Çanakkale cephesinde Ramazan ve bayram

Çanakkale Savaşları sırasında bir yandan bağımsızlık mücadelesi veren Türk askerleri diğer yandan bombardıman altında, cephe gerisinde dini vecibelerini yerine getirmeye çalıştı.

Çanakkale cephesinde Ramazan ve bayram
- A +

 

Çanakkale Savaşları sırasında bir yandan vatanı, milleti, dini, bağımsızlığı için mücadele eden Türk askeri, diğer yandan bombardıman altında, siperlerde, cephe gerisinde dini vecibelerini yerine getirmeye çalıştı.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammet Erat, "100. Yılda Şehitlikte İftar Programı"nda yaptığı konuşmada, 100 yıl önce dünyanın şahit olduğu en çetin, zorlu ve en önemli savaşlarından birinin Çanakkale'de gerçekleştiğini söyledi.

Dünyanın en büyük devletlerinin yanlarında getirdikleri sömürge askerleriyle küçücük yarımadada, Türk'ün ve İslam'ın sesini, Osmanlı'nın varlığını ortadan kaldırmak için büyük bir çabaya giriştiğini anlatan Erat, Gelibolu Yarımadası'nda ortaya konulan mücadeleyle bütün planların alt üst olduğunu, dünyanın tarihinin değiştiğini bildirdi.

Erat, Çanakkale şehitlerini günden güne daha büyük bir heyecan, istek, arzu ve minnetle anmaya devam ettiklerine işaret ederek, "1915 yılında Çanakkale'ye gelen erler ve subaylar, burasının 'son kale' olduğunu düşünerek çaba gösterdiler. Büyük bir mücadeleye gireceklerini bilen askerler, aynı zamanda 'ölürlerse şehitlik, sağ kalırlarsa gazilik' mertebesine ulaşacaklarını biliyorlardı. Geride bıraktıklarına değil, vatanı, milleti, devleti, dini, bayrağı, namusu için gözünü kırpmadan, 17, 18, 19 yaşında gencecik çocuklar, eğitimli gençler bu topraklarda görev aldı" dedi.

Savaş devam ederken ramazan ayında yaşananları aktaran Erat, şöyle devam etti:

"İstanbul'da oluşturulan 24. Tümen, başkomutanlıktan gelen emir doğrultusunda Çanakkale cephesine gönderilmişti. Kemerburgaz ve Alibeyköy'den sonra askerler Eyüp Sultan Camisi'nin önünden geçerken halk Ramazan Bayramı namazından çıkmaktaydı. Büyük bir tümenin tozu dumana katarak böyle dini mukaddes bir günde cepheye gitmesi halktan bir çok kimsenin, özellikle ihtiyar ve kadınların ağlamalarına sebep olmuştu. Bu tümenin askerlerinden İbrahim Arıkan hatıratında, 'Gittiğimiz yerin ne demek olduğunu takdir eden halk, hüzün ve teessürden kendini men edemiyordu. Kova ve bakraçlarla askere su vermeye çalışıyorlardı' ifadesine yer vermiş."

Erat, Temmuz ve Ağustos aylarında Anafartalar ve Saddülbahir bölgelerinde çetin geçen savaşta, havanın çok sıcak, her tarafta sineklerin olduğunu, su bulma imkanının sıkıntılı olduğunu vurgulayarak, şunları ifade etti:

"Düşmanın, Türk askerinin moralini bozmak için büyük bir çaba içinde olduğunu görüyoruz. Bayram namazı kılmadan önce İngilizlerin bombardımanı artıyordu. Türk askerlerinin rahat bir bayram geçirmemeleri için ellerinden geleni yapıyorlardı. Ramazan ayını çok zor şartlar altında geçiren askerlerin cephede daha rahat oruç tutabilmesi için hurma ve zeytinin sayısının artırılması, aynı şekilde reçelin ramazan ayında askerin daha çok ihtiyacı olacağı düşüncesiyle daha fazla cepheye gönderildiğini biliyoruz."

Düşmanın top atışları nedeniyle bayram namazının çok kısa sürede kılındığına dikkati çeken Erat, "Bayram sabahı 11. Tümen'de sade bir tören düzenlendi. Erlerin elbiselerinin tozları alınmış, askerler temiz elbiselerle bayram namazı kılmak istiyordu. İmkan dahilinde tıraşlar ve boy abdestleri alındı. Bayram hutbesi uzatılmadı. Erler, namaz sonrasında birbirlerinin bayramını tebrik etmiş, bütün bayram bu kısa süre içerisinde gerçekleşmişti" diye konuştu.

Erat, Cephede tabur imamları, müftüler, İstanbul'dan gelen medrese hocalarının bir elinde kılıç, bir elinde Kur'an ile askerlerin önünde onlara moral ve motivasyon vererek savaştığının bilindiğini ifade etti. Erat, "100 yıl önce askerlerimizin savaştığı bu topraklarda bugün, bu güzel mekanda rahat nefes alabiliyorsak bu, askerlerimizin son nefesini vermesinden dolayıdır. O nedenle bütün şehitlerimizi rahmetle, saygı ve minnetle yad ediyoruz" dedi.

Yorum Ekle