Ayasofya ve Batı Trakya


‘’Ben bir Türk olduğum için hapse atılıyorum. Eğer Türk olmak suç ise burada tekrar ediyorum. Evet, ben bir Türk’üm ve öyle de kalacağım.’’



Yazıma Batı Trakya Türkleri’nin lideri rahmetli Dr. Sadık Ahmet’in Gümülcine mahkemesi önünde kendisine destek olmak için gelen on binlerce soydaşımıza söylediği söz ile başlamak istedim.

24 Temmuz tarihi, Batı Trakya Türklüğü için önemli bir tarihtir.

Lozan’da azınlık statüsü kazanılmış ve dolayısı ile bazı haklara sahip olunmuştur. Yunanistan devleti günümüzde dahil hiçbir zaman bu hakları sağlama anlamında kolaylık göstermemiş, bilakis kazanılmış haklara rağmen zorluklar çıkartmıştır.

24 Temmuz, aynı zamanda ne tesadüftür ki; Dr. Sadık Ahmet’in şüpheli bir trafik kazası ile ölümünün yıl dönümüdür.

Ve son olarak Ayasofya’nın açılması da bu tarihe denk gelmiştir. Malum kendi içimizde aldığımız bu karara en çok itiraz eden Yunanistan oldu.

Bugün Dr. Sadık Ahmet’in koltuğunda çok genç bir kardeşimiz oturuyor.

DEB (Dostluk Eşitlik ve Barış) Partisi Genel Başkanı Çiğdem Asafoğlu… 33 yaşında çok genç bir siyasi olmasına rağmen Dr. Sadık Ahmet’in yolundan ilerliyor. Öyle kolay değildir Yunanistan’da Türkleri temsil eden bir partinin başında olmak. Tüm istihbarat peşinizdedir. Devamlı açığınız aranır. Her zaman üzerinizde bir baskı vardır.

Kendisi ile görüştüğümde; en önemli sorunlarının, kimlik sorunu olduğunu vurguluyor. Yunanistan, ülkesinde ki Türk varlığını kabul etmiyor. Asafoğlu’na göre;

‘’Yunanistan’da her şey olabilirsiniz. İtalyan olabilirsiniz, Afrikalı olabilirsiniz, Japon olabilirsiniz ancak Türk olamazsınız. Bu duyguyu hissetmek bizler için çok dehşet verici ve tarifi olmayan bir his. Hükümetler değişse de Atina’nın Batı Trakya üzerinde ki bu politikası maalesef değişmiyor.’’

Sayın Asafoğlu’na Türkiye ve Yunanistan arasında ki ilişkilerin özellikle, Ayasofya Camiinin açılmasıyla beraber Batı Trakya Türkleri üzerinde ki etkisini sorduğumda;

‘’Türkiye ve Yunanistan arasında yıllardır var olan ılımlı ya da çatışmacı siyasetin sonuçlarını biz burada yaşayan Türkler olarak birebir hissediyoruz.Son zamanlarda vatandaşlıktan çıkarma, kendisini Türk hissedenlerin Türkiye’ye gönderilmesi gerektiği yönünde çağrılar yapılıyor.Ve bu tür çağrılar, üzerimizde bir tedirginliğe yol açıyor.’’ Diye cevapladı.

Asafoğlu, DEB Partisi olarak kimlik mücadelelerine ve Batı Trakya Türkleri’nin sorunlarının çözümüne yönelik çalışmalara devam edeceklerini belirtiyor.

Evet, özellikle son günlerde Yunanistan ile Ayasofya’dan tutun, Libya’ya, Doğu Akdeniz’de ki petrol arama çalışmalarına kadar birçok konuda karşı karşıya gelmekteyiz. Bizler, tabi ki uluslararası haklarımızı ve çıkarlarımızı korumaya devam edeceğiz. Ülke içerisinde ki kararları alırken elbette hiçbir ülkeden icazet almayacağız.

Ancak, Türkiye’de Türk olmak kolaydır. Özellikle bu dönemde Batı Trakyalı kardeşlerimizin, soydaşlarımızın yanlarında olduğumuzu her zamankinden daha fazla göstermek zorundayız. Balkan savaşları sonrasında, Türkiye’nin geleceği için onların azınlık olmayı kabul ettiklerini unutmadan, onların günümüzde duydukları endişeyi gidermek zorundayız.

*24 Temmuz Lozan’ın yıl dönümünde, şüpheli bir trafik kazası ile ( bizce çok açık bir suikast ) şehit olan Dr. Sadık Ahmet’ selam olsun. Yazımı, Sadık Ahmet’in sözü ile açmıştım. Şimdi de kızı Funda Sadık Ahmet Alp’in ona yazdığı şiirden bir mısra ile kapamak isterim.

‘’Sessiz odanda tesbihine sinmiş kokun,

Sen gibi gidiverir diye, çekmelere kıyamıyorum.’’

 

 

 

 

 

Yorum Ekle