Yunanistan krizi ve muhtemel etkileri


Yunanistan krizi ve muhtemel etkileri



Yunan vatandaşlar kreditörlerin nakit akışının yeniden sağlanması karşılığında öne sürdüğü koşulları hükümetin kabul edip etmemesi konusunda karar vermek üzere sandığa gitti. Yunan İçişleri Bakanlığının açıkladığı sonuçlara göre, halkın kararı sandıklara, yüzde 61,31 “hayır” olarak yansıdı. Yani Yunan halkı kreditörlerin nakit akışının yeniden sağlanması karşılığında öne sürdüğü koşulları hükümetin kabul etmemesi yönünde görüş bildirdi.


Kreditörlerin istediği daha önce sıkça ülkemiz için de duyduğumuz kemer sıkma politikası. Kemer sıkma politikası devletin tedarik ettiği kredi miktarını, dolayısıyla borcunu ve bütçe açığını azaltmayı, bunun yanında gelirleri arttırmayı amaçlamayan bir politikadır. Bu çerçevede, genelde refah devleti niteliği taşıyan hizmetler tırpanlanırken, vergilerin artırılması gerekir.
Bilindiği üzere IMF, Avrupa Merkez Bankası ve çeşitli Avrupa ülkelerine toplam 323 milyar Euro borcu olan Yunanistan, IMFye 30 Haziranda ödemesi gereken 1,6 milyar Euro tutarındaki taksiti ödeyememişti. Bu nedenle Avrupa İstikrar Fonu, Yunanistanın resmi olarak temerrüde düştüğünü açıklamıştı.


Ekonomik çevreler doğal olarak Yunanistan ve Euro bölgesinde olup biteni çözmeye çalışıyor. Bu durum gelecek için genel bir ekonomik istikrarsızlığa neden olabilir mi bunun cevabını arıyor.


Türkiye için de durum aynı. Özellikle Yunanistan ile iş yapan Türk şirketleri, Yunanistanın içinde bulunduğu durumu yakından izliyor.
Her ne kadar Maliye Bakanı Mehmet Şimşekin krizin etkilerinin son derce sınırlı kalacağı yönünde beyanatı olsa da Euro Bölgesinde meydana gelebilecek istikrarsızlığın özellikle cari açığımız üzerinde bir takım etkilerinin olmaması işten bile değil.


Bu noktada belirtmemiz gerekir ki, Türkiyenin ithalat ağırlığı dolara dayanıyor (% 64 Dolar, % 34 Euro) ancak buna karşılık ihracatın ağırlığı aşağı yukarı eşit (% 47 Euro, % 44 Dolar)
Sırf bu nedenle dahi dikkatle izlenmesi gereken bir hadise Yunanistan krizi.


TİM/Türkiye İhracatçılar Meclisi) Yunanistan ile olan ihracatımızın 10 milyar dolar seviyesine çıkarılması yönünde temennilerini iletmişti. Ancak görünen o ki halihazırda 1,5 milyar dolarlık ihracatımızın olduğu Yunanistanın bu durumu şimdilik bunun hayal olduğunu gösteriyor. Üstelik bu yılın ilk yarısında geçen yıla göre ihracatımız % 20 gerilemiş durumda.


Yunanistan ile yapılan ihracatın en büyük kalemini demir çelik oluşturuyor. 2015 yılının ilk 5 ayında Yunanistana yapılan demir çelik ihracatında ise tam bir kaos var. %43 düşüş! 150 milyar doların üzerinde ihracat kapasitesine sahip ülkemiz için tabii ki Yunanistanla yapılan ihracatın payı bir dereceye kadar önemsenmeyecek kadar küçük ancak genel bir Euro bölgesi krizi yaşanması durumunda söz konusu etkiler daha dikkate değer boyuta ulaşabilir.


Çünkü hali hazırda ihracatımızın nerdeyse yarıya yakını Avrupa Birliği Ülkelerine. Ancak son dış ticaret istatistikleri de Avrupaya yapılan ihracatta kırmızı sinyaller veriyor. Mayıs 2015 verilerine göre; Avrupa Birliğinin (AB-28) ihracattaki payı 2014 Mayıs ayında %43,8 iken, 2015 Mayıs ayında %42,5 oldu. ABye yapılan ihracat, 2014 yılının aynı ayına göre %21,3 azalarak 4 milyar 721 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Yunanistan krizi hem kendi özelinde hem de Avrupa Birliği genelinde dikkatle izlenmelidir. Özellikle beklentilerde kötümserlik, ihracatta azalma, finansal sermaye girişlerinde daralma ve cari işlemler yönünden etkileri masaya yatırılmalı çözüm odaklı fikirler ile gerekli yönlendirmeler yapılmalıdır.

EKOHABER