Hasretim aynı kaderim aynı


Bursaspor’da Hoca mı kötü, Başkan mı, futbolcular mı bir türlü karar veremiyorduk ya...



Trabzon maçında ortaya çıktı ki, Timsah’ın asıl derdi kafada!..
Kafayla yediği veya atamadığı goller değil; kafanın içinde yenen goller önemli...

Yani bir tür travma. 
Arıza resmen psikolojikmiş de kimsenin haberi yokmuş.
İspatı bu maçta: Bülent Yıldırım düdüğü çaldı

Bakkal’ın çocukları ‘Süpermarket’ zenginliğinde oyuna müthiş bir iştahla atıldı.

Yeşil Beyazlıların orta sahasında herkes rakibi indirme/sindirme/bindirme peşindeydi.

Müthiş bir mücadele veriyorlardı.

Hani mahalle maçlarında ‘3 korner 1 penaltı’ derler ya aynen öyle…

Öyle ki ilk 45’te Latovlevici tam 8 kez köşe bayrağına gitti…

Gitti de ne oldu?

Onun ceza sahasına indirdiği her topu ya savunma ya da kaleci armut gibi topladı…

İlk yarı için söylüyorum; tempo/pres/mücadele maksimum.

Ancak sonuç için gerekli şut, doğru pas tercihi yani efektif oyun sıkıntısı da maksimum!

Anlayacağınız enerji sarfiyatı gereksiz derecede fazla ama üretim yok denilecek düşük seviyede.

İkinci yarıda ‘Bursaspor kahrı’ bundan önce olduğu gibi kaldığı yerden başladı…

Trabzon tek pasta geçiyor 40 metreyi…

Kovalayan Bursasporlu var ama sadece gideceği yere kadar refakat ediyor.

Tunay ve Aytaç o kadar eylemsiz ki, Sakho geriye gelip rica-minnet arkadaşlarından top alıyor.

Bu görüntüler alarm-tehlike çanı gibi…

Tribünler farkında ama sahadaki Yeşil Beyazlı formalılar uykuda!

Fırtına’nın iki Abdülkadirin’den Ömür olanı ömürlük ve de ibretlik golü ile cezayı kesiyor…

Ve kâbus başlıyor!

Bir kez daha görüyoruz ki; kazanamama stresi Bursaspor'a ayak bağı olmuş!

Çünkü oyuncularda hata yapma korkusu var.

Kolay değil düşme potasına yakın bir konumdayken rahat futbol oynamak.

Çaresizliğin fark eden seyirci tribünden sahaya inip futbolcuları adeta sırtından rakip sahaya itiyor…

Ama nafile!

Çünkü ayaklara hükmeden kafalara korku gelmiş bir kere gitmiyor…

28 haftadır gördük ve yaşadık ki tatsız olan ‘hüzün, endişe, çöküş’ tamam da…

Son 6 haftada acaba Mesut Hoca o kafalara adına futbol denilen oyunda var olan…

‘Geri dönüş’ gerçeğini kazıyıp bu devasa camiayı mesut eder mi?

Bekleyip göreceğiz…

Beklemek/ sabretmek kader olmuş Bursasporluya!

Kayahan’ın o güzelim şarkısı sanki Bursaspor için bestelenmiş…

Adresim aynı kaderim aynı.
Günlerim aynı geceler aynı.
Yeşil Beyazlım hasretimsin sen…