Üniversitede bilinçli tercihin püf noktaları

Üniversitede bilinçli tercihin püf noktaları
- A +

Aycan Lizor, Gedik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. İlknur Koçaş ile üniversite-sanayi işbirliğini, öğrencilerin üniversite ve meslek seçimini konuştu.

Üniversite tercihi zamanı geldi çattı. Hemen hemen bütün gençlerin kafası karışık bu süreçte… JESOND COACHING olarak bizler de gençlere partnerlik yapıyoruz. Meslek seçimi önemli bir karar ama asıl önemli olan bu kararı gençlerin kendilerinin vermesi, yani sorumluluğu üstlenmeleri...

Devlet üniversitesi mi?

Vakıf üniversitesi mi?

Bu soru bizlere sıkça soruluyor. Cevabı kişiye göre değişmekle beraber üniversite-sanayi işbirliğinin en güzel örneklerinden biri olan Gedik Üniversitesi’ni ziyaret ettik. Fen Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İlknur Koçaş ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızda 27 yıllık makine mühendisliği tecrübesi ve şu andaki akademisyen kimliği ile bizlere çok şey anlattı. İyi okumalar...

İnsanların kariyerlerinde mezun oldukları üniversitelerin isimleri ne kadar önemlidir sizce?

Bu aslında, gençlerin üniversite tercihlerini yaparken üzerinde en çok düşündüğü konulardan biri... Öğrenci bir yanda öğrenim görmek istediği alanı seçerken diğer yanda da o eğitimi alacağı üniversiteyi de seçmek zorunda…

Bunun bana göre en önemli nedenlerinden biri de markalaşmadır. Günümüzde topluma hizmet eden her alanda marka konusu ön plana çıkarken eğitimde de marka konusu doğal olarak gündemde. Bu noktada kalite en belirgin faktörlerden biri aslında ve bizler biliyoruz ki kalite hiçbir zaman tesadüf değil. Kaliteli her ürünün veya hizmetin arkasında tecrübe, özveri, iyi bir ekip ve sonuç odaklı çalışma var. Günümüzde üniversite adayı gençler de popüler mesleklere yönelmeyi tercih ederken, bu öğrenimi popüler üniversitelerde kaliteli eğitim alarak görmek istiyorlar. Bunun en önemli nedeni ise gençlerin mezun olduktan sonra iş hayatına atılırken tercih edilen üniversitelerden birinden diploma almış olmak istemeleri…

Çok yakın geçmişe kadar gençler üniversite tercihi yaparken sadece büyükşehirlerde bulunan devlet üniversitelerini tercih edebiliyorlardı. Bu üniversitelerimizin ise gerek kontenjanları gerekse sayıları göz önüne alındığında arz talep dengesi ne yazık ki karşılanamıyor pek çok genç üniversite eğitimi alamıyordu.

Vakıf üniversitelerinin kurularak eğitim-öğretim faaliyetlerine başlaması ile ülkemizde bu konuda çok önemli bir adım atılmış olduğuna inanıyorum. Çünkü gençlerin istedikleri alanda öğrenim görebilecekleri Üniversitelerin sayısı artmış oldu.

Sayıları her geçen gün artan üniversiteler ile birlikte gençlerin üniversiteye girebilecek miyim endişesi azalırken acaba hangi üniversiteden mezun olursam daha iyi koşullarda iş hayatına başlayabilirim endişesi başladı.

Sorunuzu bu çerçevede ele almak üniversite tercihi yapacak gençler için daha yönlendirici olabilir kanaatindeyim. Günümüzde gerek devlet gerekse vakıf üniversitelerinde öğretim üyeleri pek çok alanda ortak bilimsel çalışmalarda ve işbirliklerinde bulunuyorlar. Vakıf üniversiteleri öğretim üyeleri de gerek devlet üniversitelerinde uzun yıllara dayanan bilimsel çalışmaları, bilgi ve tecrübe altyapıları ile gerekse yurtdışında akademik ve bilimsel çalışmaları ile tecrübe kazanmış hocalardan oluşmakta. Bu açıdan bakıldığında yeni kurulmuş çok genç vakıf üniversitelerindeki eğitim kalitesinin de göz ardı edilemeyecek kadar yüksek olduğunu veya olabileceğini söylemek gerekir. Yani gençlerin mezun oldukları üniversite ismi, almış oldukları kaliteli eğitim ile birlikte ön plana çıkar.

Türkiye’de bilinçli olarak mesleğini seçen ve buna göre üniversite tercihi yapan öğrencilerin yüzdesi nedir? Bu oranı arttırabilmek için ne yapmalıyız?

Bilinçli olarak mesleğini seçen öğrenci sayısında her geçen yıl olumlu bir artış var aslında. Bir önceki sorunuzla ilgili yanıtımda da ifade ettiğim gibi üniversite sayısının artması gençlerin istedikleri alanda öğrenim görme şansını da artırıyor. Bununla birlikte, ülkemizde bilinçli olarak mesleğini seçen gençlerin yüzdesi gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında istenilen oranda ne yazık ki değil. Aile ve çevre faktörü,  ulusal ve uluslararası ölçekte ekonomik dengeler başta olmak üzere pek çok faktör var bu durumu etkileyen. Gençler çocukluk yaşlarından itibaren ailesinin hayal ettiği mesleğin kendisine yakıştırılmasıyla yetişiyorlar. Benim çocuğum doktor, avukat, mühendis, öğretmen olacak sözleriyle büyüyen çocuk orta öğrenim sürecinde bu ve buna benzer alanlarda eğitim görmek için gerekli beceriyi gösteremediğinde büyük hayal kırıklığı ortaya çıkıyor ve kendine güvenini kaybediyor. Bu noktada en önemli husus aslında çocuğun hangi alana ilgili ve hangi alanda yetenekli olduğunun fark edilememiş olması veya fark edilse dahi bu alanların hobi olarak tercih edilerek ailenin ısrarla yönlendirdiği meslek gruplarının olması. Böyle bir durumda üniversite adayı öğrencinin meslek seçiminde kafasının karışması ve belki de hiç istemeden okuyacağı bir alanda eğitim almak zorunda kalması ortaya çıkıyor.

Öğrencinin bilinçli olarak mesleğini seçmesi için en önemli görev ailelere ve ilköğretimden başlayarak orta öğretim sürecinde görev alan öğretmenlerine düşüyor. Ayrıca gençlerin yeteneklerinin ve ilgi alanlarının belirlenmesinde ve doğru meslek ve üniversite tercihinde Öğrenci Koçlarının ve Rehber Öğretmenlerin de katkısı hiç şüphesiz ki büyük olacaktır.

Sizleri ziyaretimiz sırasında gördük ki Gedik Üniversitesi beklentilerimizin çok üstünde ama bunu bir de sizden dinlemek isteriz. Gedik Üniversite’sinin farkını anlatır mısınız?

Üniversitemiz çok genç bir üniversite olmakla birlikte arkasında 50 yıla dayanan bir eğitim felsefesi var. 1994 yılında kurulan Gedik Eğitim Vakfı ile gençlerin mesleki alanlarda tecrübe ve bilgilerinin artırılarak nitelikli personel ihtiyacının karşılanması hedeflenmiştir. 2011 yılında Gedik Holding şirketlerinin deneyimini akademik alandaki çalışmalarla ilişkilendirerek ülkemiz sanayisinde ve hizmet sektöründe yaşanan gelişmeleri hızlandırmak ve nitelikli personel ihtiyacını karşılamak amacıyla GEV (Gedik Eğitim Vakfı) çatısı altında Gedik Üniversitesi’ni kurulmuştur.

Üniversitemiz nitelikli ve deneyimli öğretim kadrosu ile 4 Fakülte, 3 Enstitü, 4 Araştırma ve Uygulama Merkez, Meslek Yüksekokulu ve Yabancı Diller Yüksek Okulu ile eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürmekte olup, uygulamaya ağırlık veren eğitim programımızla, iş dünyasında fark yaratacak niteliklere sahip, işverenlerin tercih edeceği uzmanlar olarak gençlerin yetişmesi hedeflenmiştir.

Gedik Üniversitesi olarak Üniversite-Sanayi işbirliğinin somut bir örneğiyiz biz. Öğrencilerimiz derslerde öğrendikleri teorik bilgilere yönelik uygulamaları ülke sanayiine uzun yıllardır hizmet veren Gedik Holding bünyesindeki kuruluşlarda görerek öğreniyorlar. Uluslararası ve ulusal alanda bir marka olan ürünlerin projelendirme, imalat, pazarlama ve satış süreçlerindeki uygulamaları bizzat görerek öğreniyorlar. Başarılı öğrencilerimiz derslerden kalan vakitlerinde fabrikada ilgili bölümlerde eğitimlerine uygun bölümlerde görev alabiliyorlar. Burada öğrencilerimize çalışırken okuyun, okurken çalışın şeklinde bir sloganımız bile var. Ayrıca öğrencilerimizin büyük bir bölümü zorunlu stajlarını yine bu fabrikalarda gerçekleştirebilirler. Öğrencilerimiz aynı zamanda ERASMUS Programları ile yurtdışındaki anlaşmalı olduğumuz üniversitelerde de öğrenci hareketliliği programlarıyla yurt dışı eğitim tecrübesi almış olabiliyorlar.

Siz mesleğinizde mutlu musunuz? Motivasyon kaynağınız nedir biraz açıklar mısınız?

Ben istediği meslek dalında öğrenim görme şansına sahip bir Makine Mühendisi ve bir akademisyen olarak kendimi şanslı hissettiğimi söylemek isterim. 1988 yılında YTÜ (Yıldız Teknik Üniversitesi), Makine Fakültesi Makina Mühendisliği Bölümünü bitirdim ve ardından yine aynı alanda Yüksek Lisans ve Doktora Öğrenimime devam ettim. 27 yılı bulan meslek hayatımda bir gün bile keşke Makine Mühendisi olmasaydım dediğimi hatırlamıyorum.

Sevdiğiniz işi yaptığınızda öğrenmeye hep devam ediyorsunuz, bu da sizi dinamik ve başarılı kılıyor. Başarı tek başına mutluluk getirmez ama başarısızlık mutsuz eder insanı. Başarı ise motivasyonunuzu hep güçlü kılıyor. Öğrendikçe daha fazla öğrenmek ve akademisyen profili ile daha fazla öğretmek istiyorsunuz. Benim öğrencilerim arasında sadece derste anlatılan konularla yetinmeyen ve (çoğu zaman yüksek lisans programlarında yer verilen konulara ilişkin soruları olan gençler var. Onların öğrenmeye olan istekleri motivasyon üzerinde önemli bir katkı sağlıyor kuşkusuz.

Gençlere kariyer ve başarı ile ilgili tavsiyeniz ne olur?

Kariyer ve başarı aslında birlikte var olabilen kavramlar. Başarılı olmak için öncelikle sevdikleri mesleği seçmeleri gerekiyor. Meslek seçiminde ise içlerinden gelen o sesi mutlaka dinlemeliler ve asla vazgeçmemeliler. Meslek seçimini doğru yapan öğrenci başarılı olma yönünde önemli bir adım atmış olur. Kariyer ise her zaman daha iyisini nasıl yapabilirim sorusuyla birlikte gelişen, çok çalışarak geliştirilen bir kavram.

Bizleri ağırladığınız ve zaman ayırdığınız için çok teşekkür ediyoruz…

Yorum Ekle