Cinayeti gördüm!  


Bu başlık Antonioni'nin 1960’larda çektiği kült filmi Blow Up'ın Türkçe uyarlaması. Nereden mi aklıma geldi. Anlatmaya çalışayım.



5 Aralık 2010 günü yani şampiyon olduktan sonra İstanbul'daki ilk Beşiktaş maçı. Oysa her şey futbol adına ne kadar güzeldi. 2004 teki Beşiktaş'ın belgeli şikesiyle küme düştükten sonra  adeta hesap görülmüş ve 16 Mayıs'ta gelen 2-1’lik galibiyet sonrası sanki buzlar erimişti. Rahmetli Başkan İbrahim Yazıcı'nın öncülüğünde deplasman yasağı tarih olmuştu. Ancak ilk deplasman sırası Bursaspor'da ve maç İstanbul’daydı.

Bursa’dan yola çıkan onlarca araç ve coşku dolu 1500 ü aşkın taraftar İstanbul’a geldi. Çamlıca gişelerinde toplanan araçlar çok sıkı güvenlik aramasından geçirildi ve stada getirildi.

Ben maça münferit olarak gittim ve BJK tribününden seyrettim. Maçtan yaklaşık 1 saat kadar önce stadın dışında deniz tarafında bir hareketliliğe şahit oldum. Yerlerden taş toplayan oraya buraya koşuşturan 17-18 yaşlarında şahıslar gördüm. Bu arada stada akın akın bütçesine göre Beşiktaş meyhanelerinde otoparklarında kafa çekip  koro şeklinde son derece galiz küfürlü tezahüratları ile stada gelen agresif gruplara şahit oldum. Çok yerde maç seyrettim, İnönü Stadı'na defalarca gittim. Hiç bir statta bu kadar yüksek sarhoş oranına rastlamadım. Bu arada maça içkili, sarhoş gelenleri kim olursa olsun kınadığıma da belirteyim.

Maç başlamadan belki yarım saat önce başlayan ve maçın sonuna kadar aralıksız ağıza alınmayacak küfürlerin 30 bin kişi tarafından koro halinde söylendiğine tanık oldum.

İşin ilginci anlı şanlı spor dışı gazetecilerin devletin televizyonunda nasıl maçtan zevk aldıklarını anlattıkları programları hayretler içinde izledim.

Bir tespitim de şudur; Beşiktaş’ın stadına giren herkes kendini toplu bir psikotik seansın içinde bulur.

Evet polis bizim taraftarı stada getirdi ve oradaki sözde bariyere bıraktı ve aradan çekildi. Silahlarından(!) arındırılmış taraftarla dışarıdaki silahlı(!) BJK taraftarını karşı karşıya getirdi ve arbede çıktı. Bıçaklanan oldu, biber gazı vs. İstanbul basını suçlu olarak Bursaspor’u gösterdi. Sahamız bile kapatıldı. Kasımpaşa maçını seyircisiz oynadık.

Bana göre olayların başlaması ile bizim taraftarın ilgisi yoktu. Ama bu hiçbir zaman kimseye anlatamadık. Elbette bizim taraftar masum değil ancak Sezar’ın hakkı Sezar’a olamadı ne yazık ki.

Bundan sonra Bursa’daki o meşum maç geldi. İstenmeyen bir sürü olay ve kaybeden her zaman Bursaspor oldu.

İstanbul hatta Türkiye şampiyonluğumuzu hazmedemedi. O gün yaşananlar bunun tezahürüdür.

Güntekin Onay (fanatik BJK’li) acı rekabet diyor buna. Çok haklı. Bizim cephemizden bakıldığında acı var ve hatta evet nefrete benzer duygular var.

Ama bu acı rekabette değişmeyen gerçek kazanan hep BJK, kaybeden ise maalesef hep Bursaspor!