Sahi, panda canlı mıydı?


Sahi, panda canlı mıydı?



Bayılıyorum şu 'selvi boylu al yazmalım'a.

Yahu siyaseti dizayn edenler, toplumsal algıda medya kalemlerini bu denli nasıl şekillendirebiliyor böyle.

Ama bu da bir strateji…

Nedense Ak Parti'nin bir bileni, adeta uleması...

Yüzde 50+1 siyasetin kızıl elmasıymış.

Neymiş Ak Parti'nin Atatürk sorunu olmamışmış.

Öncelik ekonomiymiş.

Seçimler zamanında yapılacakmış.

Yüzde 10 barajı şöyle olacakmış.

İttifak yapılabilecekmiş, önü açılıyormuş!

Daraltılmış bölge sistemi yapılıyormuş.

Neredeyse iktidar alt kadroları da Selvi abimin yazılarına bakıp ona göre hareket edecek.

Yahu iyi de…

Ona bu bilgileri birileri vermeze...

Ak Parti'nin ne düşündüğünü nereden bilecek.

Biz de cahiliz ya anlamıyoruz.

Oysa önümüze bakalım.

Hadi siyasetin seçtiği yani liderin belirlediği isim bakan, vekil, belediye başkanı oluyor.

Bunu oligarşi belirliyor.

Yahu bırakın da ne düşüneceğimize biz karar verelim.

Bu da mümkün değil.

Çünkü bu kez sistem medyaları da şirin görünme adına ne kadar işe yarayacak adam varsa topluyor.

Yazdırıyor, çizdiriyor, konuşturuyor, hoplatıyor, zıplatıyor.

Hepsinin bir son kullanma tarihi geldiğinde ısıramadıkları elmanın kızıllığında bir gün aval aval bakacaklar.

Hani bugünlerde gardrop Atatürk'çülüğü var ya…

Şimdi üstüne dönemsel bir gardrop medyacılığı da hakim…

İyi de nereye kadar...

Neyse...

Bakalım bu sabah önümüze 'düşünmemiz, anlamamız ve aaa ne güzel' dedirtecek hangi yazılar servis edilecek.

Sahi panda canlı mıydı?

Ne salak bir soru değil mi?

Hani oyuncak pandayla uçak kaçırılınca o dönemin ekran güzeli yayında sormuştu ya...

"Panda canlı mıydı efendim?"

Hala pek de farklı değiliz.

Gitti samyelleri, yerine geldi Rok'alar, al yazmalılar…

Çok da şeyinizde olmadığı için bugün medyam da bu durumda…

Benimki ironi işte…

Sallayın gitsin.