Holding patronuyla çobanın aynı değerde olduğu gün!


Herkes biliyordur ne yapacağını. Ahkâm kesmeye gerek yok. Dağdaki koyun çobanı da, metropolde sürüngen yaşayan da, 2-3 üniversite bitirmiş işsiz de, holding patronu da, topçusu da, popçusu da yarın aynı ağırlıkta nasıl olsa…



Bergama türküsüdür: “Sandık üstünde sandık / Aman efeler yandık / Düşünmeden söz verdik / Biz sizi adam sandık” diye başlar…

Sandığa gidiyoruz. Yanmamak için, ülkeyi yakmamak için, düşünmeden oy kullanmamak gerek. Oy vereceğimiz kişiler adam mı, değil mi son kez tartmamız gerek. Sadece parti ambleminin şekline, renklerine, hatta ve hatta liderinin kaşına, gözüne, bıyığına kapılmamak gerek.

Neyse… Herkes biliyordur ne yapacağını. Ahkâm kesmeye gerek yok. Dağdaki çoban da, metropolde sürüngen yaşayan da, 2-3 üniversite bitirmiş işsiz de, holding patronu da, topçusu da, popçusu da yarın aynı ağırlıkta nasıl olsa…

Herkesin bir oyu var. Aynı değerde… Bugün hiç kimsenin serveti, diğerinkinden ağır ya da fazla değil. İnsanlık onuruna yakışan da bu! Demokrasinin güzelliği bu!

Ama işte, ister istemez şu yorumu yapmadan duramıyor insan…

Demokrasinin bu güzelliği, keşke açgözlü siyaset esnafı tarafından sömürülmese…

Keşke dağdaki çoban da, metropolde yaşam mücadelesi veren de bilinçli olsa, böyle bir sömürüye izin vermese…

Ekonomik refah, keşke toplumun kılcal damarlarına kadar yayılsa da, demokrasinin bu nimeti siyaset sofralarında meze olmasa…

Keşke, keşke derken Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Memleket İsterim” şiiri gelir akla…

Ne güzel demiştir Tarancı:

“Memleket isterim / Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun / Kış günü herkesin evi barkı olsun / Memleket isterim / Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun / Olursa bir şikâyet ölümden olsun.”

Türkü sözleriyle girdik, buraya geldik. Organik üretim bir dörtlükle bağlayalım:

Anketörler nabız ölçer

Vatandaş bildiğini seçer

Seçim geçer, kavga biter

Atı alan Üsküdar’ı geçer