Geçen haftanın gündeminden esintiler (1)


Geçen haftanın gündeminden esintiler (1)



Köşe yazarımız Namık Göz, geçen hafta BTSO'nun Milli Eğitim Bakanına verdiği raporu değerlendirdi. Bu değerlendirmeyi okuduğumda beni en çok mutlu eden bölümü, BTSO'nun raporunda altını çizdiği, 'Mesleki eğitim müfredatı sektör talepleri doğrultusunda güncellenmeli, UYGULAMALI EĞİTİME öncelik verecek şekilde revize edilmeli, başarının artırılması için atölye eğitimi ilk yıldan itibaren başlamalı'' bölümü oldu.
Benim için gündemin öne çıkan ikinci önemli konusu da,Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Bursa mitinginde yaptığı açıklamaların ardından, Bursa Büyükşehir Belediyesince, ilk etapta 3 sebze/meyve tanzim satış noktasının açılması, ardından 7 adedinin daha kentin muhtelif noktalarında faaliyete geçirilmesi hareketiydi.
Zira bu hareketin başlatılma zorunluluğunun, benim defalarca bu köşede sizlerle paylaştığım çok önemli bir yanlışımızın, çok önemli bir eksiğimizin, ülkemizin tarımsal gücünü ve yeteneklerinin farkında olmayışımızın, bunları doğru değerlendiremeyişimizin bir sonucu olmasıydı.
Bunu fırsat bilen pazarlama gruplarının da, ürünleri üreticiden ucuza alıp, halka pahalı satmalarıydı.Evet,Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, işletmeye aldığı/alacağı tanzim satış noktalarıyla piyasa fiyatlarını dengede tutma yolunda etkin olacaktır, ama bunlar kalıcı çözümler olmayacaktır.
Peki, kalıcı çözümler nelerdir? Türkiye bunları nasıl yakalar? Bu soruların cevabını aramadan önce gelin tarımsal varlıklarımıza, yeteneklerimize göz atalım.
Ülkemizin tarım toprakları büyüklüğü 240 milyon dönüm, bunun 200 milyon dönümünde tahıl ürünleri, 8milyon dönümünde sebze,32 milyon dönümünde meyve yetiştiriyoruz.
Tahıl ürünleri yetiştirilen 200 milyon dönümün 40 milyon dönümünü, her yıl üzerinde bir şey ekmeden nadasa bırakıyoruz.
Ama bu büyük tarımsal gücümüze rağmen, arpa, buğday, et, soğan ve benzeri ürünleri ithal ediyoruz, oysa bunları kendi ihtiyacımızın üzerinde üretip, fazlasını dünya pazarlarına sunabiliriz, sunmalıyız da...
Neden yapamıyoruz sorusunun cevabını da, gelin ders çıkaracağımız bir ülkeye, Hollanda'ya göz atarak arayalım. Konya'nın kapladığı alandan(38 bin km2) biraz büyük Hollanda (43 bin km2), tarım alanlarının % 60'ı da deniz seviyesinin altında, bu alanlarda tarım yapılabilmesi için 12 ay pompalı drenaj sistemleri devrede tutuluyor, ama bu şartlar altında tarım ürünleri üreten Hollanda, yıllık 94 milyar avro tutarındaki tarım ürünleri ihracatıyla, ABD'den sonra dünya ikincisi.
Bu kapsamda, süs bitkileri ihracında dünya birincisi, Et ihracatında dünya dördüncüsü, süt ürünleri ihracında dünya üçüncüsü, sebze ihracında dünya birincisi, sıvı-katı yağ ihracında dünya dördüncüsü konumunu koruyor.
Türkiye'nin 2018 yılı tarım ürünleri ihracatı 15 milyar dolar, ithalatı 5 milyar dolar…
Evet, bu tabloyu, Sayın Cumhurbaşkanımız, ilgili Bakanlarımız, Belediye Başkanlarımız, Araştırmacılarımız, Bilim Adamlarımız, Üreticilerimiz, Pazarlamacılarımız, hepimiz önümüze sermeliyiz, tarımsal yeteneklerimizin, tarımsal gücümüzün farkına vararak, hep beraber kolları sıvamalıyız.
Kolları sıvarken, örnek alabileceğimiz Hollanda'nın bugünkü başarısının temelindeki oluşumları, UYGULAMALI MESLEK EĞİTİMİ, TEKNOLOJİ, AR-GE, ÜRETİM ve PAZARLAMA STRATEJİLERİNİ iyi incelemeliyiz, kendi koşullarımızda uygulamaya sokmalıyız. Üretim ve pazarlama stratejisi deyince, Hollanda çiftçisinin % 95'inin KOOPERATİF ÇATISI altında üretim ve pazarlama yapmakta olduğunu da bilerek, biz de ilk adımda, üreticilerimizi kooperatif çatıları altında toplamalıyız….