USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

DİVAN UYUMUYORMUŞ!

16-03-2021

Bütün bunlar olurken, ortalık yangın yerine dönmüşken ‘Divan nerede’ diye düşünürken, zahmet oldu ama cılız da olsa ses verdiler! ‘Pandemiyi’ mazeret gösterip hiçbir konuda bilgilendirilmedikleri gerekçesiyle, yönetime yönelik bir iki sitemle ‘gereğini yapın’ dediler...

Divan Kurulu, kulübün en üst düzey danışma organı konumundadır. Büyük kulüplerde olduğu gibi yaptırım gücü bulunmamasına karşın, önünde ceket iliklenecek saygın bir kimliğe sahiptir. Resmi olmasa da bu kurulun sözü dinlenir, gerektiğinde de sazı çalınır. Argo deyim ile 'racon kesme' yetkisine sahiptir.
Ne var ki, bu oluşum kuruluşundan bugüne değin, seçim dönemleri başkan adaylarının listelerini bir noter görüntüsü altında onaylamanın dışında hiçbir olumlu eyleme imza atmamıştır!

Bunun getirisi olarak da kuruluş aşamasında Bursaspor’un akil adamlarından oluşması hedeflenen ‘Divan Kurulu’ bugün itibarıyla ‘İhtiyarlar Heyeti’ konumuna gelerek iflas etmiştir.

Oldukça hatalı değerlendirilen tarihi değerlerimizden biri de, divan kültürümüz olmalı! Divan, sedir, şilte ya da her neyse, sadece istirahat ve şekerleme amaçlı mekân kıvamında kabul ediliyor genelde.

Akçeli işlerden pek anlamam ama denetlemecilere göre Bursaspor saatte ‘bilmem kaç dolar’ faiz ödüyormuş, yani 24 saat boyunca zarar ediyormuş!

Ne var ne yok 2023’e kadar temlikli gözüküyor, gayrimenkullerin yüzde 40 üzeri borcu var. Yani oldu da belediyenin onayı ile Özlüce ve de Vakıfköy satılsa dahi yetmeyecek! Kulübün kredi veya borç alma imkânı yerlerde sürünüyor.

Yıllardır her gelen başkan ‘şu kadar verdim, bu kadar alacağım var’ deyip gidiyor. Anlayacağınız üzere başkanlara nakit ve kefalet borcu gittikçe yükseliyor.

Allah uzun ömürler versin; Kadir Şankaya büyüğümüz yıllar önce mali felaketlere ve gelinen günümüz haline o tarihte ilk dikkat çeken divan başkanıdır.

Sayın Şankaya’nın ne denli dolu ve gerçekçi olduğunu, divandakilerin de bırakınız uyuduğunu horul horul horladığını bugün itibarıyla çok açık ve net görülüyor.

Sormadılar ‘kulübü bu hale getiren ya da getirenler nerede?’ diye...

Nerede olacak içinizde, yanınızda, masanızda, oranızda, buranızda!

Belli noktayı geçtikten sonra bir divan kurulu üyesi olarak artık yazmanın ve konuşmanın da bir anlamı kalmıyor. “Demek ki biz buna lâyıkız!” azabını sineye çekmekten başka yapılabilecek bir şey kalmıyor.

 

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?