Pandemi etkileri & adalet de tekliyor!


2020 başlarında ülkemizi tüm dünya ile aynı anda saran Covid-19 pandemi ilanı, elbette bireysel, sosyal, ekonomik yaşamımızın tüm alanlarını farklı şekil ve biçimlerde etkiledi.



Ekonomide genel değerlendirme ve sonuç verilere  göre pandeminin Mart-Haziran kırmızı evresi ve şu anda geçilmekte olan ikincil süreçte kazançlı çıkan sektörler yine malum güç Amerika’nın başı çekmekte olduğu, internet teknolojileri, akıllı telefon, bilişim, uzaktan satış  gibi kendisini çığ gibi büyüten sektörler.

İçeride, üretimimiz dijital, marka, Ar-Ge, URGE, diğer katma değerlerden yeterince nasiplenmediği için Türk ekonomisi bırakınız nasiplenmeyi, hepimizin derinden hissettiği negatif gösterge ve koridorlardan bir türlü çıkamamakta.  Enerji ve gücümüzü, yatırımlarımızı özgür ve eğitimli insana keza bilime yönlendirmedeki zayıflığımız, dünya teknoloji ve bilim ligindeki alt sıralarımızı teyit etmeye de devam ediyor.

Sonuç olarak da üreten insan, özgürlük ve bilimin eseri Nasdaq endeks devleri, Tesla, Amazon ve benzerleri pandemide bile tüm dünyanın parsasını götürürken bize düşen yine -üretimsizliğin sonuçları olan- işsizlik, para gücümüzün erimesi, enflasyon yüksek vergiler, kalibresiz ve kalitesiz kıt siyasi tartışmalar.

Hakikati tüm çıplaklığıyla görüp kafalarımızı kumdan çıkardığımızda umarım geç kalmış olmayacağız. Zira vatandaşımızın Amerika, ya da insana/bilime yatırım yapan diğerlerine vergi benzeri ekonomik prangalarla bağlı olduğunu artık iyice anlamış olması, dolayısıyla insana yatırımı, bilimi, özgürlüğü, üretimi konuşmayan hiç bir söyleme prim vermemesi gerek. (mez mi ?)

Ekonomiyi bir yana bırakıp geldik içler acısı adli yaşamımıza. Pandemi sürecinde adalet- adli hizmetler ne durumda?

TBMM’nin aylarca mesaisini alan Avukatlık Yasası değişiklikleri sonrası ne mi değişti? Şimdilik hiç bir şey! İstanbul, Ankara ve İzmir’de henüz iki bin üyeyi bulacak bir oluşum kurulamadı. Yani şimdilik dağ, fare doğurdu. Yine pandemide yargıya hız kazandırma gerekçesiyle çıkarılan HMK değişiklikleri oldukça silik, sıradan hükümler yaraya merhem olmaktan bile uzak.

Hukuk uyuşmazlıkları çözülemiyor. Çokça para, zaman, enerji harcanan istinaf mahkemeleri felç, Yargıtay ise pek çok dairesinde giden dosyaların geri gelmediği bir kurum halinde ve gerçekten üzüntü verici durumda.

Basit davaların bile yıllar yılı karara çıkamama durumu başta şirketleri, vatandaşları, avukatlarıyla herkesi çileden çıkarma, ümitsizliğe derk etme derecesinde. Siyaseten bir birimize ayar çekeceğiz diye Baroları bölme sevdasıyla aylarca enerjimizi zamanımızı paramızı yok etmekten başka ne yaptık?

Sonuçta; adil yargılama konusunda uluslararası alanda yaşadığımız sıkıntılar, insanımız, toplumun talep ve ihtiyaçları zaten hepimizin malumu.

Ancak, basit ticari, hukuki davalar, iş işçi ihtilafları, icra, taşınmaz, kira meselelerini bile ömürler alacak bir sistemsizliğe terk eden bir sistemle daha ne kadar gidilecek? Adaletin teklediği bir sistemde Hangi ekonomi gelişir? Hangi dış yatırım yatırımcısına cazip gelir?

Bu soruları sormak ta bize düşer.

Sağlıcakla kalınız.

Yorum Ekle