USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Kışın saçları gridir

22-10-2015

Evden çıkarken bi hırka, bi ince yağmurluk, şemsiye falan da almalı ne olur ne olmaz.. 

Gözler pazarcı tezgahlarında iri şeftali, kırmızı çilek, sulu karpuz değil; mısır, kestane, portakal aramaya başladı hanidir.

Sokaklar ıslak, asfalt yeni ağlamış da göz pınarları daha kurumamış bir çocuğunki gibi nemli…

Sabahları pijamaların üzerine inceden bi hırka, ayaklara pofuduk kocaman tavşandan, ayıdan, sincaptan terlikler..

Demlik buğu buğu yaparken mutfak camlarını, elleri ocağa yanaştırıp ısıtma vakti..

Sıcacık salepler, ıhlamurlar, adaçayları içmek ve bundan yoğun bir keyif almak, alınan keyfi kendi benliğinden bile gizleyerek…

Kurufasuyle en çok kışa yakışır kabul edin. Dışarıda karmaşık bir yağmur, hüzünlü bir kar varken, yoğun kıvamlı, acı kırmızı biberli mis gibi kokan bir kurufasulye ve küçümen salata tabağında lahana, biber, kornişon turşusu…

Polar örtüler mi istersin, İskoç battaniyeler mi, peluştan yumuşacık battaniyeler mi, üzerine? Kitap okurken, film izlerken, geleceği düşlerken, ya da arafta bekleyen ruhlar gibi yarı uykulu yarı uyanık gündüz düşleri görürken…

Battaniye bir battaniyeden çok daha fazla anlamlar alır içine.. Ev sıcaklığı, ruh dinginliği, belki kaçış, belki yaz mevsiminin sıcağını yad etme.. Kışa dair zevk veren küçük kederler.. Can acıtmayan ama çok hafiften bir örselenme biraz iç burukluğu yaşatan..

Dışarı çıkınca sert bir rüzgar vurur, savurur saçları, yanaklar üşür, parmaklar kasılıp donar, burun kıpkırmızı, gözlerden yaş akar, hep kağıt mendil bulun durmalı çantada. Çantada kalmamış. Bi umut montun ceplerine bakılır belki bi parça unutulmuş, yalnız, tek başına bir kağıt mendili parçası bulunursa, altın bulmuş kadar sevinilir..  O küçük, buruşmuş, unutulmuş kağıt mendil parçası, hazine kadar mutlu eder bulanı.. Çok mutlu eder…

Sis çok, bulut fazla, göğün gözyaşı dinmez kışta..

Hava hep ağlak, hep üzgün, hep melankolik..

Kuzey yarım kürenin depresyonu bulaşır, sirayet eder, yapış yapış bir hüzün hissi.. Ama tuhaf bir güzelliği olan..

Dışarının bıçak gibi soğuğundan, ev içlerinin sıcağına girerken, buzluktan çıkarılmış çözülmüş kıymaya benzeyen çehreler hem öfke, hem de ardından gelen mutluluğu yaşar ve sevinmez mi?

Sokak hayvanlarını unutmamak, kartondan evler yapmak, koca rezidanslar diken müteahhitlerin kazandıkları paradan çok daha kıymetli ve eşsiz mutluluklar vermez mi Tanrı aşkına?

Sivrisinek ısırığı yok, sıcaktan baygın düşmek, yok, uyku kaçması yok, terlemek yok, kışı sevmek için bahane arayan bünyelere…

Kalorifer peteğine yaslanıp, kitap okumak da iyidir kabul..

Bembeyaz sabahlara uyanmak, pencereden karı görüp sevinmek. Evsiz barksız insanları ve sokak hayvanlarını hatırlayıp, sevincinden utanmak ama yine de alamamak kendini bu çocuksu, bu şımarık ruh vaveylasından..

Kızartılmış ekmek, duman, is, yağmurdan ıslanmış palto, portakal kabuğu kokusu, kuzinede balık ve ıslaklığı yerin kalbine işlemiş her dem taze yağmur kokusu.. Yerleşir burun direğine.. Bahar gelene kadar terketmez bedeni…

Kabak tatlısı, tıklım tepiş belediye otobüsleri, saçları ıslak ve yaygaracı liseli kızlar, saçları ıslak ve kanı deli akan liseli delikanlılar, yağmurluklardan, şemsiye uçlarından süzülen sularla göle dönmüş tren zeminleri, dükkan içleri… Aynı anda esen rüzgar ve yağan sert yağmura direnemeyip ters dönen ve telleri kırılan şemsiyeler.. Sunturlu küfürlerle konteynerlere savrulan şemsiye cesetleri… Hava gri. Hep gri. Kül rengi ve basık. Boğucu ve sinameki.. Ama özleniyor da işte..

Kış da özleniyor..

Kış mevsiminde anlam bulan şarkılar dinlemek, kışa has filmler izlemek, sadece kışa yakışan hayat parçaları bellemek..

Kışı yaşamak..

Bu satırları yazarken, her şeyi bastıran bir yağmur sesi geliyor çatıdan.. Uğultu gibi, çınlama gibi.

Yağmur kimine karabasan, kimine hediye…

Ben mi?

Benim için kışın en güzel tarafı, ardından gelecek ilkbaharı beklemek…

 

Gölgesi ağır, kederli, sürekli ağlayan kış çok yakın…

Ruhun yorulma mevsimi…

Yazı özleme mevsimi..

Yağmur mevsimi…

 

Ne yapalım, başımızla beraber…

 

 

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?