Çiftlik!


Vakıfköy’de tarlaya ürünler ekiliyor da hasat verimsiz. Sebebi de işi bilmeyen veya sadece kendini düşünen bazı çiftçiler !



Kulüpte önemli noktada olan biri ile sohbet ediyorum.

Konu altyapıya geliyor ve bana soruyor…

“Senin altyapı başarı kriterin turnuvalarda alınan kupalar mıdır, yoksa A takıma oyuncu yetiştirmesi midir?”

Bir saniye bile düşünmeden “A takıma oyuncu çıkaramıyorsa isterse kıtalararası dünya şampiyonluğunu kazansınlar anlamı kalmıyor” yanıtını veriyorum.

Çünkü altyapının kuruluş amacı A takıma oyuncu yetiştirmektir.

Oynadığı sürece ve giderken de fayda sağlayacak oyuncular yetiştirmektir.

O kulübün hassasiyetlerini ruhunda hissedecek kaliteli sporcular, arkadan gelecek gençlere örnek olacak karakterde isimler yetiştirmektir.

Altyapısından yetiştirdiği değerlerle büyük başarılar hatta şampiyonluklar kazanan kulüpler dünyada hatta ülkemizde bile var.

Bu anlamda çok verimli olduğu iddia edilen Vakıfköy’den, bugüne kadar verilen emeğin karşılığı kesinlikle alınamadı.

 

Peki neden?

 

Şimdi yazacaklarımı da Vakıfköy’de yakın zamanda önemli noktalarda görev yapmış üç farklı kişiden dinledim. 

“Gelin sizin ağzınızdan yazalım” dedim; ama çeşitli nedenlerle istemediler.

Başkan Ali Ay iddiaları dikkate alır ilgilenirse kendisine yönlendirebilirim.

Anlatılanlara göre oradaki durumu kısaca özetleyeyim…

Vakıfköy hep aynı kişilerin torpille ya da hatır gönülle tekrar tekrar görevlere getirildiği, bilimsel metodlarla bir şeyleri değiştirmek ve sporcu eğitiminde çağa ayak uydurmak isteyenlerin ise görevde kalamadığı bir yer haline gelmiş.

Orada kurulmuş olan düzeni değiştirmek ve gerçekten üretken hale getirmek için yeni sistem ve metodlar getirmek isteyen birileri oldu; ama bu özelliklere yakın birileri geldiği zaman oradaki eskiler -burada bir peynir çeşidi yazacaktım da üslup bozulmasın, siz anlayın işte- hemen onun ayağını kaydırma gayretine giriyor ve başarılı da oluyorlar.

“Bize kimse dokunmasın eski tas eski hamam devam etsin” mantığındalar.

Bunun yanı sıra Vakıfköy’de bir altyapıda olmaması gereken pek şey olduğu da ifade ediliyor.

Adam kayırmalar, menfaat ilişkileri, bazı antrenörlerin futbolculara aşırı sert davranışları, disiplinsizlikler, sporcu yetiştirmede liyakat sahibi olmayan yani işinin ehli olmayan kişilerin yıllardır görevde kalması, adaletsizlikler v.b.

Buna ilaveten özel yaşamına dikkat etmeyen bazı oyuncuları uyaranlara bile oradaki diğer bazı yetkililerin  “Sen o işlere karışma” iması yapılıyor olması bile oradaki durumu bize anlatıyor.

Anlayacağınız düzen bozulmasın diye her şeye göz yummak isteyen birileri var orada.

Kulağımıza gelen bazı trajikomik hadiselerde var da buradan dillendirmek sakıncalı.

İşte bu şartlar yüzünden gençler daha temelde kulübe karşı aidiyet duygusu edinemiyor.

Eğer altyapıdan gerçekten verim almak istiyorsak yani bulduğu ilk fırsatta yurt içine veya yurt dışına kaçıp giden değil de, taraftarların sloganı gibi ‘ikinci şampiyonların çıkmasını’ gerçekten istiyorsak, altyapıdaki bu hastalıklı zihniyetten kurtulmak gerekiyor.

Çok daha bilimsel düşünen, çalışan, bu işi bilen, kariyerinde oyuncu yetiştirme tecrübesi olanlar, pratik, teorik ve mental eğitimi doğru verebilecek Vakıfköy’ü yönetmeli.

Şehir dışından hatta bu işi başarmış futbol ülkelerinden birileri getirilmeli.

Hem fiziksel, hem zihinsel, hem de psikolojik açıdan sağlıklı birer birey olmadan başarılı sporcu olmak imkansızdır.

Tüm bunları ele aldığımızda Vakıf’ta en tepeden en alta köklü bir değişim yapılmazsa, harcanan paranın verilenen emeğin karşılığını gerçek anlamda alamamaya devam ederiz.

 

Özetle Vakıfköy şuan olumsuz manada çiftlik halinde. 

A takıma kaliteli ürün yetiştirecek gerçek bir çiftliğe dönüşmesi için radikal önlemler şart.

 

Anlayacağınız çiftlikte tarla uygun, tohum bol bol var. Sadece o tohumları doğru ekip, yetiştirecek işinin ehli çiftçilere ihtiyaç var.