USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Döngüsel ekonomi

02-10-2023

AB tarafından 2015 yılında ilk döngüsel ekonomi planı yayınlanmıştır. Ülkemizde, günümüz geleneksel üre­tim ve tüketim metodu olan “al, kullan, at” kültüründen “al, kullan, yeniden değerlendir-dönüştür”e geçilmiş­tir. Bu “Döngüsel Ekonomi”ye geçişte bir eylem planı için proje hazırlanması ve uygulamaya konulması gerekli görülmüştür.

2017 yılı sonunda başlayan “Sıfır Atık Hareketi” kap­samında geri kazanım oranı 5 yıllık süre zarfında %15’lik artışla %28 seviyesine çıkarılmıştır. Bu sayede yaklaşık 9 milyon ton atığın gömülerek bertaraf edilmesi yerine işlenerek tekrar değer zincirine dahil edilmesi ve sa­nayiciye ucuz hammadde olarak sunulması sağlanmış; hem kaynaklar korun­muş hem emisyonlar azaltılmış hem de eko­nomik kazançlar elde edilmiştir.

Ayrıca yurdun dört bir yanına inşa edilen dü­zenli depolama tesisleri ve sayıları bini aşan atık su arıtma tesisleri ile bir yandan toprak ve su kaynakları gibi alıcı or­tamlar korunurken bir yandan da önemli sera gazlarından biri olan metan emis­yonlarının oluşması önlenmiştir. Bununla birlikte tesis­lerde oluşan deponi gazı ayrıca toplanarak enerji üretimi sağlanmaktadır.

Diğer taraftan dünyada giderek yaygınlaşan “Eko Etiket” uygulaması üzerinde de durulması gerekmektedir. Ayrıca, kaynak verimliliği ilkesi dahilinde; ürün ve hizmetlerin tüm süreçlerinde çevresel unsurlar göz önüne alınarak “Ulusal Çevre Etiket Sistemi” geliştirilmelidir. Böylece “Küresel Eko Etiket” ağına katılım sağlanarak, sistemin uluslararası bo­yutta geçerliliği ve tanınırlığı sağlanmış olacaktır.

Su kaynaklarımızın korunması bazında da; tarımda dam­lama sulama sistemlerine geçiş, buharlaşmayı önleyici yer altı baraj uygulamaları, yağmur suyu hasadı, arıtılmış atık suların yeniden kullanımı, gri su uygulamaları gibi faaliyet­ler sürdürülmelidir. Bu konuda devlet destek vermektedir.

Küresel bir sorun olan sera gazı emisyonlarının yarattığı iklim değişikliği ile mücadele çeşitli yollarla yapılmaktadır. Burada orman ve deniz gibi “yutak alanları” son derece önemli bir role sahiptir. Çünkü bunlar doğal çözüm alanlarıdır. Ülkemizde arıtma teknolojisi ve tesis sayılarının art­ması, düzenli depolama ve geri kazanım faaliyetlerinin yaygınlaşması ile birlikte kara kökenli atıkların denizlere ulaşması önlenmiş olacaktır. 2005 yılından sonra hizmete alınan ve halen sayıları 300’ü aşan noktada deniz araçların­dan atık alım hizmetlerinin yaygınlaşması ile de önemli ge­lişme sağlanmıştır.

Bu çalışmaların üzerinde yoğunlaşmanın faydaları görül­müş, Avrupa’da öncü ve dünyada sayılı ülkelerden biri durumuna gelinmiştir. Temiz denizlerin birer göstergesi olan mavi bayraklı plaj sayısında ulaşılan 531 ile dünya üçüncülüğü (TÜRÇEV 2022) elde edilmiştir.

Koruma faaliyetlerinin sürekliliğini sağlamak üzere “Sıfır Atık, Mavi” hareketi başlatılmıştır. Ayrıca Marmara Denizi “Özel Çevre Koruma Alanı” ilan edilerek karbon nötr yo­lunda önemli adımlar atılmıştır.

Karasal çerçevede de orman varlığında artış sağlanmış, Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü tarafından yayınlanan “Küresel Orman Kaynakları Değerlendirmesi 2020” ra­poruna (FAO 2020) göre Türkiye, 2010-2020 dönemindeki ağaçlandırma faaliyetlerinde Avrupa’da ilk, dünyada ise 6. sırada yer alarak bu yöndeki katkı­sını ve gayretini göstermiştir. Son yıllarda korunan alan büyüklüğü 3 kat artarak ülke yüz ölçümünün %12’si mertebelerine çıkmıştır. Dünya tarihine baktığımızda, sanayide yaşanan dönüşümlerin temelinde teknolojik gelişmelerin ana etken olduğunu görmekteyiz. Hâlihazırda dijitalleşme­nin hızla geliştiği bir dönemden geçmekteyiz. Hâlâ etkileri devam eden pandemi süreci de bu geçişi hızlandırmıştır. Özellikle savunma sanayinde sağlanan insansız araçlar bu geçişin önemli örnekleri arasında gösterilebilir.

Yapay zekâ teknolojisi ile birlikte; ulaşım, lojistik, enerji verimliliği gibi hususlarda daha etkili ve verimli adımların atılması sağlanmakta, bu durum emisyon yönetimini, çev­resel iyileşmeleri ve ekonomik kazançları da beraberinde getirmektedir.

Diğer taraftan bilişim teknolojilerinin hızla gelişmesi, bilgi ve verilere daha kolay ulaşılmasına ve değerlendirilmesine imkân tanımıştır. Oldukça dinamik bir yapıya sahip çevre konuları bu itibarla bilgi sistemlerinin de yaygın ola­rak kullanıldığı bir alandır. Çevresel bilgilerin toplanması, derlenmesi ve işlenmesi aynı zamanda sağlıklı çevresel po­litikaların geliştirilmesine de zemin hazırlamaktadır. ÇED raporlarının izin ve izleme sistemlerinin elektronik ortamda yapılması sağlanarak; zaman, iş gücü ve kırtasiye kullanımı noktasında büyük tasarruf imkânı elde edilmektedir.

Önümüzdeki dönemde AB ile başlayan yeşil düzen uygulamaları, sınırda karbon mekanizmaları, karbon ayak izi gibi kavramlar artık sıklıkla karşılaşacağımız terimler arasında yer alacaktır.

Özet olarak artık daha ilgili, daha dikkatli, daha özenli davranmak zorundayız.

Hep yeşil günleriniz olsun.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?