Piyasa kendi hayatını yaşar


Piyasa kendi hayatını yaşar



Genel olarak her işi seçimden sonraya bırakırız.'Hele bir seçim geçsin önümüzü görelim', düşüncesiyle gelecekte atacağımız adımları öteleriz. Sanki sandıktan çıkacak halk iradesi bize olumsuzluklar getirecekmiş gibi duraklarız. Çoğunluğun eğilimini herkesin kabullendiği bir yönetim sisteminde neden böyle bir refleks oluşmuştur, anlayabilmek mümkün değildir?
Tarihte yerel seçim sonuçları sonrası kriz yaşayan demokratik bir topluma rastlayamazsınız. Seçim sonuçları tahminlerin dışında dahi gelse kısa bir sürede bu beklenmedik sonuç toplum tarafından hazmedilir.
Bu noktada piyasalar da kendi hayatına kaldığı yerden devam eder. Aslında piyasalarda her zaman aklımızdaki tüm sorular için bir risk hesaplaması gerçekleşir.Sözü edilen risk hesaplaması o kadar komplikedir ki, her sonucu içinde bulundurur. Bir başka deyişle piyasa akılda olan tüm risklerin gerçekleşebileceğini ihtimaline göre bir yol izler.
Bu nedenledir ki, tarihi ve şartları belirli olan bir olaydan etkilenme ihtimali çok düşüktür.
Piyasalar için en büyük risk kitlelerin algılarındaki aşırılıklardır. Normal bir zamanda kabul edilemeyecek şeylerin kitleler tarafından benimsenmesi durumunda piyasadan korkmak lazımdır. Bu duruma gerçeklikten kopuş diyoruz. Toplumun hayatın gerçeklerinden uzaklaşarak, olmayacak şeylere inanmaları ve bağlanmaları başlarına dert açmaktadır.
Diyeceğimiz şudur; seçim neticelerinden korkmaya gerek yoktur, toplum olarak gerçeklerden kopmaktan korkmak lazımdır.