi’ ilan edildiği böyle bir dönemde,  yapma ihtiyacı duyması?

Çevrecilerin söylediği gibi, tepkiyle karşılaşmamak için bu süreci, fırsata mı dönüştürmek istediler?

Diğer soru, tesis yapılırsa, ihtiyaç duyulan su nereden karşılanacak?

İznik Gölü’nden temin edeceği konuşuluyor doğru mu?

Ayrıca...

Yılda 300 bin ton madeni ayrıştıracak havuzlarda biriken zehirli su ve çamurları, nereye boşaltılıp, bırakılacak?

Bursa, deprem bölgesi…

Havuzlarda yaşanabilecek sızıntı, insan sağlığını ne şekilde tehdit edecek?

O sızıntı, verimli olan toprağa ne kadar zarar verecek?

Bir diğer soru da...

Başlatılan bu proje yargıdan dönerse, kesilen ağaların hesabını kimler verecek?

Yazıyı, fazla uzatmak istemiyorum…

Bursa'da üst düzey bir yönetici olsaydım!...

Bu soruların inandırıcı yanıtını almadan, projenin yapımına asla izin vermezdim…

Çıkardığınız bakır, kurşun ve çinkoyu, daha önce getirdiğiniz yerde ayrıştırın derdim…

Yönetici olmadığıma göre...

Gelişmeleri ve sonucu bekleyip göreceğiz…

 

Yorum Ekle