Ya hep ya hiç


Bu gece Timsah Arena’da bizleri özellikle Bursaspor açısından kaybedilmesi halinde çok şey kaybedeceği ateşten bir 90 dakika bekliyor…



Ligdeki son 5 maçında 3 puanı bir türlü bir araya getiremeyen Timsah için bu akşamki Konya karşılaşmasının önemi büyük.

Bu maçın kazanılması halinde teknik kadro-takım-taraftar üçgeninde puan olarak psikolojik bir rahatlamaya yol açarken, camiada eleştiri oklarının yöneldiği başkan ve yönetimine de özgüven aşılayacak.

Aykut Kocaman ile iyi bir çıkış yakalayan Konyaspor’un deplasman karnesine baktığımızda 10 maçta topladığı 14 puanla bu alanda ligin ‘en başarılı 3. takımı’ olduğunu görüyoruz.                                                

4-2-3-1 şablonunu benimseyen iki takımın teknik adamları Aybaba ile Kocaman’ın ligimizin garantici yani “1-0’cı hocalar” kategorisinde oldukları artık tescilli bir gerçek.

Ağırlıklı olarak sağ kulvarı kullanan Konya’nın Skubiç-Volkan Fındıklı-Traore üçlüsü ile hücuma çıktığı çok açık ve net bir görüntü.

Samet Aybaba’nın o kanadı tıkamak için Umut Meraş ile sol bek orjinli Latovlevici’yi arkalı-önlü oynatacağını kestirmek zor değil. Sırtı rakip kaleye dönük oynayan tilki gibi kurnaz Jahovic’in yüzünü kaleci Muhammed’e döndürmemek şart.

Maçların ilerleyen bölümlerinde kulübeden gelip takımın skor yükünü çeken Ömer Ali Şahiner ile Yatabare; Kocaman’ın iki önemli hamle oyuncusu.

Konya savunmasının göbeğinde oynayan Ali Turan-Filipovic arkaya kolay adam kaçırıyorlar ama son 5 haftada kaleci Serkan Kırıntılı tecrübesi ile onların bu açığını kapatmayı başardı.

Sprinter özellikli Lima ile Yusuf Erdoğan’ın bu ikilinin gerisine atacağı her top Umut Nayır’ı pozisyona sokacaktır diye düşünüyorum.

Bursaspor’un bu sezon bir türlü çözemediği sorunların başında defanstan çıkarken kaptırılan toplarla yediği kontralar geliyor.

Milosevic ve Fofana’nın istatistiklerine göz atıldığında ligde ‘en çok rakipten top çalan’ iki oyuncu olduğu hemen fark ediliyor.

Toparlarsak; Samet Aybaba’nın bu gece bir puana rıza göstermek yerine tribün desteğine de güvenip öğrencilerini ‘Ya hep ya hiç’ parolasıyla sahaya göndereceğini umut ediyorum.