Muslera'yı çok çalıştırıyorum

Galatasary'ın Uruguay'lı yıldızı Muslera ve Brezilya'lı efssane kalecisi Taffarel, Four Four Two dergisi mayıs ayı sayısına konuştular.

Muslera'yı çok çalıştırıyorum
- A +

 

Taffarel

Şu an hâlâ kalecilik yapıyor olsaydınız birinci kaleci siz mi olurdunuz, yoksa

Muslera mı?

İstatistiklere bakıldığında Taffarel önce gelir, ondan sonra diğer isimler söylenebilir!

Muslera, Mondragon... Şaka bir yana, Muslera’yla aynı dönemin kalecileri olsak

aramızda sıkı bir rekabet olurdu çünkü çok kaliteli bir kaleci. Teknik anlamda da çok

iyi.

Ligde Galatasaray’ın şu anki durumunu nasıl buluyorsunuz? Şampiyonluk için

hangi takımın avantajları diğerlerinden daha fazla?

Çok zorlu bir yarış bizi bekliyor. Bu, bütün takımlar için geçerli. Trabzonspor

maçından önce lider olduğumuz zaman da aynı şeyi düşünüyordum. Yeter ki

ciddiyetimizi kaybetmeyelim ve en az hatayla maçlarımızı tamamlayabilelim. Bunu

başarabilirsek şampiyon olabiliriz.

Hamza Hamzaoğlu ile çalışmanın zorlukları ve kolaylıkları neler?

Bence teknik direktörlüğe Hamza’nın getirilmesi çok doğru bir karardı. Zor bir

dönemdeydik ama onun gelmesiyle birlikte her şey değişti.

Hamza hoca göreve geldiğinde ısrarla yardımcı antrenörlük değil, kaleci

antrenörlüğü yapmak istediğinizi söylemiştiniz.

Kalecilerle çalışmak yerine tüm takımdan sorumlu olmak sizi korkutuyor mu? 

Nasıl ki Roberto Mancini, Galatasaray’a geldiğinde kulüp bir duruş sergiledi ve

“Kaleci antrenörümüz Taffarel’dir” dedi, Cesare Prandelli ve Hamza Hamzaoğlu’da

da böyle oldu. Bu görevimden çok memnunum ve yardımcılık yapmak gibi bir

düşüncem yok. Yeteri kadar beyaz saçımın olduğunu düşünüyorum, daha fazlasına

ihtiyacım yok! Buna korku diyemem ama daha rahat olmak hoşuma gidiyor.

Her fırsatta kalecilerin futbolculardan daha fazla çalışması gerektiğini

söylüyorsunuz. Muslera’nın buna isyan ettiği oluyor mu?

Genellikle maçlardan sonraki gün izinli oluyoruz, onu ilk çalışmamızda çok

zorlamam ama sonraki günlerde çok ağır çalışıyoruz. Yine de Nando’nun bir şeyden

şikayet ettiğini görmedim. Her çalışmamızda elinden gelenin en iyisini yapmaya

çalışır. Ben de kaleciyken onun gibiydim.

Onunla kulüp dışında da birbirinizden ayrılmıyorsunuz. Antrenmanlarda

çalışırken birbirinizden sıkılmıyor musunuz?

Aslında tam tersi, birlikte vakit geçirdikçe bir aile gibi oluyoruz. Nando’yla saha

dışında da birlikte olmayı seviyorum çünkü çok eğleniyoruz. Onu tanıdığım için

mutluyum.

Galatasaraylılık sizin için tam olarak ne ifade ediyor?

Galatasaray benim ikinci evim. Çok uzun zamandır buradayım. Brezilya’da

International kulübünde altı sene geçirdim, Galatasaray’da bulunduğum süre oradan

daha fazla. Bu yüzden Galatasaray hayatımın çok önemli bir kısmını kaplıyor, burada

çok özel zamanlar geçirdim.

MUSLERA

Taffarel’i ilk ne zaman izledin? Dünya Kupası’nı kazanırken ona mı

odaklanmıştın?

İlk olarak 1995 Copa America’da izlemiştim. Final maçı Uruguay ile Brezilya

arasındaydı. Penaltılarda kazanan biz olmuştuk.

O zaman kalecilik hayallerin var mıydı? Maçtan çok ona mı odaklanmıştın?

Dokuz yaşımdaydım, o zaman kaleci olmak gibi bir düşüncem yoktu. Maç da çok

heyecanlı olduğu için Tafo’yla ilgili pek bir şey hatırlamıyorum.

Onunla çalışmaya başladığında ilk sorduğun soru ne oldu?

Taffarel bütün dünya için büyük bir kaleci olabilir ama Güney Amerikalılar için bundan

çok daha fazlası. Kazandığı Dünya Kupası ve diğer sayısız kupanın hepsi aklımızda. O

benim Galatasaray’a geliş sebebim. Onunla çalışabilme düşüncesi beni çok

heyecanlandırmıştı. 1995’teki o maçta Uruguay’dan bir frikik golü yemişti. Ona ilk

sorum “Neden hiç hareket edemedin?” oldu. Orada frikik kullanıldığında sadece birkaç

adım atıp topun ağlara gidişine bakmıştı. Zaten onu tanıdığımda istediğim gibi

davranabileceğimi anlamıştım. Teknik anlamda sorduğum ilk soru da ayaklarıyla

ilgiliydi. Topu nereye isterse oraya atabiliyor. Ben de onun gibi olmak istediğimi

söyledim. Bunun için beni çok sıkı çalıştırıyor.

Taffarel seni çalıştırmak için saatte 140 km hıza kadar ulaşabilen, falsolu atışlar

yapan bir şut makinesi getirmiş...

O makine umrumda bile değildi çünkü Tafo ondan daha iyi şut çekiyor, açıklarımı

makineden daha iyi yakalıyor. Gerçekten şiddetli şutları var. Haftada bir gün kuvvete

yönelik antrenman yapıyoruz ve o antrenmanlardan sonra eve zor gidiyorum. Yine de

şikayetçi değilim, beni çalıştıran Tafo sonuçta!

Tatillerde de çalışman, kendine dikkat etmen konusunda seni taciz ediyor mu?

Karışmadığı gibi bana kendisi yemekler hazırlıyor. Evinde mangal yapıp, eşine yemekler

hazırlatıp bizi çağırır. Benim de kendime dikkat ettiğimi bildiği için hiçbir şeye

karışmaz. Galatasaray’ın oyuncusu olmak böyle bir sorumluluk getiriyor; her hafta sonu

bir final maçı için hazır olmak zorundayım.

Röportajdan önce Taffarel kapının arkasına saklanıp seni korkutmaya çalıştığında

ben senden çok korktum. Bu şakalara alıştın mı?

Onu gördüğüm anda kendimi hazırlıyorum çünkü her gün buna benzer şeyler yapar.

Galatasaray TV’nin en büyük eğlence malzemesi biziz. Orada eski görüntülerini de

izliyorum, hiç değişmemiş!

Bir maçta top Selçuk İnan’a çarpıp gol olduğunda sana nasıl tepki verdiler?

Selçuk’la konuştuğumuzda bir sıkıntı yoktu çünkü bir tane bana attı, bir tane de rakibe

ve denge kurmuş oldu; sonra da üstünde durmadı ama Taffarel’den bu konuyla ilgili çok

çektim! Takımdakilere “Bundan sonra top Muslera’dayken yarınız sola, yarınız da sağa

geçeceksiniz ki Nando rahat rahat topa vursun!” demeye başladı. Bunu yapmadıkları her

an risk alıyorlarmış!

Şampiyonluk yarışında Galatasaray’ın durumunu nasıl görüyorsun?

Süper Lig’de her an her şey değişebiliyor; bir hafta önce liderdik, şu an üçüncüyüz.

Haftaya ne olacağını kimse bilemez. En az hatayı kim yaparsa mutlu sona o ulaşacak.

İlgili Haberler

Yorum Ekle

VİDEO GALERİ

FOTO GALERİ