O operasyondan, onlarında haberi yoktu...


Terör örgütü PKK tarafından, aralarında, asker ve polislerin bulunduğu 15 kahramanımızın şehit edilmesi, Iraklı 1 kişinin öldürülmesi sonrası, operasyonun, planlama, uygulama ve gizliliği çok tartışıldı...



Hükümeti, özellikle gizlilik konusunda eleştiren muhalefet partileri, o dönemlerin Başbakanı Bülent Ecevit'in,  Kıbrıs Barış Harekatı'nda olduğu gibi, Terörist Başı Abdullah Öcalan'ın yurt dışında yakalanıp Türkiye'ye getirileceği bilgisini,  ailesiyle paylaşmamasını örnek verdi...

PKK liderinin yakalanıp, Türkiye'ye getirilmesinde yaşanan gizliliğin tanıklarından biride benim...

Milliyet Haber Ajansı'nda çalıştığım o günleri, dün gibi hatırlıyorum...

Şöyle ki...

İmralı Adası 1999 yılına kadar, Adalet Bakanlığı tarafından Açık Cezaevi olarak kullanılıyordu...

Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan, Yılmaz Güney, İbrahim Balaban ve Rum Ressam Angulos Stafonodis'de, bir süre burada kalmıştı...

Menderes, Zorlu ve Polatkan'ın idam edildikleri yerdir, İmralı Adası...

HERKES ŞAŞKINDI…

Trabzon'dan, Bursa'ya geldiğim ilk yıllardı…

Mudanya açıklarında yanan bir yük gemisini haber yaparken, İmralı Adası'nı gördüm...

Buranın özelliklerini öğrenince, haber yapmaya karar verdim...

Adalet Bakanlığı'ndan gerekli izinleri aldıktan sonra, 1999 yılının Şubat ayının ilk günlerinde, adaya gitmek üzere İmralı 10 Gemisi ile Mudanya Limanı'ndan ayrıldık…

Gemide mürettebat olarak görev yapan mahkumlar, adaya ilk kez askerlerin gelip konuşlandıklarını, mevziler dahi kurduklarını belirtip, "Neler oluyor?" diye bana sordular...

Samimi olmam gerekirse…

O yıllarda, 28 Şubat tartışmaları devam ettiği için, "Ada, olası bir askeri darbe için mi hazırlanıyor?" diye düşündüm...

Neyse...

Yaklaşık iki saatlik yolculuk sonrası, İmralı'ya ulaşınca, cezaevi müdürünün makamına gittim…

Kendisinin, helikopter ile gelen Bursa Jandarma Bölge Komutanı'nı karşılayıp, adayı gezdirdiğini öğrendim...

Bu ziyarette, sürpriz bir şekilde gerçekleşmiş…

Misafirini uğurladıktan sonra gelen cezaevi müdürü, tanışma faslından sonra, "Sıra dışı hareketlilik yaşıyoruz.  Bana iletilen hiç bir bilgi yok. Askeri birlikten sonra, Jandarma Bölge Komutanı da ilk kez buraya geldi. Niçin geldiğini o da bilmiyor. Ada hakkındaki bilgi alıp gitti... " dedi...

Sonrasında, haber yapmak için adayı gezmeye başladık...

Müstakil köy evlerinden oluşan koğuşlarda kalıp, tarım ve hayvancılıkla ilgilenerek cezalarını çeken mahkumlarla röportaj yaparken, kendilerine, askerlerin neden gelmiş olabileceğini sordum..

Çoğunluğu, anlam veremediklerini söylerken, yaşlı bir mahkum, "Öcalan'ı yakalayıp getirirlerse hiç şaşırmayın" dedi…

İçimden, “Ne alaka” diyerek, bende ona anlam veremedim…

Röportajları yapıp, fotoğraf ve görüntüleri çektikten sonra ertesi gün Bursa'ya döndüm...

Haberi servise verdikten bir hafta sonra, Öcalan'ın, Kenya'da yakalanıp, İmralı'ya getirildiği açıklandı...

O gün çektiğim fotoğraf ve görüntüler, dünya basınında büyük ilgi gördü...

Genişte yer aldı...

Şimdi, bunları neden yazıyorum?

Öcalan'ın yakalanıp Türkiye'ye getirilmesini, sadece Bülent Ecevit eşinden değil, Adalet Bakanlığı, terörist başının konulacağı cezaevinin müdüründen,  Genel Kurmay Başkanlığı da, buralarının güvenliğini sağlayacak olan Jandarma Bölge Komutanı'ndan sakladı...

Paylaşmak istedim…

 

 

Yorum Ekle