Kurtuluş Savaşı sonrasında, 1920 yılında ipek üretimi ancak 320 bin kg idi. Cumhuriyet yönetimi, ipekçiliğe yeniden önem vermiş, 1921 yılında İpekçilik Okulu yeniden açılmıştı. Bu çabalar sonucunda, 1933 yılında ipek üretimi yılda 9 milyon kilograma kadar yükselmişti. Bu dönemde ise, ülkemizde 50 binin üzerinde aile İpekböceği bakımı ile ilgilenmekteydi. Bunlara ipek fabrikalarında çalışanlar ile, ipek halı dokuyan kızlarımızı da eklersek, İpekböcekçiliğinin ülkemiz için önemi daha iyi anlaşılır

Suniipeğin yaygınlaşması ve 1985 yılından sonra fiyatların uluslararası kurlara göre açıklanması ile ülkemizde ipek üretimi gittikçe azaldı. İpekböceği için gerekli temel ürün olan dutların da, sürekli ilaç alanları içinde kalması da, Kozacılığı geriletmiştir. Bugün dünyada Başta Çin ve Japonya olmak üzere Hindistan ve Orta Asya ülkelerinde ipekbecekciliği yoğun bir biçimde ve ucuz olarak üretilmektedir. Türk Kozacılığı bu ülkeler ile rekabet edemeyecek duruma gelmiştir. Özelikle son yıllarda Orta Asya kozalarının kaçak olarak yurdumuza sokulması ile ülkemizde ipekböcekçiliği neredeyse tamamıyla sona ermiştir…

Yüzyıllardır, her temmuz ayı koza yükleriyle dolup taşan Koza Hanı'nda ilk kez 1995 yılı, koza borsası açılmamıştı. Türk ipekçiliği, kozasını ören ipekböceğinin koyduğu son halka gibi, bir derviş misali yüzyıllardır ördüğü kozasını örmüş, ülkemizden göçüp gitmek üzeredir...

Raif Kaplanoğlu