Pentagon'un UFO raporu

ABD'li yetkililerin peş peşe gelen açıklamaları ve yaz başında yayımlanan Pentagon raporu, UFO'lara olan ilgiyi bir kez daha tazeledi.

Pentagon'un UFO raporu
- A +

 

ABD hükümetinin UFO’larla ilgili uzun zamandır beklenen raporu, Haziran ayında yayımlandı. Rapor, pek çok kişinin umduğunun aksine küçük yeşil adamların varlığını kabul etmedi belki ama gökyüzünde görülen ve ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) açıklayamadığı bazı nesnelerin, uçuş güvenliği bağlamında sorun yarattığını ve ABD’nin ulusal güvenliği için bir tehdit oluşturabileceğini öne sürdü.

Pentagon ayrıca UFO’ları fazlasıyla ciddiye aldığını, bu nedenle 2007’den bu yana Açıklanamayan Hava Olayları (UAP’ler) hakkında veri toplayan Gelişmiş Havacılık Tehdit Tanımlama Programını (AATIP) yürüttüğünü açıkladı.

Söz konusu raporun bir herkese açık versiyonu, bir de sadece ABD Kongre üyelerinin gördüğü versiyonu bulunuyor. Herkese açık versiyonda, gözlemlenen olayların, “Dünya dışından bir açıklaması olduğuna dair hiçbir açık işaret bulunamadığı” belirtiliyor ancak bu ihtimal yadsınmıyor.

Raporda, UFO’ların ne olabileceğine dair beş sıradan açıklama ve bu beşlinin dışındaki tüm açıklamaları kapsayan bir “diğerleri” başlığı bulunuyor. Gözünü yıldızlardan alamayan hayalcilerin ve komplo teorisyenlerinin dikkatini çeken de bu “diğerleri” başlığı zaten…

Sonuçta ABD ordusu 2007’den beri UFO’ları (veya Pentagon’un ifadesiyle UAP’leri) sessizce ve ciddi bir şekilde araştırıyorsa ve Pentagon’un resmi raporu Dünya dışı varlıkların bulunma ihtimalini reddetmiyorsa, bu nesnelerle yakın temas iddialarını ve bunu yaşadığını söyleyen insanları yeniden değerlendirmenin zamanı gelmedi mi?

İLGİ ROSWELL’LE BAŞLADI

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir balonun 1947 yılında Roswell yakınlarında düşmesinden sonra, UFO’lara ve Dünya dışı varlıklara duyulan ilgi, popüler kültürün de bir parçası oldu. Roswell’de komplo teorisyenleri balonu bir UFO ile karıştırdı, ABD hükümeti bu iddiaları çürütme konusunda epey kötü bir iş çıkardı ve iddialar halkın hayal gücünü çabucak ele geçirdi. Barney ve Betty Hill, bilinen ilk Uzaylılar tarafından kaçırılma hikayesini anlattığında ise takvimler 1961 yılını gösteriyordu.

Rutgers Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Andrew Abeyta, bazılarımızın neden uzaylılara inanmak istediğine dair bir araştırma olan ‘We Are Not Alone’un yazarlarından biri. Abeyta’ya göre, “İnsanların hayatlarının anlamlı olduğunu hissetmeye ihtiyaçları var ve bu inançlar göklerde daha büyük ve önemli bir şeyin olduğunu düşündürebilir”.

Uzaylılar tarafından kaçırılma hikayelerini de yorumlayan Abeyta, "Böyle bir hikayenin kahramanı olmanın oldukça anlamlı bir şey olabileceğini tahmin ediyorum. Bir başarı gibi" dedi ve bu hissiyatın hikayelerde oynadığı rolü şöyle açıkladı: "Açıklanamamış deneyiminizin uzaylıların kaçırması sonucu yaşanmış bir şey olduğu hissi, doğal bir açıklamaya kıyasla çok daha heyecan verici ve önemli."

“BEN UZAYLILAR TARAFINDAN KAÇIRILDIM DEMİYORUM”

Ancak uzaylılarla karşılaşma konusu hassasiyetini korumaya devam ediyor. Bu hassasiyeti dile getirenlerden biri de bazılarının 1985’te insan olmayan varlıklar tarafından kaçırıldığını iddia ettiği yazar .

Strieber, The Observer’ın konuyla ilgili sorularına verdiği sert yanıtta, “Uzaylılar tarafından kaçırılıp kaçırılmadığımı bilmiyorum. Çalışmamın bütün amacı, başıma gelenleri anlatmak ve ne olduğunu anlamaya çalışmaktır. Medya tarafından ‘uzaylılar tarafından kaçırılan Whitley Strieber’e dönüştürüldüm. Ben böyle bir şey demiyorum. Bu konuya gelince nedense hepiniz uzayda kayboluyorsunuz” diyerek tepkisini ve konuyla ilgili hassasiyetini dile getirdi.

TÜM SENSÖRLER AYNI ANDA MI ARIZALANDI?

Bununla birlikte Strieber, The Observer muhabiri Daniel Lavelle’i eski ABD donanması kriptoloğu Matthew Roberts ile tanıştırmayı da ihmal etmedi. Madalyalı bir subay olan Roberts, 2015 yılında savaş uçaklarının Florida kıyılarındaki açıklanamayan nesneleri gösteren ünlü “Gimbal” ve “Go Fast” videolarını kaydettiği dönemde, USS Theodore Roosevelt uçak gemisinde görev yapıyordu.

Bugün emekli olmuş olan Roberts, UFO’ları yalanlayan açıklamaların fikrini değiştirmediğini belirterek, “Bunlar bazen farklı üreticilerden alınmış birden fazla sensör tarafından algılanıyordu. Tüm sensörlerin aynı anda aynı şekilde arıza yapacağını düşünmek mümkün değil; öyle bir şey olamaz” diye konuştu.

Bir bilim yazarı ve komplo teorilerini çürüten bir video oyunu programcısı olan Mick West ise, nesneler için daha gerçekçi açıklamalar sunuyor. West, bu nesnelerin uzaylılardan ziyade sıradan şeyler (teknoloji arızaları, kamera parlaması, balonlar, kuşlar vb.) olduğunu savunuyor.

“O KADAR DA BECERİKSİZ DEĞİLİZ”

Ama Pentagon bile UFO'ların bu sıradan objelerden fazlası olduğunu kabul ediyor. 9 sayfalık raporda, "Bildirilen UAP'lerin çoğu muhtemelen fiziksel objeler. Çünkü çoğunluğu radar, infrared, elektrooptik gibi çok sayıda sensöre takılıyor" deniyor. Bir başka deyişle, gökte bir şey gerçekten var ve bu bir teknik arıza değil.

Roberts, West'in Gimbal videosundaki objeyle ilgili "yakındaki bir hava aracından kaynaklı bir yansıma" açıklamasını da şu sözlerle değerlendirdi: "Ulusal ve uluslararası tüm hava araçları bulundukları yeri belirtmek zorundadır. Eğer bunu yapmıyorlarsa ortada çok sıra dışı bir durum vardır. Mick West, sağ olsun, hiç orduda görev yapmamış."

11 Eylül saldırılarından sonra tanımlanmamış hava cisimleriyle ilgili hassasiyetin daha da arttığını belirten Roberts, "Mick West'in inanmanızı istediği kadar beceriksiz değiliz. Eğer bir şey tanımlanmamışsa derhal tanımlanması gerekir" diye konuştu.

UFUKTA BELİREN ÜÇGEN PRİZMA VE IŞIKLAR

UFO’lar hakkındaki komplo teorilerinin çürütülmesine ve sıradan açıklamaların çoğalmasına rağmen, uzaylılarla temas haberleri on yıllardır gelmeye devam ediyor. Örneğin ABD’nin Vermont eyaletinde emekli bir başsavcı yardımcısı olan Terry Lovelace bunlardan biri.

Bugün 67 yaşında olan Lovelace, ‘Incident at Devil’s Den’ isimli kitabında 1977’de ABD Hava Kuvvetleri’nde görev yaparken uzaylılarla bir temas yaşadığını ancak işini kaybetme korkusuyla 40 yıl boyunca kaçırılışını sakladığını iddia ediyor.

Kitapta anlattığına göre, Lovelace, Arkansas’ın kuzeyindeki Devil’s Den Eyalet Parkı’nda Toby adında bir arkadaşı ve meslektaşıyla kamp yapıyordu. İkili bir gece ateşin başında oturmuş cırcır böceklerinin ve kurbağaların sesleri arasında sohbet etmeye çalışıyordu. Bir anda bütün sesler kesildi ve ufukta, iki sokak genişliğindeki siyah bir üçgen prizmadan çıkan üç parlak ışık belirdi. Işıklar Terry ve Toby’e doğru hareket etmeye başladı.

“BİZİ ALDIKLARINI VE CANIMIZI YAKTIKLARINI HATIRLAMIYOR MUSUN?”

Lovelace, yaşadıklarını, “Mavi bir lazer ışını bizi taradı. Uykumuzun geldiğini hatırlıyorum. Uyandığımda arkadaşım Toby çadırdan dışarı bakıyordu. Üçgen prizma ise aşağıdaki çayırda ayakta duran 10-12 kişilik bir çocuk grubunun üzerinde dalgalanıyordu. Arkadaşıma ‘Bu çocukların gecenin bir yarısı burada ne işi var?’ diye sordum. Toby, ‘Onlar çocuk değiller. Bizi aldıklarını ve canımızı yaktıklarını hatırlamıyor musun?’ şeklinde yanıtladı” sözleriyle anlattı.

Lovelace, Toby bunu söylediği anda, UFO’nun içinde olduğu anların, zihninde parça parça canlandığını da söyledi. Yıllar sonra, Lovelace hipnoz sayesinde zihninde daha fazla boşluğu doldurmayı başardı ve UFO’nun içindeyken yaratıklarla gerçekten karşılaştığını hatırladı.

BİR HİKÂYE DE İNGİLTERE’DEN

Bazıları için Pentagon’un sonunda bazı uçan nesnelerin davranışlarını açıklayamadığını kabul etmesi bir sürpriz olabilir. Ancak İngiliz polis memuru Alan Godfrey için bu, bildiklerinin teyit edilmesi anlamına geliyor.

Oldham’da doğup büyüyen bir Yorkshire’lı olan Godfrey, polislik görevinden uzun süre önce emekli oldu, ancak yine de yerden 1,5 metre yukarıda havada süzülen ve kendi ekseni etrafında dönen elmas şeklindeki bir hava aracı ile karşı karşıya geldiğinde olanları dün gibi hatırlıyor.

Godfrey, gözleri kamaşmadan önce not defterine UFO’yu çizecek zamanı buldu. Bilinci yerine geldiğinde, devriye arabasında oturuyordu. UFO gitmişti. “Arabadan indim, yolun yüzeyine baktım. Adeta bir girdap geçmiş gibiydi” diye tarif etti gördüklerini. UFO’nun hızlı devinimi, ölü yaprakları, dalları ve diğer döküntüleri sonbahar temalı bir sarmal haline getirmişti.

YILLARCA ALAY KONUSU OLDU

Yaşadıklarının ardından İngiltere Savunma Bakanlığı’ndan yetkililer Godfrey’i ziyaret etti. Bir Rus bilim insanıyla yazışan Godfrey, dünya basınından da ilgi gördü. Hatta kaçırılmasıyla ilgili anılarını ortaya çıkarmak için hipnoza bile girdi.

Godfrey yıllarca alay konusu oldu. UFO’larla karşılaştığını iddia eden birçok kişi de aynı muameleye maruz kalmaktan korktuğu için bu konuda konuşmak istemiyor, ancak artık işler değişiyor.

ABD’nin İstihbarattan Sorumlu Savunma Bakanı Yardımcılarından Christopher Mellon ve eski AATIP Direktörü Luis Elizondo gibi üst düzey hükümet yetkilileri, gökyüzünde bilinen fizik yasalarına uymayan hava araçları olduğu konusunda ısrar ediyor.

Eski Başkan Barack Obama bile bu yıl CBS’e konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Gökyüzündeki nesnelerin görüntüleri ve kayıtları var. Tam olarak ne olduklarını bilmiyoruz, nasıl hareket ettiklerini, yörüngelerini açıklayamıyoruz. Kolayca açıklanabilir bir yapıya sahip değiller. Ve bu yüzden, insanların hâlâ bunun ne olduğunu araştırmayı ve çözmeyi ciddiye aldıklarını düşünüyorum. Ama bugün size söyleyebilecek hiçbir şeyim yok.”

HALÜSİNASYON MU GERÇEK Mİ?

Konu uzaylılar tarafından kaçırılma hikayeleri olduğunda, şüpheciler bu karşılaşmaların aldatmaca, renkli rüyalar ya da halüsinasyonlar olduğunu söylüyor.

Paranormal olayları incelemek için yıllarını harcayan Londra Üniversitesi Goldsmiths’ten emekli psikoloji profesörü Christopher French ise uyku felcinin bu hikayelerin çoğu için çok daha iyi bir açıklama görüşünde. French, “Bazı durumlarda, birbiriyle ilişkilendirdiğiniz bazı belirtiler fark edersiniz ve bunlar bir mevcudiyet duygusuna yol açar. Odada sizinle birlikte bir şeyler olduğuna dair çok güçlü bir his duyarsınız” dedi.

Ama bu açıklama Godfrey’in hikayesine uymuyor zira Godfrey uzaylılarla karşılaştığını düşündüğü sırada araba kullanıyordu ve görev başındaydı. French bu durumu da “Bence Alan Godfrey de uykusuzdu; uzun süredir görevdeydi. En olası açıklama, yorgunluktan kaynaklanan bir tür halüsinasyon deneyimidir” sözleriyle açıkladı.

Peki ya hipnoz altında anlattığı hikaye? “Hipnotik regresyonla ilgili olan şey, sahte anılar üretmenin bilinen en iyi yollarından biri olmasıdır. Eğer uzaylıların kaçırılmasıyla ilgili anıları kurtarmayı umarak hipnotik gerilemeye giderseniz, elde edeceğiniz şeyin bu olma ihtimali çok yüksektir.”

“ÇOK ŞEY KAYBEDEBİLİRDİ AMA GERİ ADIM ATMADI”

Ancak İngiltere Savunma Bakanlığı’nda eski bir UFO araştırmacısı olan Nick Pope, bu açıklamayı ikna edici bulmadığı gibi Godfrey’nin hikayesinin de gerçek olduğunu düşünüyor. Pope, “Bunu açıklamakla çok şey kaybedebilirdi ama yine de Godfrey geri adım atmadı” diye konuştu.

“Gördüklerinin açıklaması bir halüsinasyon olamaz mı?” sorusuna da yanıt veren Pope şöyle devam etti: “İnsanların halüsinasyonları olduğunu anlıyorum, ancak bunlar ya akıl hastalığının ya da bir tür halüsinojenik maddenin sonucunda ortaya çıkma eğilimindedir. Bu adam görev başındaydı ve her açıdan aklı başında bir insandı. Dolayısıyla bu açıklamalar bu vakaya uymuyor. Godfrey olayı karşısında ben de diyecek bir şey bulamıyorum.”

Peki bu hikayeleri ciddiye almaya başlamanın zamanı geldi mi? Pope, “Bunların uzaylılar ve uzay gemileri olduğu fikrinin tam anlamıyla doğru olduğuna inandığımı söylemiyorum. Ama hiç değilse, daha önce inkâr edilen ve alaya alınan bu kimselerin dinlenmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

Pope Dünya dışı varlıkların aramızda olduğunu mu düşünüyor? “Bilmiyorum. Dışarıda olduklarından eminim, ama buradalar mı değiller mi? Bilmiyorum. Bence kendi kendine hareket edebilen araştırma araçlarıyla uğraşıyor olma ihtimalimiz çok daha olası.”

GİZLİ OPERASYONLAR OLABİLİR Mİ?

Eğer tüm bu yaşananlar, halüsinasyonlar, ekipman arızaları veya hatalar değilse, çoğu kişi ABD, Çin, Rusya veya diğer ordular tarafından yürütülen gizli operasyonların uzaylılardan daha makul bir açıklama olduğunu söyleyecektir.

Pope da bu açıklamaya hak verdiğini belirterek, “Çoğu askeri personelin her gizli projeyi göremeyeceğini ve bu nedenle, uçan her gizli prototip, uçak veya drone hakkında mutlaka bilgi sahibi olamayacağını kabul ediyorum” dedi ve şöyle devam etti:

“Ancak ordu, hükümet ve istihbarat camiası, teknoloji açısından çıtanın ne kadar yüksek olduğu konusunda oldukça iyi bir fikre sahip. Dolayısıyla bu uzman askeri tanıklar, bu tür olaylarda rapor edilen hızları, ivmeleri, manevraları anlattıklarında, oturup not alıyorum.”

YAŞAYANLAR İÇİN HEPSİ GERÇEK

Dinleyenler bu hikayelerin doğruluğu hakkında ne düşünürse düşünsün, olayları anlatanların çoğu yaşananların gerçek olduğuna inanıyor. Üstelik bazı kişiler yaşadıklarını anlattıkları olaylar sonrasında ciddi ruhsal rahatsızlıklar yaşıyor.

Chris French, travma sonrası stress bozukluğu yaşayan insanların psikolojik uyarılma düzeylerinin, hikayelerini yeniden anlatmaları istendiğinde çok yükseldiğini belirterek, “Aynı şeyi uzaylılar tarafından kaçırılanlarla yaparsanız, aynı tepkiyi görebilirsiniz” diye konuştu.

HAYATLARI ALT ÜST OLDU

Devil’s Den’deki gece, Lovelace ve arkadaşı Toby’nin hayatını tamamen altüst etti. ABD Hava Kuvvetleri, askeri protokol gereği iki arkadaşı ayırdı ve başka yerlerde görevlendirdi. Ama Lovelace emirleri görmezden geldi ve veda etmek için Toby’yi ziyaret etti. Karşılaştığı manzarayı Lovelace, “Toby korkunç bir haldeydi” sözleriyle anlattı. İki arkadaş kucaklaştıktan sonra Toby, “Hepsi yaşandı, değil mi?” diye sordu. “Evet dostum” dedi Lovelace, “Olanların tümü gerçekti. Aklını kaybetmiyorsun.”

Lovelace o geceden sonra çok acı çekti. “40 yıl boyunca kabuslar gördüm. Hâlâ açık bir yerden geçme fobim var. Hâlâ başucumda açık bir ışık ve yatağımın yanında bir silahla uyuyorum” diyen Lovelace, ABD hükümeti, askeri personel ve Obama tarafından yapılan açıklamalar sonrasında haklı olduğunu hissetti. Lovelace, “E-posta gönderip ‘Sana söylemiştim’ diyeceğim çok kalabalık bir listem var” diye konuştu.

Godfrey’e göre ise 40 yıl haklı çıkmayı beklemek için fazla uzun bir süre. O Todmorden’da gördükleri konusunda kararlı. “Yıllarca hep aynı şeyleri duydum: ‘Araba sürerken bir çeşit transa girdin’ gibi saçma sapan şeyler söylediler bana. Hayır, gerçekti. Yolda bir enkaz bıraktı – onun mavi ışığı aracımdan, benim farlarım da ondan yansıdı. Bu gerçek bir olaydı. Pentagon’un bana orada bir şeyler olduğunu söylemesine ihtiyacım yok. O gece gördüklerimin gerçek olduğunu biliyorum. Dışarı çıkıp ona bir tuğla atsam tıngır tıngır bir ses gelirdi. Bugün yapılan açıklamalar başıma gelenleri ve o zamanlar bana nasıl davranıldığını değiştirmez.”

The Observer'da yayımlanan ‘What I saw that night was real’: is it time to take aliens more seriously?" başlıklı haberden derlenmiştir.

Yorum Ekle