Y kuşağına hazır mıyız?


Teknolojiye yatırım yapmayan ve teknolojinin kullanılmasına müsaade etmeyen hiçbir işletme “Y Kuşağı” ile bir gelecek yakalayamayacaktır.



Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin seçim öncesi hızlı gündemine onu aratmayacak kadar hızlı bir Bursa gündeminin düştüğünü hepimiz biliyoruz. Konulara girmek istemediğimden hemen yolumu değiştiriyor ve herkesin dilinde olan bir konuya dair yazımın yönünü belirliyorum.

Son yıllarda İnsan Kaynakları ile bağlantısı olanın da olmayanın da dilin “Y  Kuşağı” var malum.

Nedir bu Y Kuşağı? İyi midir? Kötü müdür?  Onları biz “X Kuşağı”ndan ayıran özellikleri nelerdir? Gerçekten bahsedildiği kadar maymun iştihalılar mı yoksa beklentileri mi çok yüksek? Hadi gelin biraz bu konuyu konuşalım.

Günümüz iş dünyasında işletmeler uzun uğraşlar ve maliyetlerle işbaşı yaptırdıkları nitelikleri yüksek personel ve yönetici adaylarını kısa sürede ellerinden kaçırdıklarını dile getirmektedirler. Motivasyondan oryantasyona, hatta kariyer planlamasına kadar birçok yöntemi uyguladıklarını bunlara rağmen personel devrini düşürmekte sıkıntı yaşadıklarını vurgulamaktadırlar. Bir çoğunuza çok tanıdık geliyor olmalı bu şikayetler değil mi?

Öncelikle gelin kimlerdir bu X, Y ve Z’lere bakalım. 1961 ile 1981 yılları arasında doğanlara “X kuşağı”, (yani bendeniz onlardan birisi ) 1982 ile 1994 yılları arasında doğanlara “Y Kuşağı” ve 1995 ile 2010 yılları arasında doğanlara da şimdilik “Z Kuşağı” deniliyor.

Biz “X Kuşağı” yani 30 yaş üstüler, hayatın zorluklarını görmüş, zor şartlarda eğitim almış, aile değerlerine bağlı, güç aralığı yüksek ve bu arada teknolojiyi hayatının belirli bir döneminden sonra ucundan yakalamış bireyleriz. Bizim gibiler farklı değerlere, dünya görüşüne sahip ve farklı nitelikleri olan “Y Kuşağı”nı bazen anlayamamaktan şikayet ediyoruz.

Aslında “Y Kuşağı” bir çoğumuzun eseri değil midir?  Bu kuşağın anne ve babaları geçmiş deneyimleri ve dünyanın değişimini gözlemledikleri için çocuklarını aşırı özgüvenli yetiştirmeye odaklanmış ve çocuklarını dünyanın merkeziymiş gibi yetiştirmişlerdir. Ben yapamadım o yapsın, ben göremedim o görsün, ben kullanamadım o kullansın yaklaşımlarıyla çocuğunun sonu olmayan isteklerini yerine getirmiş, hatta hayatlarını çocuklarına endeksleyerek sürdürmüşlerdir.

Bu arada teknolojiyle doğan bu çocuklar teknolojinin yardımıyla da tüm yenilikleri takip ettiği ve sosyal medyayla iç içe olduğu için istediği zaman istediği bilgiye ulaşmak, istediği etkinliğe katılmak ve hiç çekinmeden düşüncelerini rahatlıkla ifade edebilmek özgürlüğüne de sahip olmuşlardır.

Bu ortamda yetişen çocuklar iş dünyasında atıldıklarında hala dünyanın kendi etrafında döndüğünü, işletmelerin kendi özellikleriyle yakından ilgilenerek çalışma koşullarını ve yöntemlerini onların beklentilerine göre revize edebileceklerini düşünmeye başlamışlardır.

Çabuk sonuç bekleyen, kariyer basamaklarını hızlı tırmanmak isteyen ve yaptıkları her işin sonunda takdir bekleyen bu kuşak iş dünyasına adapte olmakta, bu sebeplerden ötürü dönem dönem sıkıntı yaşamakta, bunun sonucunda sebat etmenin anlamsız olduğunu düşündükleri için de işinden çok çabuk vazgeçebilmektedir.

Günümüz iş dünyasına “Y Kuşağı”nın hakimiyeti bence kesinlikle yakındır. Bu nedenle işletmelerin öncelikle farkına varması gereken şirket yönetim ve politikalarının revize edilmesi olmalıdır. Bu konuda hazırlıksız olan işletmelerin ciddi problemler yaşayacağına inanmaktayım.

Kolay ve hızlı öğrenen bu kuşak için hem kendi ihtiyaçları hem de kurumun ihtiyaçlarıyla harmanlanan eğitim fırsatları verilmelidir. Kendi yetkinliklerine ve kişilik yapılarına odaklanarak bir yönetim tarzı belirlenmelidir. Ast üst ilişkisinden ziyade güç aralığı oldukça dar olan bu kuşak için bir kariyer ve yaşam Koçu yaklaşımı seçilmelidir. Kendilerine değer verildiği muhakkak hissettirilmeli hatta dile getirilmelidir. Sık sık kendisi ve performansına dair geri bildirimde bulunulmalı ve yüksek beklentileri ve kariyer beklentileri üzerinden revizyonlar yapılmalıdır. Eleştiri yapabilmesi ve duygularını rahat ifade edebilmesine müsaade edilmelidir. İşletmelerin tüm bunların yanında unutmaması gereken konu bilişim çağında ve sosyal medyada yaşıyor olduğumuzdur. Sosyal medya ve teknoloji kişilerin önceliklerini ve ihtiyaçlarını değiştiriyor ve geliştiriyor. Bu nedenle teknolojiye yatırım yapmayan ve teknolojinin kullanılmasına müsaade etmeyen hiçbir işletme “Y Kuşağı” ile bir gelecek yakalayamayacaktır.

“Y” hakkında daha konuşulacak o kadar konu var ki. Yeri geldiğinde konuya tekrar döneceğimden emin olabilirsiniz.