Gümrük ve Ticaret Bakanı görev kusuru işlemiştir (1)


Gümrük ve Ticaret Bakanı, gümrük müşavirliği sistemiyle oynamaktan bıkmadığı sürece biz de aynı konuyu kamuoyuna duyurmaktan hiç bıkmayacağız



. Gümrük Müşavirleri Dernekleri bir yazı ile Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği (YGM) sistemini olumsuz etkileyen 30.06.2015 tarihli 29402 sayılı RG yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle ilgili dava açıldığını kibar bir dille üyelerine duyurmuş. Kibar bir dil diyorum çünkü bir meslek olumsuz etkilenmiyor, tamamen yok ediliyor. Olumsuz etkileniyor şeklinde lanse ederseniz, kamuoyu geride yine bir şeyler kalıyor, kalanla idare edin diye düşünebilir. Halbuki bu değişiklik geride birşey bırakmıyor. O nedenle buna olumsuz etkilenmek değil başka bir şey derler. Bu nedenle bu kadar nazik olmaya gerek yok. YGM istemi ile ilgili Bakanın yapmış olduğu her türlü düzenleme kurumsal olmaktan çıkmış, şahsi bir hesabın görülmesine dönük bir faaliyettir. Hem bu hareketi hem de yargı kararlarına uymaması bunun en büyük delilidir. Yargı kararlarını uygulamaması, her yargı kararına yeni bir düzenleme ile karşılık vermesi, Bakanı kişisel kusurlu hale getirmiştir. 

Hal böyle olunca başından beri “Acaba Bakan bu konuda görevini kötüye mi kullanıyor?” sorusuna artık cevap arama hakkı doğmuştur. Yönetmelik değişikliği de çıkınca bundan emin oldum. Konuyu birkaç hukukçu arkadaşla istişare ettim. Bu konuda bana (Özcebe Hukuk) bir iki çalışma buldu. Tez çalışması zaten başkaca bir kaynakta yok. Değerli okuyucular; herkes gibi şüphesiz bakanlarda yaptığı işlerden sorumludurlar. Bakanların sorumlulukları, görevleriyle ilgili işlem ve eylemlerinden kaynaklanan sorumlulukları üçe ayrılır. Bu ayrım, uygulanan yaptırımın niteliğine göre yapılmaktadır. Bunlar; Bakanların görevlerinden çekilmek veya parlamento tarafından görevlerine son verilmesi suretinde tecelli eden siyasi sorumluluk; bakanlar hakkında cezai bir müeyyidenin uygulanması şeklinde beliren cezai sorumluluk ve bakanların kanuna aykırı olan fiil ve işlemlerinden ortaya çıkan zararı tazmini suretinden gözüken hukuki sorumluluktur. “Her ne kadar, anayasa ve kanunlar, bakanların görevleriyle ilgili eylem ve işlemlerinden dolayı hukuki sorumluluklarına ilişkin özel prosedür öngörmemiş ise de, bakanların görevleriyle ilgili eylem ve işlemlerinden dolayı şahıslara ve devlete verdikleri zararlardan sorumlu olmadıkları anlamına gelmez. Anayasa ve kanunlarımızda, bakanların görevleriyle ilgili eylem ve işlemlerinden doğan zararlı sonuçları gidermek zorunda olmalarını, yani hukuken sorumlu tutulmalarını yasaklayan hiçbir hüküm yoktur. Tam aksine buna cevap veren şu hükümlerden bahsetmek mümkündür. Böylece Anayasamıza göre; bakanlar da görevleriyle ilgili kusurlu olarak vermiş oldukları zararları, memurlar ve diğer kamu görevleri gibi tazmin etmekle sorumludurlar. Ancak, Anayasanın 129. maddesine göre, zarara uğrayanlar, bakanların şahsına karşı değil, bakanlık aleyhine dava açabilecektir. Bakanın kusuru yüzünden bakanlık mahkum edilir ve tazminat ödemek mecburiyetinde kalırsa, bakanlık bakana rücu edebilecektir.” Hukuki sorumluluktan dolayı bakanlar hakkında dava açılabilmesi için ilgili bakanın dokunulmazlığının kaldırılmasına gerek yoktur. Çünkü dokunulmazlık, milletvekilleri ve bakanlar hakkında ceza davası açılmasına engel teşkil etmektedir. Ceza davaları dışında açılacak davalarda dokunulmazlık etkili olmadığından, ilgili bakanın dokunulmazlığının kaldırılması gibi bir sorunla karşılaşmadan, ilgili bakan hakkında görevli ve yetkili mahkemeden hukuki sorumluluk davası açılabilir. Bakanların hukuki sorumluluğu alanında da bakanların “görevleriyle ilgili eylem ve işlemlerinden kaynaklanan hukuki sorumluluğu” ile bakanların “kişisel eylem ve işlemlerinden kaynaklanan hukuki sorumluluğu Bakanların hukuki sorumluluğunun dayandığı ana fikir, kusurdur. Yani ilgili bakan, prensip itibariyle kusurlu olan eylem ve işlemlerinin doğurduğu zararları tazmin etmek zorundadır.

EKOHABER