Geçersiz sözleşmeler ve iadenin kapsamı


Hukukumuzda sözleşme özgürlüğü esastır. Taraflar diledikleri sözleşmeleri sözlü, yazılı, noter huzurunda yapabilirler. İlaveten arabulucu huzurunda yapılan anlaşmalar, keza Avukatlık Yasası 35/a hükmüne göre taraf ve vekillerinin altına imza atacakları şekillerle.



Ancak velakin bazı “özel tür” sözleşmeler vardır ki kanunla tayin edilen şekillerde yapılmaz ise sonuç doğurmaz. Arsa, tarla, arazi, daire, dükkan, fabrika, vs. yani taşınmaz satışları bunun en yaygın örneği. Ayni hakların devri sınırlandırılması olarak bu örnekleri hukuki dile dökebiliriz.

Biliyoruz ki pratik yaşamda işler bazen böyle yürümeyebiliyor. Vatandaşlar, hatta pek çok yetişkin iş güç tecrübe sahibi büyüklerimiz dahi bu tür geçersiz sözleşmeler kurabiliyor. “Helvacı kâğıdı” olarak dile yerleşen imzalı belge ile taşınmaz alıp satma işlemlerine girişebiliyor.

Sonrasında arızalar, caymalar çıktığında özellikle alıcı cephesinde doğan hak kayıpları da mahkemelere çokça yansıyor. Hele enflasyonist dönemlerde bu hak kayıpları zirve yapıyor. TL değeri bir yılda %100’leri aşan ölçüde değer kaybettiğinde ödenen TL değerinin dava yoluyla geri alınması esnasında paranın “pul” olması kaçınılmaz.

İşte bu tür durumlar için Yargıtay içtihatları ile gelişen, mağduriyeti “en aza” indirmeyi amaçlayan böylece “hak dengesini” hedefleyen çözümler var.

Harici/geçersiz sözleşmeye istinaden ödenen satış bedelinin “Denkleştirici Adalet İlkesine Göre Tazmini” kuralları , geçerli Bir Sebebe Dayanmaksızın Bir Kişinin Mal Varlığından Diğerinin Mal Varlığına Kayan Değerlerin Eksiksiz İadesi - Denkleştirici Adalet Düşüncesi’ne dayanıyor.

Böyle bir durumda uyuşmazlık taraflarının mahkemeye bildirdiği tüm deliller toplanarak söz konusu bedelin ödendiğinin kanıtlanması halinde; satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekir.

Bedelin, uyarlama ve denkleştirici adalet kuralları ile 1940’lara dayanan eski bir Yargıtay içtihadı birleştirme kararının kapsamı ve TEFE-TÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlar, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanması, bu konuda uzman bilirkişilerden bir hesap, bir serbest muhasebeci ya da mali müşavir ve bir bankacıdan denetime elverişli rapor alınması ve sonucuna göre hüküm kurulması hususunda yerleşik içtihatlar gelişmiştir.

Ancak siz siz olun, en basit sözleşmelerde bile hukukçu yardımı alın. Avukatsız sözleşme imzalamayın. Eğer illa imzalayacaksanız ödenen kaparo-peşinat gibi değerleri ve iade kapsamını döviz üzerinden kararlaştırın, ayrıca dekonta niçin ödendiğini mutlaka belirtin.

Ödeneni TL olarak geri alma durumunda iseniz de yukarıda izah ettiğimiz denkleştirici adalet kurallarının uygulanmasını isteyin, dava uzun sürer ise de ilaveten munzam zarar ( önceki yazılarımızda işlenen yasal faizin karşılamadığı zararlar davası) ileri sürmeyi unutmayın.

Saygılarımla.

Yorum Ekle