USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

KENT ISI ADASI! Kentli olmanın bedeli: sıcaktan haşlanmak!

KENT ISI ADASI! Kentli olmanın bedeli: sıcaktan haşlanmak!
14-07-2023

İki gündür burnumuzu evden dışarı zor çıkartır olduk. Dışarıda nefes almak bile zor!..

Hele de kronik hastalıklarınız varsa!
Geçen hafta Yıldırım Külliyesi’nin avlularında Yıldırım El Emekleri Festivali vardı; hava sıcaklığı nedeniyle stantları 18.00’de açmışlardı, tören de o saatte başlayacaktı. Beton avlularda gölgede bile hava çok sıcaktı…

Ancak Külliye’nin merdivenlerle inilen alttaki toprak zeminli;  sık ve yüksek / yaşlı ağaçların olduğu bahçede ise  ısı resmen beş altı  derece fark ediyordu. Ağaçlar gölge yapıyor, yeşillikler klima gibi ortalığı serinletiyordu…

Kent içindeki yeşil alanlar bile hava sıcaklığını daha az hissetmemizi sağlıyor… Kırsalda bu durum daha da belirginleşiyor…

Bilim insanları kentlerin kırsal alanlara göre  daha sıcak olmasını Kent Isı Adası olarak tanımlıyor…

ŞEHİRLERDE ISI KIRSALA GÖRE DAHA YÜKSEK

Kentler ısıyı kırsal alana göre ısıyı muhafaza ediyor; buna Isı Adası etkisi deniyor. Bilim insanları 1 milyon insanın yaşadığı bir şehirde sıcaklık, kırsal bölgelere göre ortalama 1-3 derece daha yüksek olabileceğine bu farkın gece 12 dereceye çıkabildiğine dikkat çekiyor

Bu durumun ana nedeni şehirlerde yeryüzünün doğal şeklinin insanlar tarafından yapılaşma aracılığıyla değiştirilmesi, betonlaşma, asfalt ve yüksek binalar ile enerji kullanımının kırsala göre daha fazla olması…
Kısmen de olsa ısı adası etkisinin azaltılması mümkün…

Binaların çatılarının ve dış cephelerinin yeşil bitkilerle sarılması…

 Kentte yeşil alanların artırılması, gölgelik ortamların oluşturulması gibi…
Yerel yönetimlere ise “Kentsel Isı Adası etkisini azaltmaya yönelik projeler üretmesi; yeşil alanların korunması ve geliştirilmesi, enerji verimliliğini sağlayan yapı malzemelerinin kullanılmasını teşvik,  raylı sistem gibi ulaşım sistemlerinin iyileştirilmesi” gibi pek çok görev düşüyor…

Bursa’da kente nefes aldıran önemli yeşil alanlar var...

Kent merkezinde dönemin belediye başkanlarından Reşat Oyal döneminde yapılan Kültür Park ile Hikmet Şahin Döneminde yapılan Merinos Parkı ve Çarşamba’nın altında Merinos Parkı ile bütünleşen yeşil alan ile Recep  Altepe döneminde yapılan Hüdavendigar Parkı şehrin merkezine nefes aldırıyor…

Öte yandan Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla Yıldırım’da şehrin periferinde art arda büyük parklar açıldı…

Yapım çalışmaları devam edenlerle yenileri de gündemde… Mesela Otosansit ve 75. Yıl Mahallesi arasındaki bölgede 643 dönümlük şehrin en büyük kent parkı çalışması hızlanmış durumda…

Ancak… Tüm çabalara karşın…
Bursa gibi yapılaşma ve sanayi baskısı altında olan; 17 OSB’nin olduğu, TEKNOSAB gibi yeni OSB’lerde fabrika binalarının yapımının sürdüğü, kırsaldaki alanların yapılaşmaya açıldığı, kentsel dönüşümle birlikte Nilüfer’in bile çok katlı binalarlalar dolduğu süreçte yeni yapılan parklar Kent ısı adası sorununu çözmekten uzak… 

Yeşil alan olmaktan öte, kent parklarının diğer önemli misyonu kentin yapılaşma baskısından uzak kalmaları…

Misal Kültür Park olmasaydı, orası da Altıparmak, Çarşamba gibi bitişik nizam apartmanlarla dolardı. Botanik Park’ın bulunduğu alan ise çoktan Alemdar ya da Çukurca’ya benzemişti. Hüdavendigar Parkı’nın akıbeti ise Çok katlı binalar, ticaret alanları ya da TOKİ kuleleri olurdu!...

2022 TÜİK verilerine göre;

“Ülkemiz toplam yüzölçümünün sadece yüzde 1,6'sını oluşturan yoğun kent olarak sınıflandırılan yerleşim yerlerinde 31 Aralık 2022 tarihi itibarıyla 57 milyon 934 bin 583 kişi yaşıyor...

Diğer bir ifadeyle Türkiye nüfusunun yüzde 67,9'u söz konusu yerleşim yerlerinde ikamet ediyor…”

Üstelik bu sayıya5 milyonu geçen devletin resmi kayıtlarında olan sığınmacı ve yabancılarla sayıları kesin olarak bilinmeyen kaçan, düzensiz sığınmacılar dahil değil.

Özetle ülke nüfusunun çoğunluğu dar alana sıkışmış dolayısıyla da ağaçsızlaşmış, asfalta ve betona boğulmuş kentlerde yaşıyor.

Nüfusun az bir kesimi (varlıklılar) kentin periferinde, daha bir yeşil alanın olduğu alanlardaki konutlarda oturuyor…

Çoğunluk yaz aylarında yoğun sıcağa, kış aylarında ise hava kirliliğine maruz kalıyor…

YAKICI SICAK HAVA VE  EL NİNO!

BBC’de 6 Haziran’da yer alan haberde şu ifadeler yer alıyorB

“El Nino olarak bilinen ve gezegenin 1-2 yıllığına ısınmasına yol açan hava olayı Pasifik Okyanusu’nda başladı.

ABD’li bilim insanları, El Nino nedeniyle önümüzdeki yılda sıcaklık rekoru kırılmasını bekliyor.

Uzmanlar, küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefinin de 2024’te El Nino etkisiyle aşılabileceğinden endişeli.”

Peki El Nino  nedir?

El Nino, doğu tropikal Pasifik Okyanusu'ndaki yüzey sularının olağandışı ısınması anlamına geliyor…

İki ila yedi yıllık aralıklarla düzensiz olarak meydana gelen El Nino'nun okyanus sıcaklıkları, okyanus akıntılarının hızı ve gücü ve yerel hava durumu üzerinde etkisi bulunur. La Nina ise bölgenin yüzey sularının olağandışı soğumasını tanımlayan bir model…

Öte yandan Metoroloji Genel Müdürlüğü Türkiye’de 45-50 derece sıcaklıkların ihtimal dahilinde olduğu sıcak hava dalgasının en kötü etkileyeceği illerin başında ise İstanbul, Kocaeli, Sakarya ve Yalova ile Balıkesir’in de etkileneceğini açıklayarak uyardı…

Meteoroloji’nin uyarısında sıcaklıkların 12 Temmuz itibariyle etkisinin artırmasının beklendiği de yer aldı…

Küresel ortalama sıcaklığın 17,01 derece olarak ölçüldüğü 3 Temmuz, dünyada bu zamana kadarki en sıcak gün olarak tarihe geçmişti.

Henüz 24 saat geçmeden 4 Temmuz'da ise 17,18 dereceye ulaşan küresel ortalama sıcaklık bir daha rekor kırmıştı.

Bu durum dünyanın geleceği ve su kaynakları açısından endişe verici bir durum…

Yeryüzünde on binlerce yıldır canlılar kuraklık ya da aşırı soğuklar nedeniyle bölge değiştirerek yaşama tutundular…

Son on yılda yaşanan göçler daha da kitleselleşebilir…

Yine BBC’nin haberine dönecek olursak;

“Dünyanın farklı bölgelerindeki meteoroloji kuruluşları El Nino’nun başlangıcını tespit etmek için farklı kriterler kullanıyor.

ABD’deki bilim insanları, okyanus suyunun bir ay boyunca normalden 0,5 derece sıcak olmasını, atmosferin de bu sıcaklık artışına tepki vermesini ve bunun uzun süre devam edeceğine dair bulgular olmasını El Nino’nun başlangıcı olarak görüyor.

ABD’li uzmanlar, Mayıs sonunda bu üç şartın da yerine getirildiğini açıkladı.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nden Michelle L’Heureux, El Nino’nun başlangıcına yol açan iklim koşullarının önümüzdeki süreçte daha da yoğunlaşacağını söyledi, Haziran’ın ilk haftasında ısı farkının normalin 0,8 derece üstüne çıktığını belirtti.”

2024 yılında El Nİno etkisiyle küresel sıcaklık rekorlarının kırılacağının yer aldığı haberde şöyle bir değerlendirme de yer alıyor:

“Michelle L’Heureux “El Nino’nun geçici bir süreliğine bizi taşıyacağı sıcaklıklar, birkaç yıl sonranın normal sıcaklıkları olacak muhtemelen.

O yüzden El Nino, 5-10 yıl sonra nasıl bir dünyada yaşayacağımızı görmemizi sağlayacak bir zaman makinası gibi…”

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?