Fransız!


Lideri olduğu camianın hassas noktalarını bilmeyince işte böyle sıkıntı çıkıyor.  



Geçtiğimiz sezon Ali Başkan’a eleştirilerimizi farklı şekillerde ve anlatımlarla yaptım.

Başkan’ın Almanya’da uzun yıllar kalmasından esinlenerek “Türkçe anlatamadık, bir de Almanca deneyelim” esprisiyle bile yazı kaleme aldım.

Ama görüyoruz ki bizim başkanın Almanlıkla falan alakası yok.

Kendisi tam bir Fransız!

Ama kendi camiasına karşı!

Kendisine  Ali Le Ay bile dense yeri var!

Hocayla falan iyi anlaşıyorlardır eminim!

Başkan Ay iyi Bursasporlu ancak iş güç nedeniyle sanırım sadece saha sonuçlarıyla ilgilenebilmiş.

Camianın ruh yapısını, kırmızı çizgilerini yani hassas noktalarını bilmiyor.

Başkanlık sadece kulübün ekonomisini ve sportif tarafını yönetmek değildir.

En ince detaya kadar her konuya hakim olmak ve ona göre davranmak gerekir.

Bir iki basit örnekle anlatmak istiyorum

Bursaspor’dan pek de hoş olmayan bir şekilde ayrılan altyapı kökenli bir oyuncunun geri dönmesi gündeme getirilmişti.

Taraftar anında tepkisini gösterdiğinde Başkan Ay benimde bulunduğum bir ortamda “Ne oldu, niye istemiyorlar ki?” demişti.

Geçen yıl bu günlerde başkanın basın sohbet toplantısında

“Başkan’ım camia ve özellikle taraftarlar kimyası tutmayan, bağları kopan kişinin burada başarılı olması imkansız” diyerek taraftarın büyük bir kesiminin istemediği profesyonel hakkında görüşümü belirtmiştim. Sonrasında pek çok yazıyla da bu görüşümde ısrar ettim. Bursaspor ahalisinin büyük çoğunluğu da zaten ifade ettiğim gibi aynı görüşteydi.

Nitekim O profesyonelle yolları ayırdıktan sonra “Keşke çok daha önce görevine son verseydim” demişti.

Camianın ruh ve psikolojik yapısını bilmediği için kulüp hem zaman hem de para kaybetmiş oluyor.

Kendisini yönlendiren bizce malum kişilerde bu konularla alakasız olunca,

Taraftarı buz gibi soğutan, çıldırtan abuk sabuk kararlar ortaya çıkıyor. Başkanın kesinlikle bu açığı kapatacak danışmanlara ihtiyacı var. Bunu gönüllü olarak yapabilecek pek çok isim önerebilirim.

Yapılan son hataya dönelim…

Evet Sayın Başkan Deniz Yılmaz isimli futbolcudan bahsediyorum.

Sahada yapması gereken ne varsa yapamayan bu oyuncu, kulüp ve camia ile ilgili yapmaması gereken ne varsa yaptı.

Oynamak istemedi, geciken alacakları için yöneticilerle tartıştı, kulübü şikayet etti. Taraftarla ters düştü. Daha bir çok şey.

İşte bu yüzden  O oyuncuyla –oyuncu derken gerçek manasını kastediyorum- olmaz.

Yaptığı yanlışlar nedeniyle taraftarın sildiği bir oyuncu ağzıyla kuş tutsa –ki kendisi eliyle bile kuş tutacak hali kalmamış durumda- bu formayı giyemez.

Ne performans ne de karakter olarak yeterli olmayan bir futbolcuyla devam etmek kulübe sadece zarar verir. Hoca’nın bu yönde bir talebi varsa bile bunu anlatmak sizlerin işi.

Transferde zaten şuana kadar başarısızsınız, bari daha fazla bu taraftarı üzecek, canını sıkacak işler yapmayın artık.