Beklentilerimizi düşürmek mümkün mü?


Beklentilerimizi düşürmek mümkün mü?



Bundan yaklaşık on yıl önce, bir hocam sayesinde ilk kez beklentilerimle yüzleştim. O zamana kadar bana normal gelen ve zamanla gerçekleşmesi gerektiğini düşündüğüm ne varsa gözden geçirip, bunların ne kadarının gerçekçi olduğunu fark etmemi sağladı bu yüzleşme. Sonrasında hastalarımla yaptığım görüşmeler sırasında da beklentilerinin yüksek olduğunu görmem, bu beklentilerin gerçekleşmediği zamanlarda, onların mutsuzluk ve umutsuzluğa sürüklenmelerinin sebeplerini anlamamı sağladı.

Pek tabii ki hayattan birtakım beklentilerimiz olur. Arkadaşınızın desteğini beklersiniz mesela, sınavlarınızdan geçmeyi, takdir edilmeyi, affedilmeyi… Beklentileriniz gerçekçi olduğu zaman ortada bir sorun yoktur, hatta sağlıklısınızdır. Çünkü hayattan ve insanlardan beklentimizi kaybettiğimiz zaman umutsuzluk ve depresyon kapıdadır. Önemli olan denge kurabilmektir.

Beklentileri yüksek olan hastalarıma baktığım zaman farklı noktalar görüyorum. Kiminin standartları yüksek oluyor ve hep daha fazlasını istiyor. Bu çoğu zaman altta yatan kusurluluk fikirlerini telafi etmek için ortaya çıkıyor. Kiminin onaylanma ve takdir edilme beklentisi yoğun oluyor. Bu durum ise benlik gelişimi dışa yönelimli bireylerde görülüyor. Yani ancak başkalarının onayı ile kendilerine saygı duyabiliyorlar. Beklentilerin ihtiyaçlardan doğduğunu söyleyebiliriz. Kendine yetebilen, yalnızlığı tolere edebilen bireylerin beklentilerinin düşük olduğunu fark ediyorum. Yani birey kendi ihtiyaçlarını iç kaynakları ile ne kadar iyi karşılayabiliyorsa beklentisi o kadar düşük oluyor. Bunun sonucunda da o kadar mutlu oluyor. Beklentileri yüksek olan kişiler, karşılarındaki kişileri idealize edip onlara olduklarından farklı anlamlar yükleyebiliyorlar. Sonra da anlam yükledikleri kişiler bu beklentileri karşılamayınca hayal kırıklıkları yaşanıyor. Kırgınlıkların getirdiği cümleler: “Oysa ki ben onu … sanmıştım, beni kandırdı” oluyor.

Beklentiniz yüksek olduğunda, bir yanınızdaki beklentili, talep eden ebeveyninize kulak verirsiniz. Kendinizden ve çevrenizden talep edersiniz. Talepleriniz karşılanmazsa eleştirmeye başlarsınız. Siz ne kadar bu yanınıza kulak verirseniz, sağlıklı yetişkin yanınız o kadar küçülür, incinmiş çocuk yanınız ortaya çıkar. Oysa ki talep eden yanınızı küçültmek için sağlıklı yetişkin yanınızı büyültmeniz gerekir. Sağlıklı yetişkin yanınız güçlendikçe içinizdeki incinmiş çocuğa yardım etmek o kadar kolaylaşır ve mutlu çocuk ortaya çıkar.

Yazar Stefan Zweig: “Hayat bizim kurduğumuz, tasarladığımız bir oyun değildir; orada sahne alan kim olursa olsun, ona ne kadar yakın olursak olalım her şey bizim istediğimiz gibi gelişmeyebilir. Hayata dair her kurgumuz, her gelecek planımız başka başka hayatların, başka ruhların, kişiliklerin beklentileri ve hayatlarıyla ölçülür, orada her beklenti hayal kırıklıklarına gebedir; beklentilerini birer inanca dönüştüren yürekler içinse hayattan derin bir çöküş beklemektedir. Bu inancın söndüğü yerde yeni bir hayata açılacak bir kapı yoktur” yazmıştır. Beklentilerimizi küçültmeye çalışalım, hayal kırıklıklarını geride bırakalım. Sevgiler…