5 Haziran Dünya Çevre Günü


Birleşmiş Milletler Örgütü 1972 yılında İsveçin başkenti Stockholmde 133 ülkenin katılımı ile düzenlediği zirvede, 5 Haziran tarihinin Dünya Çevre Günü olmasını oybirliği ile kabul etti.



O tarihten bu yana çevre sorunlarına kamuoyunun dikkatini çekmek, halkın katılımını geliştirmek ve politik ilgiyi arttırmak üzere dünya genelinde çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Biz de nasıl bir etkinlik yapılacak bilmiyorum. Oysa çevre sağlığımızı etkileyen en önemli etkenlerden birisi. Birleşmiş Milletler, 2010 yılını Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Yılı ilan etti. Dünya üzerindeki biyo çeşitliliğin korunmasının önemine dikkat çekmek üzere 2010 yılı Dünya Çevre Gününün ana konusunu “Birçok Tür, Bir Tek Gezegen, Bir Tek Gelecek” olarak belirledi. Üzerinde yaşadığımız gezegende; bilinen 17.291 bitki ve hayvan türü azalarak nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya iken, insanoğlu hızla çoğalmakta. Beslenme ve yaşamın sürdürülebilmesi için kaynaklara olan gereksinmemiz artıyor. Sayısal çoğalmanın yanı sıra gıdayı paylaşma adil mi? Ne yazık ki değil, dünyada aşırı ve kötü beslenmeye bağlı obezite artarken, açlıktan ve temiz suya ulaşamayan insan sayısı da aynı çoklukla artıyor. Temiz su kaynakları, besin ve hayvan türleri yok ediliyor. Kuraklık sonumuzu hazırlıyor. Bir yandan da çevre katliamı acımasızca sürüyor. Geçtiğimiz haftalarda Orhaneline bir gezi yaptık. Daha ilçeye gelmeden yoldan görünen manzara içimizi yaktı. Yemyeşil dağlarda mermer ocaklarının yarattığı faciayı ancak görmekle anlayabilirsiniz. Su kaynakları kirlenen köylü kardeşlerimizin direnişini belki basından takip etmişsinizdir. Şimdilik durdurulmuş bazı ocaklar var ama çoğunluğu mermer çıkarmaya devam ediyor. Güzelim meşe ormanlarını ağır mermer tozu bulutu kapladığında, burada yaşayan hayvan ve bitki örtüsü nedenli zarar görüyor bunu siz hayal edin. Uzaklara değil yakınımızdaki bu ilçemize bir göz atın lütfen; Dünya Çevre Gününün bir anlamı olsun. Bu tükenişin sorumlusu tabii ki insandır. Çeşitli gerekçelerle ormanlar, tarım alanları, meralar, sulak alanlar, tahrip edilmekte. Gelecek nesillere balık yediremeyeceğiz. Sulak alanlar kurutulmakta veya denizler – göller ağır kirlenme ile yenilemeyecek ürünlere ev sahipliği yapacaktır. Dünyanın ısınmasına neden olan gazlar atmosfere karışarak iklimi etkilemekte, bitki ve hayvan türleri doğal hızlarından 1000 katı daha hızlı bir şekilde yok olmaya mahkum edilmektedir. Dünya üzerindeki tür çeşitliliği bize gıda, ilaç, giysi, yakıt gibi çok sayıda fayda sağlar. Bahçemizdeki böcekten, yol kenarındaki çimene kadar her türlü canlının birbiriyle bağlantısı vardır. Dünya Çevre Günü kutlanacak mı bilemem ama hepimizin sorumlulukları var.

•Bilim adamları, her 24 saatte 150 ile 200 arası türün yok olduğunu tahmin ediyorlar.
•Geçmişten günümüze türlerin yok olduğu devirler olmuştur, ancak geçmiş 65 milyon yıldaki en hızlı tür yok oluşu günümüzde yaşanmaktadır.
•İklim değişikliği biyolojik çeşitliliğe karşı en ciddi tehdittir.
•Sıcaklıklardaki 1,5 ile 2,5 derece arasındaki artış bitki ve hayvan türlerinin yaklaşık % 20-30unun yok olmasına neden olacaktır.
•Dünya nüfusunun yaklaşık % 60ı için gerekli olan ilaçlar bitkilerden elde edilmektedir.
Çevrenizde olup bitenlerden haberiniz var mı?
Başta topraklarımız olmak üzere, orman, su ve biyolojik çeşitliliğin korunması adına mücadele etmeliyiz.
Ülkemizin hemen her bölgesinde uygulanan ve uygulanmak istenen vahşi madencilik faaliyetleri ile Maden Yasası ve ilgili yönetmelikler, doğanın can damarları ırmaklara, nehirlere, derelere, hatta çayların üzerine kurulan, kurulmak istenen binlerce hidroelektrik santral (HES), orman işgallerini desteklercesine 2/B orman alanlarının satılmak istenmesi, sulak alanlarımızın, göllerimizin kurutulması, meraların, yaylaların tahribi, tarım alanlarının amacı dışında kullanılması, yapılaşmaya açılması, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda yapılmak istenen değişikliklerle; doğal varlıklarımızın daha da savunmasız bırakılmaya çalışılması gibi saymakla tükenmeyecek kadar çok çevresel tahribat her birimiz tarafından ısrarla takip edilmeli ve engellenmelidir.
Bu mücadele yapılamazsa dünyanın bir kısım insanları açlığı ve susuzluğu daha fazlasıyla yaşayacaktır.

EKOHABER GAZETESİ