Bursa'nın eski mahallelerinden biridir

Setbaşı Köprüsü civarındadır. Bugün Bursa'nın önemli bir semtidir. Kadı sicillerinde, XV. yüzyıldan başlayarak bu mahallenin adına rastlanmaktadır. Bir kayıttan mahallede, Karaçelebizade Mehmed’in bir mescidi bulunduğu anlaşılıyor. Bu mescit, bugün Şehir Kütüphanesi yanındaki Karaçelebi Camii'dir. Babası ünlü Karaçelebizade Abdulaziz'dir. Bu nedenle, Kara Çelebi olarak anılan Mehmet Çelebi'nin diğer adı Hüsamettin'dir. Mahalle bir set, tepe üzerinde bulunduğu için bu ad verilmiş. Eskiden mahallede çok sayıda meyhane ve bozahane bulunuyordu. 1533 yılında Sedbaşı bozahanesinin yanında, daha önce kapatılan Yorgi'nin meyha­nesi tekrar açılınca mahalle halkı tepki göstermiş. 1535 yılındaki bir kayıtta ise Yazıcıoğlu Yani'nin, komşusunun kapısının önüne açtığı meyhane şikâyet üzerine kapatılmıştır. Bu konuda hoşnutsuzluk o kadar artmış ki, bir gün saraydan Bursa Kadısı'na şu buyruk gelir; "Sedbaşı'nda eskiden beri var olup, birkaç kez yasak edildiği halde sürekli tamir edildiğini duyduğum meyhaneleri kapat; kimseye içki sattırma; emrimi yerine getirdiğini bana yaz; şimdiye kadar neden bunları kaldırtmadığını da ayrıca bil­dir." Bunun üzerine Bursa Kadısı’nın, Sedbaşı'ndaki Kirkor oğlu Morat, Tedori oğlu Şirmert, Abidin oğlu Murad ve Oran oğlu Anton adındaki Hıristiyanların hükümlere aykırı olarak meyhane açtıklarından ve Müslümanlara içki sattıklarından ötürü kimisini hapis, kimisini uyarma ile cezalan­dırdığı görülür. 1576 tarihli bir mühimme defteri kaydına göre de, Sedbaşı Mahallesi’ndeki meyhanelerin kapatılması konusunda başka bir buyruk vardır. 1772 yılının ocak ayında mahallede büyük bir yangın çık­mıştır. 1801 yılındaki büyük Bursa yangınında ise mahalle tümüyle yanmış. 1863 yılının 26 Eylül’ünde bir simitçi fırınında çıkan yangın sonrasında, Umurbey'e kadar olan tüm mahalle yanmış. 1912 yılında gelen Balkan göçmenlerinin bir kısmı bu mahallede iskân edilmiştir. Sedbaşı'nda çoğunlukla Ermeniler ve yabancılar yaşamak­taydı. İpekçilik Caddesi’nin sağında bulunan Ermeni Kilisesi, 1980 yılında yıkılmıştır. Bu kilise, Halk Kütüphanesi altında idi. Burada bir de Bogosyan adlı bir Ermeni okulu vardı. Mahallede bulunan Halveti tarikatına bağlı olan Hacışevki Tekkesi, Cumhuriyet dönemine kadar faaliyetini sürdürmüştür. Sedbaşı Mahallesi, son yıllara kadar kentin en önemli eğlence, dinlence merkezi idi. Adeta Bursa'nın Beyoğlu'su idi. Mahfel'in bulunduğu bahçe önceleri Türkocağı lokali idi. Bursa’nın en seçkin ve güzel lokali idi. Binanın yanında ise güzel bir gazino vardı. Bu gazinonun önünde, 1918 yılında Türkçe ve Ermenice olarak Vorpahnam Gazinosu yazmaktaydı. Sahibi Bedros Efendi idi. Bedros Efendi bu gazinosuna herkesi almazdı. Bugünkü Mahfel'in yanındaki sokakta ise baş­tan başa meyhaneler vardı. Bu nedenle sokak da, son yıllara kadar Meyhaneciler Sokağı olarak anılmıştır. Bu meyhanelerin her birinde birer ikişer kişilik çalgıcılar, tıpkı Çiçekpasajı'nda olduğu gibi eğlentiler düzenler­lerdi. Kurtuluş Savaşı öncesinde bu meyhanelerde, o dönemin ünlü hanen­desi Treza, kısık sesi ile şarkılar söylerdi. Sedbaşı Köprüsü civarında bulunan Nuriye Oteli, Bursa'nın en önemli oteli idi. Otelin güzel bir de gazi­nosu vardı. Nuriye Oteli’ne bitişik olan postane, o devrin tek postanesi idi. Postanenin sahibi ise Agapus adlı bir Ermeni idi. Cumhuriyetten sonra Setbaşı’nda birçok sinema açılmıştı. Sinemaların çoğu da bu mahallede idi. Sedbaşı’nda bulunan Rüya ve Saray Sineması Bursa'nın en güzel sinemalarından idi. (BOA. Temettuât Defterleri, no.7388)

Raif Kaplanoğlu