Gedikli Anne


Gedikli Anne



Bir Pazar sabahı tek başıma çıktım bahçeye. Bazılarının tomurcukları sürmüş bazılarıysa çiçek açmıştı. Küçük bir erik ağacından bir dal kopardım. Bu bembeyaz çiçekli dalı anneme vermek istiyordum.

Tam bizim evin arka bahçe kapısına yaklaşırken Gedikli Anne’yle karşılaştım. Saçlarımı okşayarak,

-Annene çiçek mi kopardın? diye sordu.

-Evet Gedikli Anne! dedim.

-Say bakayım üstünde kaç çiçek var?

Buna bir anlam veremedim ama saydım. Sanıyorum yirmi beş otuz tane kadar vardı.

-Otuz tane Gedikli Anne! dedim.

-Desene bu yıl otuz erik az yiyeceğiz! dedi.

Başka hiçbir şey söylemedi.

Ben öyle kalakaldım. Bu çiçeklerin bir zaman sonra meyve olacağını nasıl bilebilirdim.

Hem üzüldüm hem utandım. Gerçi o tabiat bilgisi dersinde çiçekleri, taç yaprakları, tozlaşmayı, dişi ve erkek organları okumuştuk ama teorik olarak bilmek başka, pratik olarak onu yaşamak başka. O bilgilerle bu ilişkiyi kuramamış olmamın aptallığını yaşadım bir süre. Gedikli Anne’nin o hiç azarlamayan, uzun uzun ders vermeyen, o sevecen sesiyle söylediklerini unutamıyordum.

-Desene bu yıl otuz erik az yiyeceğiz!

Uzun bir süre kendimi çok aptal hissettim. Ve eğer Gedikli Anne beni azarlasaydı, bu utancı hiçbir zaman yaşayamazdım.

****

Yukarıdaki satırlar beni etkiledi. Okuduğum kitapta daha önce Gedikli Anne’nin kim olduğu anlatılmıştı. Kastamonu’nun Gölbaşı köyünde yaşlı bir nine; kocası askerlikte gedikli çavuş olduğu için, kocasının ölümünde sonra ona Gedikli Anne demişler. Meral Çelen’in anılarını yazdığı kitap: Çocukluk ve ilk gençlik yıllarım, (Nesin Yayınevi) ilgiyle okuduğum, elimden bırakamadığım bir kitap oldu.

Gedikli Anne’nin ne kadar aydın, olgun ve kendi öz değerlerini yaşayan biri olduğunu görüyorum. Çocuk terbiyesinde eğitici sohbetin örneğini vermiş. Önce, çocuğun saçlarını okşuyor, böylece sen benim için değerlisin, seni seviyorum mesajını veriyor. İkinci adımda, o an çocuğun yaptığı şeyin çocuğun gözüyle anlatılmasına fırsat yaratıyor, annene çiçek mi kopardın? Çocuğun yaptığı şeyin iyice farkına varmasını sağlamak için çiçekleri saymasını istiyor. Böylece çocuk sayarak işin içine iyice giriyor. Ve çocuğun davranışının sonuçlarıyla ilgili bir gözlem yapıyor: Desene bu yıl otuz erik az yiyeceğiz! Sadece bir gözlem yapıyor, gerisini çocuğa bırakıyor. Çocuğun bu sohbette yer alan bilgiyi, değerleri anlayabileceğine güveniyor. Bu etkileşimde gizli bir ‘senin anlayacağına güveniyorum’ mesajı var. Sadece bu mesaj mı? Bana göre daha birkaç gömülü mesajlar var:

-    Ağaçlar ‘biz’in bir parçası, onların farkında olmamız önemli, onlar bizim yaşam kaynağımız;

-    Tek bir şeye odaklanıp, o hedefe yönelik bir şey yaparken (annen için çiçek koparmak gibi) farkında olmadığın bir geleceği de etkilediğini bilmelisin; davranışınla oluşturduğun farkında olmak ve ondan sorumluluk almak (yiyeceğimiz erikler azalıyor) önemli.

-    Farkına vardıktan sonra senin buna göre seçimler yapacağına güveniyorum.

-    Senin öğrenmen, gelişmen benim için önemli.

İnsanın yanlış yaptığını kendisinin farkına varması, kişilik gelişiminde önemli bir aşamadır. Bilmen gereken şeyleri bilmediğini, değer vermen gereken şeyleri değersizleştirdiğini fark edince doğal olarak utanırsın. Bu iç disiplin ve karakter oluşturmanın bir aşamasıdır. Bu bir başkasının utandırmasından farklıdır.

Kitap iki cilt. Bu zengin ve derin kitabı yazdığı için Meral Çelen’e teşekkür ediyorum ve sizlere de içtenlikle öneriyorum.

www.dogancuceloglu.net