Memleket Hastanemize dokunmayın


“Bursa Devlet Hastanesi taşınıyor” haberini duyan yerli Bursalı insanımızın aklından neler geçtiğini çok merak ediyorum doğrusu..



Bu söylem, ilk etapta insanı doğup büyüdüğü şehirde yaşamının yıllar öncesine bir anda götürüveriyor.

Dışarıdan bu güzelim memlekete gelip tezgahını burada kuranlar ve sanki yıllardır Bursa’da yaşıyormuş hissini yaşayanlar için bu haberin hiç önemi yoktur. Yıllardır insanımıza alıştırılan “Değişiklik, modernite” gibi sihirli kelimeler “Yenilikçi” kanat için yaptıkları yeni bir icraat, “Geleneksel” kanat için yani bu memlekette doğmuş, büyümüş ve hayatını burada sonlandıracak olanlar için ise bir sızıdır.

Aile, başlı başına kendi kararlarını alabilen, içinde sırların taşındığı bağımsız ve kimse tarafından müdahale edilemeyen toplumun çekirdeğidir. Dışarıdan içeriye müdahale etme şansınız yoktur. Aile reisi kendi kurduğu bu küçük topluluğu koruyup, kollamak, iaşelerini sağlayıp namus ve şerefine bir halel gelmemesi için yaşayan onurlu bir yapıdır. Kararları kendi içinde alır, acıyı ve tatlıyı, iyiyi ve kötülüğü içinde yaşar. Hukuk olarak bir yeri ve saygınlığı, hakları ve dokunulmaz olduğu alanlar vardır.

Bursa’da bir ailedir. Bireylerinin Bursalılardan oluştuğu geniş bir aile. Yerli insanlarının doğduğu, ilkokulu ve lise yıllarını tarihi binalarında okuduğu, ilk gençlik yıllarını Heykel ve Çekirge’de geçiridiği, ilk flörtünü Mahfel’de ve Kültürpark’ta yaşadığı, ilk filmini Dilek Sineması’nda ya da Yazıcıoğlu Sineması’nda izlediği, vatan görevi için davul-zurna ile uğurlanırken o mazot kokusu’nun ağlamalara karıştığı yerdir Santral Garaj. Ve birçoğumuzun, evin büyükleri’nin yaşlılıklarında tedavi edildiği yerdir Devlet Hastanesi. Hepimizin ama acı ama tatlı hatıraları vardır gül kokulu bahçesinde, o eski ama dokunaklı odalarında. Aynı zamanda Bursa’nın en meşhur ama hakikatli, yalansız, para pul düşünmeden, sadece insanı yaşatmaya yönelik fikirli o değerli doktorları’nın yetiştiği, insanları yaşatmak için günlerce sabahlara kadar karşılıksız ve beklentisiz görev yaptığı yerdir Devlet Hastanesi.

Bugün Devlet Hastanesi yıkılsın, burayı Turizm sektörüne kazandıralım fikrini verenler, önce Nilüfer’de mantar gibi yükselen otellerin doluluklarını sağlayıp, talep yetmediği taktirde çözüm aramalıdır. Karar vericilerin Bursalı olmadığı, Bursa insanını hiç tanımadığı, amacın hizmet yerine “bir şeyler yaptım oldu” diyerek Bursa’ya hizmet yerine tıpkı kendileri gibi hasbel kader, Bursa’ya hizmet uğruna tarihini ve kültürünü allak bullak etme görevini üstlenmeleri ne kadar üzücüdür. “Buraya çok güzel otel olur” mantığını güdenlerin yarın öbür gün torunlarına “bak burayı ben yaptım” böbürlenmesini yaşama istekleri bu şehrin gerçek sahiplerini üzer. Çocuklarını üzer. Elinde hatıralarından başka hiçbir şey bırakılmamış, benlikleri, şahsiyetleri alınmış gerçek Bursalıları üzer. En sonunda da bu kararı verenleri, uygulayanları, uygulamaya girmiş ve amacı sadece para olan İnşaat Baronları’nı, buralara babasının malına konar gibi İşletme ve milyonları indirme hayalinde olan ayrıcalıklıları da üzer.

Bursa mübarek topraklardır. Ata toprağıdır, Osmanlı’nın başkentidir. Şu ana kadar sıra gelmediği için elleyemediğiniz Hisar, Topuz, Tophane, Muradiye Osmanlı Sarayları’nın merkezidir. Keza Orduevi’nin bulunduğu yerin altı Osmanlı Sarayı’dır. Bugün Devlet Hastanesi’ne göz dikenler, yıkım çalışmaları başladığında tıpkı buraya biçtikleri roller gibi Orduevi’ni de yıkım kararı alıp ne Askeriye’yi ne de Bursa tarihinin en büyük zenginliğine sahip olan Hisar ve çevresine de bu rolü biçeceklerdir. Evet Devlet Hastanesi eskidir, şehir içinde olmasından dolayı yatak kapasitesi yeterli değildir. Evet, otopark sorunu vardır. Bu sorunlar, yapılacak küçük düzenlemeler ile aşılamayacak, halledilemeyecek sorunlar değildir. Türkiye’de dev yatırımlara imza atmış, karar erkleri için devede kulak kalacak bu sorunun çözümü hiç de zor değildir.

Bursa’yı yağmalamayın. Bu zamana kadar gerek Kentsel Dönüşüm, gerek restorasyon amaçlı darmadağın ettiğiniz her yer Bursa’nın kendi öz malıdır. Sırf yenilik uğruna yıkıp, sözümona “aslına bağlı kalarak” adı altında yaptığınız her şey “imitasyon” dan öteye geçmemiştir. Taklidi, aslı yerini asla tutmaz. Bu gerçekleri bal gibi bilen fakat konuşamayan, kendini ifade edemeyen milyonlarca Bursalı’nın sesidir bu. Siz varın bu kararınızdan vazgeçin. Samanlıya hastane yapmak istiyorsanız da güle güle, eğlene eğlen yapın. Yeter ki bizim; “MEMLEKET HASTANEMİZE DOKUNMAYIN…”