USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Hayata dair çeşitleme; Kedilendim!...

Hayata dair çeşitleme; Kedilendim!...
27-12-2023

Kediler eskiden Bursa evlerinin asli unsurlarıydı… Zira eski Bursa evlerinin  çoğu kagir ya da ahşaptı, dolayısıyla da fındığından lağımına her tür ve boyda fare çok olurdu. Ahşap tavan aralarında fare tıkırtılarını aleni duyardınız…

Kediler evlerde fare avlama, kovalama görevlisiydi… İşlevseldiler.

O yüzden evlerde kedi beslenirdi. Onların görevi evden fareleri kaçırtmaktı… Bahçe ya da sokaklarda fare kovalayan kedi görüntülerine aşinaydık…

Velhasıl bizim kuşak kedilerle büyüdü…  Çocukken Sarmanımız vardı… O gittikten sonra babam evde kanarya, saka bakmaya başladı. Kedi ve kuş bir arada olmuyordu… Yine de ben gizli saklı üst katta kedi bakıyordum. Arı Yılışık’tı. Beni sokak başında karşılardı. Ayaklarımdan omzuma tırmanırdı. Beraber eve gelirdik. Kapının önüne gelince atlar, kapı üstündeki betona tırmanır, üst kata çıkıp pencereyi açmamı beklerdi…

Bizim zamanımızda kediler için kuru mama bilmezdik. Kasaptan manca alırdık, kaynatıp doğrardık, en has kedi yemeği oydu. Yemek artıklarını da verirdik. Yerlerdi.

Eski Bursa evleri yerini beton apartmanlara bıraktı. Yeşil alan da kalmadı. Dolayısıyla eskiden evlerde koloniler halinde yaşayan farelerden eser yok.

Kedilerin de işlevi kalmadı… Eskinin görevli kedileri artık sokak hayvanı olarak anılmaya başladı… Yine de apartman dairelerinde kedi besleyen çok sayıda kedisever var…

Bir kısmı cins kedi bir kısmı ise sokak kedisi besliyor…

GİDEN KENDİNDEN KURTARIR, DÖNDÜĞÜNDE BIRAKTIĞINI YERİNDE BULAMAZ!

En son 10 yıl önce evde kedi bakmıştım… Gezi olaylarının olduğu yıldı… Adını Çapul koymuştum. Koymaz olaydım, tam bir çapulcu çıktı.  Tuğçe getirmişti, eve götüremiyordu, zira azman  Şirin vardı, paralardı yavruyu… Yalvar yakar bana kakalamıştı, bir avuç bir şeydi… Küçücüktü. Hızla büyüdü… Çorapsız yatamazdım… Uyurken ayaklarımın üstüne atlar, tırmalar ve ısırırdı… Ellerim, ayaklarım her tarafım, yüzüm bile tırmık içerisindeydi.

Hastalandı… Kan kusuyordu ve kanlı ishaldi… Tuğçe ile Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi’ne götürdük, gecenin bir yarısı… Serum ve antibiyotik tedavisi verildi. Hemşire emeklisi Safoşum Sabah akşam kedinin serum değiştirme nöbetindeydi… Ölecekti. Bir deri bir kemik kalmıştı. Tuğçe ve ben resmen seve seve kucağımızda yatıra yatıra hayvanı hayata döndürdük… Bir hafta sonra bir lokma balık yiyince ‘Tamam yırttı, iyileşecek’  dedim. Serumlarını çıkarttık…  İyileşti…

(Ah can Safoş, seni ne kadar çok özlüyoruz. En çok da kızın, Torunların da öyle… Şunun şurasında bir ay ve birkaç gün sonra gideli bir yıl olacak…’Kız Güüüül” diyen sesin  kulaklarımda…  Zaman bir şekilde akıp gidiyor. Sen gittiğinden beri ben / biz hiç iyi olamadık.)

Yine dağıldım… Konuya dönecek olursak…

Çapul sokak kedisiydi… Doğası gereği hareketliydi. Mart ayı geldi, muhtemelen 10 aylıktı… Bahçede dişi kediler dolanmaya başlamıştı. Bir gün çamaşır asmaya çıkarken açık kapıdan fırladı ve karşı duvara ve oradan da yandaki evin çatısına tırmanarak gözden kayboldu… Daha önce de birkaç kez gitmişti ama geri gelmişti… Zaten açık kapı, pencere buldu mu kendini dışarı atan bir kediydi…

Bir daha gelmedi… Günlerce bahçe kapısını açık bıraktım. Bütün bahçe kedileri eve doluştu durdu, ama benim kediden iz yoktu… 
Aradan birkaç ay geçmişti; bir gün ben Bursa dışındayken gelmiş, komşular görmüş… Pencereye çıkmış, epeyce miyavlayıp beklemiş…

Kedi dersi bir… Giden seni kendisinden kurtarır…

Kedi dersi iki… Giden döndüğünde bıraktığını yerinde bulamaz…

Çapul bana bir yazıya ve o yazıdan gelen başarı ödülüne mal oldu…  Sonraları evin içinde değil ama bahçede pek çok kediye  baktım. Özellikle de hayırsız anne kediler hep bana denk geldi, yavrularını bahçeye indirip bana terk ettiler... Çok bahçe kedisi baktım...  Sonuncusu da altı ay önce terk etti. 3 yavrunun iyavlayacak halleri bile yoktu, bitkin ve sıskaydılar... Toparlandılar ve büyüdüler...  

LEO BİR HAFTA AÇLIK GREVİ YAPTI

Leo neye mal olacak hiç bilemiyorum…

İki kedinin karakterleri inanılmaz farklı… Biri sokak kedisi, diğeri cins! Leo  Scottish Straight  ırkından bir kedi…

(Anavatanı İskoçya… British Shorthair kedileri ile Scottish Fold kedilerinin melezlenmesi sonucunda ortaya çıkmış bir kedi ırkı olarak  tanımlanıyor…)

Aslında Leo torunlarımla birlikte yaşıyordu…  Asya’mın pandemide “Kedi de kedi” tutturması sonucu sahiplenildi…

Olan Aslı anneye  oldu. Kedinin tüm bakımı, gıdası, veterinere götürülmesi, hastalandığında tedavisini her bir şeyi onun üstüne kaldı. Küçük torunum Aybüke 1,5 yaşında filandı… Birlikte büyüdüler…

Leo şimdi 3 yaşında… Bu arada Aybüke’nin r kedi alerjisi olduğu ortaya çıktı.  

10 yıl önce kedi bakmıştım, köpeğe ve kuşa  alerjim var, ama kedilere olmadığını biliyorum… Çok üzülüyorlardı, Leo aileden biriydi.

“Getirin ben bakarım” dedim… Beni tanıyordu,  kokumu biliyordu. Kolay alışır diye düşündük, ama hiç de öyle olmadı…

Ve Leo bana geldi…

İlk geldiği gün o kadar korktu ki; sürüne sürüne yürüdü, kanepenin arkasına kaçtı ve Aslı’ya da küstü, yüzüne bakmadı, hiç tepki vermedi. Yemek yemedi, su içmedi. Hayata küstü, açlık grevine başladı…

 Aslı gün aşırı geldi, şırıngayla su verdi, kuru mamayı zorla hap gibi ağzının kenarından yutturdu…

Çok stresli bir hafta geçirdik. Yapacağım tek bir şey vardı, sevmek, Sevildiğini hissettirmek… Durmadan onunla konuştum, yakalayıp sevdim… Kucağı hiç sevmiyor, yerde ya da kanepenin üstünde sevdim…

Çok mutsuzdu, çok üzgündü… Gözlerinden yaşlar aktı durdu… Dört beş gün hiçbir şey yemedi, ama üçüncü gün yanıma gelip kendisini sevdirdi… Beşinci gece su içti, Aslı’ya küsmekten vazgeçti, yanına gitti, kendini sevdirdi… Yedinci gün kuru mamasını yemeye başladı. Bir haftalık açlık grevini sonlandırdı…

Aslı o kadar iyi eğitmiş ki; gel diyorsun geliyor, git diyorsun gidiyor.

Bir yere çıktığında durup ne diyeceğinize bakıyor. Hayır dediğin an ne yapıyorsa vazgeçiyor… Yemek masası, mutfak tezgahı gibi yerlere asla çıkmıyor.

Sürekli gözü üstümde… Her şeyi merak ediyor… Bahçedeki sokak kedilerinden ödü patlıyordu.. Şimdi alıştı, pencere pervazlarında biri içeride diğerleri dışarıda bakışıp duruyorlar.

Leo  bahçe kedilerinin iki katı büyüklüğünde… Obez değil, iri bir kedi… Pofuduk  kuyruğu var. Benim ev çocuklu eve göre çok sakin; dezavantajı sokaktan gelen gürültü…

Çoğuna alıştı ama çöp arabası geldiğinde kaçacak delik arıyor…  Çok iyi kalpli bir kedi asla tırnak çıkarmıyor ve ısırmıyor…

Tek sıkıntımız 24 saat sevilmek istemesi… Mır mır mır… Yere iki seksen misali uzanıyor, sevmemi bekliyor… Kucağa gelmiyor… Tabure odanın ortasında; belden dakika başı eğilip yerde sevemiyorum… O nereye, tabureyle oraya  gidiyorum… Bu da kedi pratiği…

İyi zaman geçiriyoruz… Kendi sesimi daha fazla duyar oldum. Hatta ev ortamında kendi sesime ne kadar yabancılaştığımı fark ettim. Mecazi değil. Ne dediysem aynısı bir duygu durumu…

Zira pandemiden beri homeofis çalışıyoruz. Basın toplantıları dışında evdeyim.  Telefon görüşmeleri dışında evde sesim çıkmazdı. Şimdi Leo ile karşılıklı muhabbet edip duruyoruz… Yabancılaştığım sesime yeniden alışıyorum…

Velhasıl kedilendim… Karşılıklı sevgiye dayalı ilişkimiz de şimdilik gayet iyi…

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?