Acı gerçek, kömürle enerji üretimi (2)


Dünyanın üç büyük kömür tüketicisi, ABD, Çin ve Hindistan, enerji üretiminde kömür kullanımlarını o kadar çok artırmaya planlıyor ki, pandemi nedeniyle düşen CO2 salınımlarını, hiç düşüş olmamış seviyeye çıkaracaklar.



 Uluslararası arenada geçen hafta, ABD elektrik santrallarının bu yıl %16 daha fazla kömür tüketeceği ve ardından 2022’de bu tüketimin %3 artacağı açıklandı. Diğer iki büyük kömür tüketicisi Çin ve Hindistan’ın kesinti yapma planlarının olmadığı da. Bu oluşumlar daha yüksek CO2 salınımları anlamına geliyor, bu yıl Paris Sözleşmesi kapsamındaki taahhütlerin sera gazı azaltma hedeflerinin tamamen tersi adımlar oluyor ve bu adımlar Joe Biden’ın Amerika’yı bir çevre lideri olarak yeniden kurma çabasını baltalayabilir, iklim değişikliği gündemini hızla uygulamaya koyması için üzerindeki baskıyı artırabilir. New York merkezli Doğal Kaynakları Koruma Konseyi, ABD’de enerji üretiminde kömür kullanımının artışı, yüksek doğal gaz fiyatlarından kaynaklandığını, açıklıyor. Çin ve Hindistan için bu kullanımdaki artış, büyük miktarlarda güneş ve rüzgar kapasitelerini yükseltseler bile, baskın enerji talebinin yansımasıdır. Biden pandemi nedeniyle yeşil enerjiye odaklanamasa bile, bekleyen bir alt yapı faturasının iklim değişikliği konusundaki taahhütlerini yerine getirme planlarını içermesi ve ABD’yi küresel salınımları azaltmada ilerlemeyi en iyi şekilde kurtarmaya hazır hale getirmesi beklenmektedir. Biden, ABD’in 2050 yılına kadar karbon sıfırlamayı hedefleyeceğini ve Çin ile Hindistan‘ın da katılacağı beklenen bir Nisan toplantısı düzenleyeceğini, söyledi. Çin devlet Başkanı Xi Jinping’in, geçen yıl 2060 yılına kadar net sıfır karbona ulaşma sözü dünyayı şaşırttı. Hindistan henüz benzer bir taahhütte bulunmadı. Çin’in 5 Martta açıklanan 5 yıllık planında CO2 salınımını azaltma için henüz bir hedef belirlenmedi ve kömürün elektrik enerjisi üretiminde kilit kaynak olarak kalacağı vurgulandı. Şu anda Çin’in dünyanın en büyük kömürlü santral filosuna sahip olması, bunların yarısından fazlasının 10 yaşından küçük ve birkaç 10 yıl daha çalışabilecek olmaları, üretimde başka alternatiflere geçmesinin zor olacağını, göstermektedir. Hindistan şu anda temiz enerji üretiminden uzak gözükse de, Başbakanları şu anda Paris Sözleşmesi kapsamındaki ilk karbon azaltma taahhütlerini yerine getirme planının ilerisinde olduklarını, beyan etti. Ülke iddialı bir güneş enerjisi üretimi gerçekleştirirken, kömür hala toplam enerji üretiminin %70’ini oluşturmaya, tüketim de her yıl %10 artmaya devam ediyor ve 2027’ye kadar da devam edecek. Dünyanın en büyük kömür üreticisi olan Coal India, çelik, çimento ve alüminyum gibi endüstriler pandemi öncesi üretim seviyelerine döndükçe, kömür tüketimlerinin artması bekleniyor ve şirket bu ay yeni kömür madeni işletmeleri için 6 milyar dolar yatırım yapıyor. Kömür piyasasındaki bu gelişmelere rağmen, uzun vadede kömürün kullanımının zorlaşması, gaz ve yenilenebilir enerji alternatifleri daha erişebilir ve daha ucuz hale geldikçe de kömür üretiminin düşmesi beklenmektedir. Örneğin Bangladeş planladığı kömürlü projelerin neredeyse tamamını, Filipinler de yeni kömürlü santral yapımını terk etmektedir. ABD’de de, Bloomberg firması kömürle çalışan santralları kapatmayı öngören bir kampanya başlattı ve kampanya için 500 milyon dolar taahhüt etti. Küresel ekonominin sera gazı salınımlarını azaltma yolunda, enerjinin kullanımında da dönüşümler gün geçtikçe gelişmektedir. Güçlü sera gazı salınımı olan fosil yakıt kullanan ulaşım araçları, binalar, fabrikalar ve benzeri kaynaklar hızla temiz enerji kullanımına dönüşmektedir. ABD’de yapılan bir analize göre, 2030 yılına kadar satılacak tüm ulaşım araçlarının elektrikli olacağı, pil üretimlerinin gelişeceği ve ucuzlayacağı beklenmektedir. 2050’ye kadar güneş ve rüzgar çiftliklerinin, nükleer enerji santrallarının kurulması da, enerji üretiminde temel sistemi oluşturacaktır. ABD Başkanı Joe Biden’ın iklim planı, bu süreç içinde 2 trilyon dolarlık alt yapı faturasını içermektedir. Yukarıda aktardığım gelişmeler gösteriyor ki, dünyanın üç büyük CO2 üreticisi, geç de olsa, Paris Sözleşmesi hedeflerine ulaşma yoluna girmeyi planlamaktalar. Benim bu köşede sürekli gündemimde tuttuğum İklim Değişikliği kavramı, geçen hafta gazetemizde ‘’İhracatta yeşil dönem’’ başlığı altında, Bursa iş dünyasının yetkili organlarının da gündemine girmek zorunda olduğunu ve de girdiğini okumanın mutluluğunu yaşadım. Üretimlerini ağırlıklı olarak AB ülkelerine ihraç eden Bursa firmaları karşılarında ‘’Avrupa Yeşil Mutabakat’’ çağrısını ve üretimlerinizde ne oranda yeşil enerji kullanıyorsunuz? sorusunu, buluyorlar. Bu vesile benim Bursa iş dünyamıza bir çağrım var; Gelin siz öncülük yapın, ülkemiz yönetiminin de Paris Sözleşmesi’ni imzalamasına 2050 yılına kadar Türkiye’nin de sıfır karbon salınımlı yaşama dönüş yoluna girmesine, vesile olun…

Yorum Ekle