15 Haziran ‘a 3 kala.!


DSÖ -WHO Pandemi ilanının hemen ardından Mart 2020 başlarında ülkemizde de Corona virüs vakalarının görülmeye başlanması üzerine, pek çok alanda olduğu gibi Yargı hizmetleri alanında Cumhuriyet tarihimizde bir ilk yaşandı.



 TBMM’den geçen kısaca “pandemi” yasalarının verdiği yetkilere dayanılarak Cumhurbaşkanınca evvela 30 Nisan 2020, daha sonra da uzatılarak 15 Haziran 2020 tarihine kadar özetle acil/istisnalar hariç tüm duruşmalara ara verilerek icra takip işlemleri yasaklanıp eski takipler de donduruldu. Yaklaşık üç aydır icra borcu olup ta haciz ve satış işlemlerine maruz kalan şirket ve şahıslar pandemi döneminde rahatladıkları gibi, çek, senet, kredi, alım satım kira ve sair nedenlerle alacaklı şirket ve şahıslar da “sabır” yüklenmek durumunda kaldı. Duruşmalara ara verilmesiyle birlikte Mart-15 Haziran, dönemine denk gelen hemen tüm duruşmalar da mahkemelerince otomatik biçimde Eylül 2020 ve sonrası tarihlere ertelendi. Ağustos ayı malum adli tatil zamanı. Bu arada yaz kararnamesi ile Hâkim Savcılar da yer değiştirecek, yeni başlayan hâkimlerin dosyalarına vakıf olmamaları nedeniyle ilk duruşmalar hiç bir tat vermeyecek özetle pandemide üç aylık ara vermenin sahaya olumsuz yansıması asgari bir yıl gibi gözüküyor. 2021’e kadar hukuk, ceza ve idari davalardan sonuç beklemek akılcı değil ve bu maddi, zaman ve enerji kaybının telafisi çok zor olacaktır. Öte yanda üç dört ayda, hukuk davalarını geçtik özellikle icra alanında biriken ihtilaf sayısını kestirmek güç. 16 Haziran 2020’de açılacak takip sayısı adli sistemi kilitleyecek ve rekor düzete ulaşacaktır. Mahkemeler, önlerine gelecek dava ve derhal karara çıkması kanun emri olan ihtiyati tedbir/ haciz istemlerini nasıl çıkaracaklar merak içerisindeyim. Zira ülkemizde üç ayda açılan takip sayısı üç milyona yakın. Bu açılmamış takip ve bir o kadar davanın bir veya bir kaç günde mahkemeler ve icra müdürlükleri önüne geldiğinde doğuracağı sorunlarla umarım yetkililer ilgileniyordur. Diğer yanda son üç ayda pek çok kamu görevlisi gibi adli teşkilat mensupları da işten azıcık uzak kalıp tabir caizse hamladığı gibi sağlık sorunu olanlar, ruhen sağlıksız hissedenler… Kısacası 15 Haziran’a üç kala kaotik bir ortamda sürece girmekte Adliye ve teşkilatı. Ne diyelim? Adli yaşamın kalbinde, milyonlarca insanın günlük yaşamını ilgilendiren daha yazılmamış değinilmemiş çok daha kaotik dağ gibi sorunlar varken devlet büyüklerimizin Baro yapılanmaları / siyaseti olmaması gerekir. Günlük, boş ve güdük işleri bir yana bırakıp, salt şu hâkim savcı kararname ve atamalarını bir yoluna koyalım, davaların uzamasına %50 çözüm getirmiş olacağız, bizden alın şifreyi! Sağlıklı ve adil günlerde buluşmak dileklerimle…

Yorum Ekle