Dünyanın gözü neden YPG'nin üzerinde?


YPG, IŞİD, çözüm süreci, dış politika, ekonomi bu kadar birbiriyle bağlantılıyken, burnunuzun dibinde insanlık dışı katliamlar yapan canileri gözardı edip dış politikanızı iç politik kazanımlara harcayamazsınız.



Meclis’te soğuk su gibi ezber kelam and içilirken, BBC, CNN, El Cezire YPG gerillalarının IŞİD'e yaptıgını konuşuyordu. Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği’ne göre 2012’den bu yana 220 bin Suriyeli oluyor ve 22 milyonluk nüfusun yarısı mülteci oluyordu. Komiserlik bunu en büyük güncel insanslık dramı olarak niteliyordu.

Ve dünya ajansları dün sabah Kobane’den sonra YPG’nin IŞİD’e karşı kazandığı yeni büyük  zaferi duyuruyordu. YPG de kimdi? Batı, düne kadar göz yumduğu IŞİD’e karşı şimdi neden YPG’yi destekliyordu?

HEDEF IŞİD’İN BAŞKENTİ RAKKA!

BBC, CNN, El Cezire YPG gerillalarının IŞİD militanlarını, Tal Ayyab’ın ardından Şanlıurfa Akçakale yakınlarındaki Ayn İssa kasabasından da püskürttüğünü ve kasabayı ele geçirdiğini bildiriyordu. Haberlerde YPG’ye Amerikan savaş uçaklarının destek verdiği de belirtiliyordu.

Bu önemli haberin Türk medyasında nasıl verildiğini bilmiyorum ama dünyada gözler YPG’nin bu zaferine yönelmiş  durumda. Çünkü YPG gerillaları, Türkiye’nin ve hatta tüm batının yapamadığını yapıyor, IŞİD ordusunu bozguna uğratmayı sürdürüyordu.

En önemlisi Ayn İssa, IŞİD’in başkent ilan ettiği Rakka’ya sadece 50 kilometre uzaklıktaydı ve arada başka yerleşim birimi yoktu.  Özetle YPG, Amerika’nın askeri, Batı’nın da askeri ve moral (ve belki de ekonomik) desteğiyle IŞİD’in başkentine yürüyordu.

IŞİD’a her türlü destek ve yardımı sınırlarından akıtmakla suçlanan bölge lideri Türkiye’nin ise bu konuda sessiz kalması dikkat çekiyordu. Türkiye, YPG’nin IŞİD birliklerini püskürterek, Türkiye sınırında kontrol alanını genişletmesine destek vermek bir yana; aksine rahatsızlığını açık açık dile getiriyor.

Komşularıyla sorunsuz dış politika diye yola çıkan AKP hükümetinin Suriye’de yıllardır sürdürdüğü yanlış politika ve kapıldığı büyüklük kompleksi nedeniyle Türkiye neredeyse dostsuz kalmak üzereydi.

BATI IŞİD’E NEDEN GÖZ YUMDU?

Kimilerine göre IŞİD, İsrail-Amerikan-İngiliz ortak yapımı bir projeydi. Tehdit bahanesiyle yiyecek ekmeği zor bulan Filistin’i gece gündüz bombalayan, Hizbullah’ı bahane edip Lübnan’a giren İsrail, kafa kesen ve Irak ve Suriye’nin yarısından çoğunda kontrolü ele geçirip günden güne güçlenen IŞİD’a neden henüz bir mermi bile sıkmamıştı? Mermiyi bırakın, suniler dışındaki her mezhebe ve etnisiteye karşı vahşice yürütülen kırım operasyonlarına, katliamlara karşı neden hiç sesini çıkarmıyordu?

İddiaya göre bu ortak proje tüm radikal islamcılar için bir mıknatıs oluşturacak ve aynen yaşandığı gibi dünyanın her yerindeki radikal islamcıları bir bölgede toplayacaktı. Tüm dünyaya “baş belası” öldüğünü kanıtlayıp nefretini kazandıktan sonra İsrail’e yönelince de  TOP YEKÜN İMHA edilecekti.

YPG Halk Koruma Birlikleri, Kürdistan Birlik Partisi PYD’nin askeri kanadıdır. Örgütsel açıdan ayrı olmasına karşın PKK ile ideolojik bağı vardır. Kürt ​​Ulusal Konseyi KUK üyesidir. Konseye üye olmayı reddeden Irak Kürtleri ve PKK ile mesafeli bir duruş sergiler. Esas amacı Suriye’de özgür bir Kürdistan kurmaktır.

Sınır boyunda Irak Kürdistan’ından sonra Suriye Kürdistan’inin kurulması Türkiye’nin ulusal çıkarlarına aykırıdır elbet. Uzun dönemde ülke nüfusunun yüzde 20’sini oluşturan kürtlerin Türkiye Kürdistan’ı  kurmaya kalkmaları konusu ciddi bir kaygı oluşturmatadır. Görünen köy kılavuz istemez, nihai Kürt ​​Ulusal Birliği ise Türkiye için tam bir kabustur. Gerekçesi malumunuz.

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile bölgeyi yeniden şekillendirmeye çalışan Amerika liderliğindeki Batı için bu beklenen ve istenen sonuçtu. Ve Kobane’de sosyalist kantonlar kuran Suriye kürtleri bile BOP’ine alet olmalarına aldırmaksızın ABD, Avrupa ve Avusturalya’dan hem (muhtemelen sivil paralı asker) “gönüllü” kabul ediyor, hem de silah ve askeri operasyon destek almayı çelişki görmüyordu.

Çünkü günümüzde (Makyavelist kuramdaki gibi) “Amaca giden yolda her yol mübah” görülüyor artık. Türkiye’nin aynı yaklaşımla topraklarından IŞİD’a ekonomik, lojistik ve personel destek geçişine göz yumduğu iddia ediliyor. İyi ama Türkiye’nin yanı AKP hükümetinin ve Sayın Erdoğan’ın amacı nedir? Erdoğan’ın, açık ve net dile getirdiği “BOP’un eş başkanlığı” görevi sürmekte midir? Öyle ise nedir bu iki başlılık? Anlayan beri gelsin.

Oysa Türkiye bu karmaşık bölge krizinde, lider ülke kompleksine kapılıp egemen aktörlerle zıtlaşmak yerine  tarafsız kalarak ve kendi etnisitelerine hassas davranarak üretilecek çözümün bir parçası olmayı seçebilirdi. Bu dönemde en akılcı politika bu olurdu.

Üstelik pozitif yüklemli, diyaloğa dayanan dış politika ve çözüm sürecinde yol alınması, ekonominin inşaattan sonraki 2. Motoru turizm sektöründe de ciddi büyüme yolunu açardı. Türkiye, riskli, tehlikeli ülke kategorisinde olmaz, sektör sezonu sinek avlamakla geçirmezdi.​​

Çünkü Turizm sektörü en önemli iç gelir kaynağı olmanın yanısıra iç piyasada da 54 farklı sektörüde de​stekliyor. Ve ekonomi tıkırında değil epeydir, farkındasınızdır.

Böyleyken böyle, YPG, IŞİD, çözüm süreci, dış politika, ekonomi bu kadar birbiriyle bağlantılı. Burnunuzun dibindeki insanlık dışı katliamlar yapan canileri gözardı edip dış politikanızı iç politik kazanımlara harcayamazsınız. Etnik sürtüşmeyi çatışmaya dönüştürmeye çalışarak bir yere varamazsınız. Tarih sizden hesap sorar.