Gez dünyayı gör Konya’yı…


Ramazan ayının başlamasına sayılı günler kala sizlere özel bir tavsiyem var. Ramazan ayının ruhuna uygun destinasyonlar olduğu unutulmamalı. Bu destinasyonlar dan biri de kuşkusuz Konya.



Hem birçok cami ve türbesi, hem de iftar ve sahurlarda sizi bekleyen eşsiz lezzetleri ile Konya Ramazan’da düşünülebilecek yerler arasında yer alıyor.

Tabi Konya denince aklımıza ilk Mevlana gelir.

Mevlana Türbesi’ne giriş için bilet almanız gerekiyor. Öğrencilere ücretsiz. Ancak yetişkinlerden istenen ücret de makul bir rakam. Mevlana Türbesi’nin bulunduğu alan aslında bir Külliye. Külliyenin avlusundaki ufak odaların her birinde görülmeye değer eserler var. Türbenin içinde ise fotoğraf çekmek yasak.

Türbeden çıkar çıkmaz ise sizi II. Selim’in Konya şehzadeliği döneminde yapıl Yavuz Sultan Selim Camii karşılıyor. Bu camii şuan ibadete açık ancak içinde ciddi bir tadilat çalışması var.

Konya’ya gelip de Mevlana’nın hayatında çok önemli bir yere sahip olan Şems-i Tebrizi‘nin türbesini ziyaret etmemek olmaz. Zaten Mevlana Türbesi ile aralarındaki mesafe de yürüyerek 5 dakika.

Türbe, Şerafettin Camii kuzeyinde eskiden mezarlık olan Şems parkı içinde yer alıyor. İlk yapının 13. yüzyılda yapıldığı tahmin edilse de bugünkü yapı 1510 yılında Abdürrezakoğlu Emir İshak Bey tarafından mescidle birlikte elden geçirilmiş ve genişletilmiştir.

Türbenin bahçesinde ayrıca İshak Bey Türbesi de yer alıyor.

Mevlana Türbesi’nden Şems-i Tebrizi Türbesi’ne giderken Şerafettin Camii tüm haşmeti ile sizi karşılıyor. Hükümet konağının güney cephesinde yer alan camii ilk defa XII. Yüzyılda Şeyh Şerafettin tarafından yaptırılmış. 1336 yılında ise tamamen yıktırılarak Çavuş oğlu Mehmet Bey tarafından inşa ettirilmiş. Caminin dışı kadar içi de oldukça güzel. Klasik bir Osmanlı mimarisi.

Şerafettin Camii avlusunda yer alan polis karakolu da mimarisi ile ortama kamufle olmuş gibi duruyor.

Şemsettin Camii’nin tam karşısında yer alan İplikçi Camii de Konya’nın önemli tarihi camilerinden biri. Şemsettin Altınoba tarafından 1201 yılında yaptırılmış, Somuncu Ebubekir tarafından da 1332’de genişletilmiş. Camii İplikçiler Çarşı’sında yer aldığı için de İplikçi Camii adını almış. İplikçi Camii tam bir Selçuklu mimarisi ürünü. Selçuklu döneminde yapılan camiilerin çoğunda olduğu gibi İplikçi Camii de dikdörtgen bir mimariye sahip. Bu mimari anlayışının nedeni ise İslam dininde ön safta namaz kılma sevabı yüksek olduğu için camilerin ön safları geniş olacak şekilde tasarlanıyormuş.

Konya çarşısı ortasında yer alan Aziziye Camii, mimarisi ile bizi en çok etkileyen camii oldu. Muntazam kesme Gödene taşı ile yapılan camii Osmanlı’nın son dönemi eserleri arasında yerini alıyor.  Burada aslında 1671-76 yılları arasında Şeyh Ahmed tarafından yaptırılan başka bir camii vardı. Ancak bu camii yanınca 1867 yılında Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevnihal adına bugünkü Aziziye Camii yapılır. Camii Türk Baroku uslubundadır. Altı mermer sütuna oturan üç kubbeli son cemaat yerinin iki ucunda kaideleri sadirvanli iki minaresi dikkat çekiyor. Aziziye Camii’nin dış mimarisi kadar iç mimarisi de dikkat çekiyor. Barok üslup caminin içinde de hissediliyor

Konya’nın önemli eserlerinden biride Alaeddin Camii ; 1220 yılında Anadolu Selçuklu Devleti sultanı I. Alaeddin Keykubat tarafından aynı adı taşıyan tepe üzerine kurulan camii, tipik bir Selçuklu eseri.  Yine dikdörtgen mimarisi ile ön saf sevabı düşünülmüş. Ancak Camii etrafında evler olmadığı için bayram ve cumalar dışına vakit namazlarına ön saflarda yer bulmak çok da zor olmuyor. Camii içindeki mihrabın ahşap işçiliği ise görülmeye değer.

Mevlana’nın aşçısı olan Ateşbaz Veli’nin asıl ismi Şerafeddin Yusuf. Kendisi ile ilgili pek çok hikaye anlatılıyor. Bunlardan birisi şöyle: Bir gün, derğahın mutfağında yemek pişirmek için odun kalmamıştır. Derğahın aşçısı olan Ateşbaz Veli, durumu Mevlana’ya bildirince ‘ Odun kalmadıysa ayaklarını kazanın altına sok da yemeği onunla pişir. ‘ der. Ateşbaz emre uyar. Mutfağa gider, ayaklarını kazanın altına sokar ve parmak uçlarından çıkan ateşle yemeği pişirir. Büyükler arasında açık keramet göstermek hoş karşılanmadığından Mevlana, Veli’yi men etmiştir ve ismi Ateşbaz olarak anılmıştır. Ateşbaz Veli Türbesi, Yeni Meram Yolu’nda Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi güneydoğusunda yer alıyor. Orada zaten kime sorsanız türbeyi size gösteriyor. 

Bu kadar yeri gezip dolaştıktan sonra sıra geldi , cami ve türbeleri kadar yemekleri ile de meşhur Konya’nın o eşsiz lezzetlerini tatmaya. Konya denince ilk akla gelen yemekler ise etli ekmek, Konya tiridi ve fırın kebap oluyor.

Konya’da etli ekmek nerede yenir diye bir Konyalı’ya sorduğunuzda genellikle size önerdikleri yer Bolu Lokantası oluyor. Her ne kadar adı Bolu Restoranı olsa da burası bir etli ekmek yapan restoran. Mevlana yakınlarında olmasına karşın turistlerden çok Konyalıların tercih ettiği bir restoran. 3 çeşit etli ekmek yapıyor; Etli ekmek (kıymalı) , Mevlana (peynirli etli ekmek), peynirli pide. Meşhur bıçak arası (parça etten yapılan etli ekmek) burada yok.

Aziziye Camii yakınlarında, çarşı içinde yer alan Mithat Tirit, Konya Tirit’ini Konya’da en iyi yiyebileceğiniz adreslerden biri. Konya Tirit’i diğer tiritlerden farklı. Daha çok köfteli ve ot ve baharatlı biraz Bursa’mızın İskender’i anımsatıyor. Bol da tereyağ ile servis ediliyor. Oldukça lezzetli ama bir o kadar da ağır bir yemek.

Fırın kebap dediğinizde bir Konyalı’ya sorduğunuzda size ilk söyledikleri adres asırlık fırın kebapçı Hacı Şükrü oluyor. 1907 yılından beri fırın kebap yapan Hacı Şükrü, dışında bir de Vedat Milor’un favorisi Ali Baba var. O Mevlana yakınlarında yer alıyor

Konya’da gezip görülmesi gereken yerlerden biri de Meram Bağları. Burayı gezdikten sonra da tepeden Konya manzarası izlemek için de Seyr-i Kafe’ye gelebilirsiniz. Konya’nın açık havada en güzel manzarasına karşı çay keyfide güzel oluyor

Konya’da Mevlana çevresindeki tarihi çarşı ya da Zafer Meydan’ında alışveriş için uygun yerler var. Tarihi dokusundan çok şey kaybetmiş olmasa da Konya’da AVM kültürüne uymuş.

Konya’nın en uzun yapısının bulunduğu bu alışveriş merkezi  ve tepesindeki restoran değişik bir deneyim için denenebilir. Döner restoran konseptinin olduğu bu restoranda yemeğe başladığınız yer ile yemeği bitirdiğiniz yer aynı olmuyor. Yemek boyunca restoran dönüyor.

Başka bir tavsiyemde Konya’ya  Şeb-i Arûs törenlerinde de mutlaka geliniz.
Ne demişler, gez dünyayı gör Konya’yı…