İşte bunun için unutulmuyorlar!


Biz Bursasporlular camianın içindeki değerleri yaşarken tam olarak kavrayamıyoruz. Aramızdaki çekişmelerin hemen hemen hiç soğumadığı içindir belki de göremeyişlerimiz…



Camianın içinde bir çok farklı kutuplar var. Herkes bir yerden doğruyu yakalamak için çırpınıyor. Kimi zaman bu hamleler diğer taraftaki aynı yolda olan fakat farklı kanallardan gelen bu camianın insanlarını da kırabiliyor.

Evet; camia olarak durgun zamanlarımızda gergin günler geçirebiliyoruz. Ancak zor zamanlarda ise tek bir vücut olabiliyoruz.

Bunu Fehmizat Bayraktar abimiz ve Samet Öner kardeşimizin hastalığında yaşadık. Her iki değerli kaybımızın hastalık süreçlerinde gerek Bursaspor Kulübü gerekse taraftarımızın hassasiyetini takdir ve örnek olacak davranışlarını yaşayarak gördük.

Bursaspor taraftarı tarafından en saygı gören isimlerinden olan ve camianın ‘abisi’ olarak nitelendirilebilecek bir adamı erken kaybettik.

Onu anlatabilmek için Bursa.com ve Web.tv olarak Sevda Baştan Gitmiyor isimli bir belgesel hazırladık. Ailesi, ömrünü adadığı tribünlerdeki arkadaşları ve sevenleri ile onu anlattık. Benim için çok değerli ve gurur duyduğum bir çalışma oldu.

Bursaspor Dergisi’nin 96. sayısında Fehmi abi ile ilgili bir yazı gördüm. Okurken belgeseli çekerken yaşadığımız duyguyu tekrardan hissettim. Okudunuz mu bilmiyorum. Lafı çok uzatmaya gerek yok. Yazandan da Allah razı olsun.

İŞTE O KADİFE SESLİ ADAM:

 

Kadife sesli ADAM…

Lise son sınıftaydı…

İdealleri vardı elbet…

Okuyacaktı, bir şeyler olacaktı en nihayetinde…

Annesine de söz vermişti, “Adam olucam, seni kraliçeler gibi yaşatıcam güzel anam” diye…

Babasının nasırlaşmış elleriydi hırsını kamçılayan…

Kardeşinin burnu aşınmış ayakkabısıydı…

Geceleri titrek vücuduna sardığı yorganıydı…

Kesilen elektrik yüzünden mum ışığında oturduğu gecelerdi…

Bir de Bursaspor’u vardı… Onu ayakta tutan, hayatına anlam katan…

Kaçak girdiği çok maç olmuştu…

Başlama vuruşunu göremediği çok mücadele…

Parasızlıktı bunun yegane sebebi…

O istemez miydi bilet kuyruğunda yaşıtlarıyla, ağabeyleriyle, kardeşleriyle saatlerce dikilip sevdasına giden yolda o eziyeti çekmeyi…

Zaten adı aşk değil miydi bu eziyetin…

O çile nasıl da çekiciydi, ulaşılmazdı şu lanet olası imkansızlıklarla kıvrandığı yüreğinde…

Bir Ankaragücü maçıydı…

Saatler öncesinden stadın etrafına konuşlanmıştı bile…

İki takımın stada gelişini izledi önce…

Biletini alıp kapılara koşan Bursasporluları da…

Kol koya yürüyen iki takım taraftarlarına baktı iç geçirerek…

Kulağında çınlıyordu tribünden gelen sesler…

Kıvranıyordu, çare arıyordu…

Çaktırmadan nasıl sızabilirdi acaba içeri…

Çünkü cep delik, cepten delikti…

Teksas kapısında başladı volta atmaya… Parmaklarını çıtırdatıyordu, adeta sancı çekiyordu…

Arada tam karşı köşeye, duvarın dibine sırtını dayıyor, bazen de çömelip başını iki elinin arasına alıyordu…

Tam da o sırada bir mucize oldu…

Omzuna bir el dokundu…

Şüphe çektiğini düşündü, “Al işte enselendik” dedi…

Ama;

Kadife gibi bir ses içini ısıttı…

Kardeş hayırdır, bir sıkıntın mı var?

Ellerinin arasından sıyırdığı başını yavaşça sağına çevirdi…

Karşısındaki güzel adamla 2-3 saniye bakıştı…

Biraz endişeyle, “Ağabey, maça girmek istiyorum ama param yok. Babam daha yevmiyesini alamadı. İsteyemedim bilet parası. Burada bi çare bekliyorum işte…

O kadife sesli adam, “Hadi üzülme. Bu maç bendensin” dedi…

Kesin ölmüştü, cennetteki Bursasporluların arasına gitmişti…

Bunun başka bir açıklaması olamazdı…

Dili dolandı, ne diyeceğini bilemedi…

Kalbi göğüs kafesinden fırlayıp, önündeki asfalta çoktan yuvarlanmıştı…

E hadi kap biletini, yoksa bu kuyrukta zor girersin içeri” diyen kadife sesli, tutuşturdu kağıt parayı eline…

Tam koşuyordu bilet gişesine…

Bir anda aniden durdu…

İki kere derin nefes aldı, arkasına döndü, kolundan yakaladı adamı…

Ağabey, Allah senden razı olsun. Yüzünü aklıma kazıdım ama ismini de bahşeder misin kardeşine?

Adam güldü…

Adım Fehmizat, sen bana Fehmi abi de yeter…

Nur içinde uyu kadife sesli, güzel kalpli adam…