Çalışanın 'sır saklama' yükümlülüğü


Çalışanın 'sır saklama' yükümlülüğü



İşyerinde bir müddet çalışıp sonrasında çeşitli nedenlerle işyerinden ayrılan çalışanların, sonrasında evvelki işyerinde çalışırken edindikleri projeleri, işyerine ait sırları, teknik çizimleri vb. gibi işyerine ait yaşamsal önemde bilgileri sonradan bir başka işyeri veya kendi menfaati doğrultusunda kullanarak haksız rekabet oluşturacak şekilde kullanmalarına sıkça rastlanılmaktadır.
Bu durum , zaman , sermaye, akıl , birikimle belirli bir yere gelmiş işyeri sahibini hali ile tedirgin etmektedir. Karşı karşıya kalınan bu risk , mağdur firma sahibi için aynı zamanda psikolojik çöküntü, huzursuzluk hali oluşturacaktır . Zira mülkiyet hakkı, cana, mala gelebilecek riskler 'korkusu' bu korkuya karşı refleks, nefsi müdafaa' denen şey insan oğlunun yaradılışından kaynaklanan ilk aksiyonlardır.
Hukuk düzeninin sır saklama yükümlülüğü ve haksız rekabet alanında etkin olması gerekmektedir. Zira sınai mülkiyetin korunması sağlıklı ekonomik düzenlerin ve gelişmenin temel gereklerinden biridir. Ancak gerek mevzuat ve pratiklerdeki zorluklar , özelikle de yargı sistemimiz maalesef bu hususta gerekli etkinliği sağlamaktan şimdilik uzaktır.
Konuya Mevzuatımız açısından yaklaştığımızda , Sır saklama ve haksız rekabetin farklı ve iç içe hususlar olarak ele alındığı anlaşılmaktadır.
6098 sayılı TBK.'nun 396. Maddesi ' İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür.' Demekte, Keza kanunun 427. Maddesi de 'Hizmet buluşları üzerinde işçinin ve işverenin hakları, bunların kazanılması ile diğer sınaî ve fikrî mülkiyet hakları konusunda özel kanun hükümleri uygulanır.' Cümlesiyle özel yasalara atıf yapmaktadır.
Diğer taraftan rekabet yasağı 6098 sayılı T. Borçlar Kanunu'nun Genel Hizmet Sözleşmesi hükümleri içinde 444 ila 447. maddelerinde düzenlenmiştir. Bunun nedeni ise rekabet etmemenin sadakat borcunun bir gereği olmasıdır. İş sözleşmesinin kurulması ile doğan sadakat borcu, işçi tarafından işverenin çıkarlarını koruma ve gözetme borcudur. Rekabet etmeme borcu ise, iş sözleşmesinin sonuçlarından olan; işçinin işverene sadakat borcu içinde yer alan alt bir yükümlülüktür.
Taraflar iş ilişkisi devam ederken sözleşmenin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün iş sözleşmesine konulmasına veya bu konuda ayrı bir sözleşme (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılmasını kararlaştırabilirler. Rekabet yasağının ihlaline bağlı taraflarca kararlaştırılmış olan belli bir ödemeyi öngören yaptırım, niteliği itibarıyla bir cezai şart hükmüdür. İş akdinin devamı süresince işçinin işverenle rekabet etmemesi zaten sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür.
Buna karşılık, işveren ve çalışan taraflar iş ilişkisi devam ederken sözleşmenin bitiminden sonra da çalışanın rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün iş akdine konulmasını veya bu konuda ayrı bir sözleşme (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılmasını kararlaştırabilirler. İş akdi sona erdikten sonra işçinin işverenle rekabet etmeme borcu ( sır saklama borcundan ayrık olarak ) ancak böyle bir yükümlülük sözleşme ile kararlaştırıldığı takdirde söz konusu olmaktadır.
Yakın zamanda çıkan bir HGK kararına göre işçinin çalışırken bilgi edindiği eski işyerine ait bir buluşu sır saklama yükümlüğüne aykırı biçimde yeni işyerinde kullanarak haksız rekabet üretmiş olması halinde eğer iş sözleşmesinde haksız rekabet etmemeye dair hükümler var ise eski 5521 sayılı yeni 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca uyuşmazlıkta İş mahkemeleri görevlidir. Karara göre yorumum, aksi durumda yani İşveren ile işçi arasında haksız rekabete dair geçmiş veya gelecekte bir sözleşme varsa bu durumda uyuşmazlığa Ticaret mahkemeleri bakacaktır.
İş mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki bu görev uyuşmazlığının yüksek yargı kararlarıyla bir türlü çözüme kavuşturulamadığını , Yülksek Yargıtay dairelerinin de sık sık görüş değiştirdiğine tanık olmaktayız.
Burada ekonomik gelişme ve adil yargılama açısından gerek mahkemelerin görevleri gerekse diğer detayların düzenlenmesi açısından sanırım yasal bir düzenleme gereği ortadadır.
Belirtilen nedenlerle de İşverenlerin çalışanları ile yapacakları iş sözleşmelerine çalışanın sır saklama yükümlülükleri ve haksız rekabete dair Borçlar Kanunu genel işlem şartlarını ihlal etmeyecek ölçü ve derecede ceza şartını da içeren hükümleri koymalarını tavsiye ettiğimizi belirterek yazımı noktalayayım.

Saygılarımla...